Yalanlarla Dolu Bir Dünya
Haziran 6th, 2007
Üzülerek söylenilmesi gerek ki günümüz dünyasında yalanlarda tamamen arınmış olarak yaşamak mümkün değil. İnsanlar gerek başkalarıyla olan ilişkilerinde gerek kendilerini fiade etme şekillerinde dpğrulıktan ayrılmamayı gereğinde fazla zor buluyorlar. Her şeyden önce birey kendine yalan söylemeyi adet haline getirşiştir. Tüm bunların temelinde yatan sorunlar ise günvesizlik emin olamama iradesizlik yetersiz iletişim becerileri olarak sıralanabilir
Yalan söylemenin temel mantığı ‘uydurulanın’ ‘gerçekten’ daha tyercih edilebilir zannedilmesidir. Bu durumun başlıca şartı da gerçekliğin hoşa gitmeyecek şartlardan oluşmasıdır (çok kasıyo) dünyada olup bitnmiş olanlardan daha uygun görünen bir de hayal dünyası vardır. Aslında bu yönden bakıldığında gerçek dünyadaki olaylar ne kadar olumlu olursa olsun tüm şartları tamamen kontrol edilebilen bir fantezi dünyası gerçeklikten çok daha ‘çekici’ algılanabilir. Arada ‘inanılabilirlik’ gibi ciddi bir gösterge olsa da bu bireyin hayal gücüne ve tutarlı öyküler ortaya koyabilme yetenğine kalmıştır. Yaşanan yada yaşanacak olan gerçekliklerle tatmin olmamış birey bu dfurumları değişik şekillerde algılacak yada başkalarının olduğundan ayrı algıklamasını sağlayarak isteğini en azından sanal olarak gerçekleştirmiş olur. Olandan ziyade olması gereken yada olması istenen söz konusudur artık. Biraz ‘idealist’ yakşalımlar işin içine zihindeki eksiksiz planlar ve pürüzsüz işleyişler karışır. Dolayısıyla son ürün çıkış noktasından iyice ayırlmıştır.
Yalan söylemenin temelinde etrafından kendinden yaptıklarndan memnun olmama biraz pişmanlık bunu takiben korku ve çekinceler bulunur. Yapılan bir hatayla yüzleşmek yerine hem kendine hem başlarına söylenebilecek ‘ufak yalanlarla’ durum ‘kotarılmaya’ çalışılabilir. Busenaryoda birey olayın greçekliğiyle muhtemelen olumsuz sonuçlarıyla yüzleşmektense kendine olan saygısından ödün verip önce kendini sonra karşıdakini kandırmayı tercih etmiştir. Bireyi bu duruma iten zamanında yaptığı iradesiz, bilinçsiz sorumsuz, dolayısıyla pişmanlığıonın kaynağı seçimlerle birlikte gelen hatalar yumağı ve kısır döngüyle kendini büyüten suçluluk duygusudur. Bu duyguyu açığa çıkarıp çözmeye açlışmak yerine örtbas edilir, geçistirilirse uzun vadede ciddi kişilik bozukluklarına sebebiyet verebilir
Yalan söylemek sadece kişinin eksikliğini bilip bunları kapatmaya çalışmasıyla yanşan bir durum değildir. Dikbaşlı ve inatçı karakterler kendilerini haklı çıkarmak geri adım atmamam k yada sırf tükürdüklerini yalamamak için çok değişik taklalar atabilirler. Bu bireyler geçmişte hata yaptıklarını kabul etmezler, etmek istemezler. Bu bağlamda önceki örnekteki gruptan daha sorunlu bir hakdedir. Hata yaptıklarını düşünmediklerinden, bu yanlışlar rahatlıkla tekrarnaiblir, bunlara rağmen de o şartlar altında haklı ve yerli davrandıklarını ispatlamak istercesini çevre şartlarını isteklerine göre tekrar düzenlerler böylece izleyicilerin gözünde gkendi lehlerine görünecek bi rilüzyon meydana getirirler. Bir tilki kurnazlığıyla olayları istekdikleri yöne çekmenin , derinlerde buruk tat veren keyfini sürerler. Özünde ‘yalan dolana’ başvurmak zorunda kaldıkları için son derece rahatsızdırlar çünkü bu ‘mükemmelliklerine’ aykırıdır, ama eksikliklerini kapatmak için başka seçenekleri de kalmamıştır (!) bu gerçeği hatalarını kendilerine bile itiraf etmemekte direnirler. Bu durumsa sinsi bir hastalık gibi bu insanları içeriden sürekli kemiriyordur.
Yalan söylemenin kendinini haklı çıkarmak yada istenilen bir dünyada yaşanıldığı yanılsamasını oluşturmatktan ayır olarak başka insanları kıormamak için ‘nezakete’araç olarak kullanıldığı zamanlar da olabilir. örneğin kendisinden para isteyen arkadaşına “var ama sana vermek istemiyorum” yeirne “ yok maalesef olsa dükkan senin” demeyi tercih eden bireyin açıksözlü olmaktansa kibar görünürde yardımsever kalmaya çalıştırüı klolayca fark edilebilir. Bu gibi ‘manevralar’ kişiler arası ilişkileri kısa vadeli küçük sarsıntılardan koruyabilir belki ama temeli sağlam olmayan zamanla oluşan çatlakların sıva ve boyayla geçiştirildiği bir evden daha sağlam değildir aradaki bağıntı aslında.
Köşedeki tüm yazılar :



















