Yazma Gereksinimi; patikaya küçük taşlar atmak

Ağustos 1st, 2008

Yazma gereksinimi değişik bir duygu. Aslında hayatla ve yaşamın gereksinimleriyle de birebir paralel.

İnsan yaşadığını farketmek ister. Hissetmek de durağan bir yapının değişmesi, deprem olurkenki o çizen aletin tırtırtır titremesi gibi, tıpkı bir kelebeğin kanatlarının kıpırış kıpırış kıpırması gibi değişkenliktir. Kainatta değişmeyen tek şey değişimdir. Sakla tag’ ı, gelir postluk zamanı.

Yani değişim, farklı deneyimler, yeni bir tat, koku manzara..

Yazma da bu değişim ihtiyacından ve yaşadığını hissedebilmekten geçiyor. Yani tecrübelerinizi bir yerde kayıt altında tuttuğunuzda ileride şöyle bir bakıp “Vay be, gençliğimizde neler yapmışız!” diyebilmenizden geçiyor. Tabi Allah ömür verirse.

Patikada yürürken yolunu kaybetmeyeyim diye yada belki de sırf ne kadar gittiğini bilebilmek için elindeki ekmekten yola kırıntılar döken şu masal kahramanının (Rapunzel diyesim geliyor ama o değil, o saçları uzun olan) yaptığı gibi hayatınıza ufak çentikler atmaktır ki ne kadar ilerlediğinizi bilesiniz.

Bu konu biraz uzun olmakla birlikte bir yazının hacmini aşar. Şimdilik bu kadar. Yazın ki yaşadığınızı farkedin ve farkettirin. Başka türlü hakkını veremezsiniz hayatın.

Köşedeki tüm yazılar :

09 | toz ve çamur


Köşeler

En Son Yazılar