Yol Çizgileri
Mart 9th, 2006
Yanıp sönen yol çizgileri miydi beni götüren? Bilmiyorum, belki sadece düz coğrafyanın ortasından uzanan kül grisi asfaltı takip ediyordum. Pastel renklere bürünmüş bir kış ovası daha güzel görünemezdi heralde. Tek tük pamuk bulutların ardından birbaşka mavi görünüyordu gökyüzü. Solmuş ağaçların ardında ise boylu boyuna uzanan bir göl, ne kadar huzurlu. Kel bozkır tepeleri arasından yol alırken kil rengi topraklar dolduruyordu göz bebeğimi. Tüm saçma sapan ve gereksiz düşüncelerden uzaklaşıyordum. Beynimin içindeki kıprıntı (lar) sakinleşmiş, retinamdan kırılıp elektrik sinyallerine dönüşmüş bu sanat sergisini izliyor gibiydi (ler) .
Abzürdlüğün saflaştığı, heyecanın dinginleştiği, parlaklığın matlaştığı, huzurla hüzün arasında bir tada dönüşen bir manzaraydı karşımdaki. Bu tatil ikindisini başka türlü yaşamak isteyeceğimi pek sanmıyordum. Kurumuş çaylar üzerine kurulu, sollamanın yasak olduğu dar köprüler; çamur bulamacından yapılmış evlerden ve kıvrılan sokaklardan oluşan şirin köyler; akan bel kadar suya hürmet için gelişi güzel sıraya geçmiş ağaçlar; yolculuk için mükemmel havanın keyfini çıkaran kuş sürüleri… Dağınık düşüncelerimi terkedip, saniyeleri doyasıya yaşamak istiyorum ve analiz etmeyi bırakıp, tekrar herşeyi periyodik çizgiler gibi akışına bırakıyorum.
- Burak Bakay
Köşedeki tüm yazılar :



















