Züleyha ile Hazreti Yusuf
June 12th, 2009
züleyha ile hazreti yusuf aleyhisselam evlenmiş midir? ben o kısım meçhul diye biliyorum. zaten züleyha kur’an-ı kerimde de iyi olarak tasvir edilmez zira hem kendi nefsine hem de hazreti yusuf aleyhisselama zulmetmiştir.
dünyanın güneşe aşık olması ile bir insanın başka bir insana aşık olması teorikte benzer şeyler gibi görünse de esasında değildir. bir defa insanda hissiyat vardır; acı çekme gibi bir kavram vardır, heyecan vardır, hatta heyecandan karnına ağrı girmesi vardır, aşık gözleri ile dünyayı çok güzel görebildiği gibi yine aşık gözleriyle dünyayı bir zindan gibi görebilir; yani şuur bulanması vardır, hasretin yakıcılığı ile kavuşma hayalinin verdiği mutluluk vardır, vardır da vardır..
kelebeğin kapıldığı ateş gibidir bu yüzden aşk, ışığıyla cazibedardır, gözleri kamaştırır, insana hiç yaşayamayacağı duyguları yaşatır, bi nevi lunaparkta hiç binmediğin bir oyuncağa ilk defa bindiğinde yaşadığın tuhaf hisleri yaşatır ama derininde acı vardır.. eğer ki gerçek aşksa..
bir insanın aşık olduğunu iddia etmesini de garipseyebiliyorum bazen, öyle basit bir şey değildir ki aşk.. şimdiki nesil karıştırıyor, hoşlanmayı da aşk zannedebiliyorlar. ben bir arabayı görünce de heyecanlanabiliyor, o arabadan benim de olsun istiyorum, bu aşk değildir ki bu olsa olsa hoşlanmadır. hoşlanma odur ki, sevdiğin kişi yanında olunca mutlusundur yanında olmayınca çok da umrunda olmaz. bir de aşkın yanılsaması vardır, o zaman da sevdiğin kişi yanında olunca mutlusundur yanında olmayınca mutsuz.. amma aşk öyle değildir. gerçek aşka düşmüş kişi sevdiği yanında olsa da, olmasa hüzün soluklar, hüzün yudumlar. zira gerçek aşkta artık maşuktan sıyrılınmıştır, aşık kendi dünyasında maşukunun üzerinde daha başka, daha derin bir şeye aşık olmuştur. maşuğu yanında imiş, değilmiş aşığı pek ilgilendirmez, onun gözleri başka birisini aramaktadır. aşık olduğundan gçmek üzeredir gerçekten de..
fakat bir insanın aşık olduğu insandan vazgeçip de Hakk’ı bulması uzun ve çetrefilli bir yoldur, maşukta kaybolunma riski yüksektir. nice insanlar vardır, dünyalık aşklarından sıyrılamadan göçüp gitmişlerdir. aşık çok zor yollardan geçecek, iliklerine kadar hasreti, özlemi, acıyı hissedecek ki fanide bekayı bulsun. güneş zannettiğinin, aslında ışığını güneşten alan dolunay olduğunu fark etmesi için dünyasına güneşin doğması gerekir. böylece anlar ki aşık olduğu aslında güneştir, dolunay onun için bir yanılsamadır.. Allah’ı bulacak ki bir aşık, fani maşuğundan vazgeçsin.. bu gerçek hep karıştırılır, insan zanneder ki önce fani olandan geçilir, sonra baki olan bulunur. hayır efendim öyle değildir, önce baki olan bulunur, sonra fani olandan geçilir.. aşk ile insanın alıcıları gelişir böylece aşık insanın dikkatini bakinin güzellikleri çeker..
aşk evliliği dedikleri de bence içi boş bir kavram. ”Bu yüzdendir ki evli insanlar baştaki o heyecanı devam ettiremezler, zira ulaşılabilene ulaşmışlardır.” bu doğru bir anlayıştır evet lakin bu evlilikte esas olan zaten aşk değil cismaniyettir. yukarıda bahsettiğim araba örneği gibi ya da almayı çok istediğim bir ayakkabı gibi, onlara da ulaşınca insanın hevesi geçiyor zaten. sonrası hakkında yeterli malumatım olmadığı için bir şey diyemiyorum.
aşk, bambaşka bir hadisedir, aşık olmayan ondan anlamayacağı gibi aşık olan bile tam olarak onu çözemez. kendi içinde bir muammadır aşk dediğimiz..
- topik
devamı : Aşk
Köşedeki tüm yazılar :
Tek bir wıbılan var Durma, sen de wıçkır:
1. RiodeJaneiro | September 7th, 2009 at 22:24
ne aşk
Wıbıl:
Buraya wıbılanlar: |