Tek Kişilik Oyun

Aralık 23rd, 2005

Bunca zaman hiç akıllanmadım bu hayatta. Hep kandım. Kanmayı çok sevdim. Gözümdeki pembe perdeyi kaldırmayı düşünmek bile yaktı canımı, tozpembe bakmaya çalıştım dünyaya. Huzurla yaşamak için buna ihtiyacım vardı çünkü. Kanmalıydım bu hayata. İçimdeki benler birbirleriyle çeliştiler, bir savaş vardı hep, kan aktı… Yanıma yaklaştırmadıklarıma göstermedim bu yüzümü, yüzüm gülsün diye uğraştım hep, sesim neşe saçsın diye. Dedim ya içimde hep bir çelişki vardı ama ben kararlı görünmeye çalıştım.

Bir sahneydi hayatım, tek kişilik bir oyundu oynadığım, mutlu, huzurlu, neşeli, kararlı, hayat dolu bir kızdı karakter… Kuliste birkaç yardımcım vardı, onlar bildiler ne çok yorulduğumu ama seyirciler çoğu zaman anlayamadılar. Geldiler, birkaç saat oturdular hayatımın içinde sonra her birine yol verdim. Bıkmadan usanmadan oynadım oyunu her gün, her gece, gecelerce, günlerce… Perde inene kadar bu tek kişilik oyuna devam etmek zorundaydım, “bu gece perde kapalı” diyemezdim.

Maskeli bir baloydu bazen de hayat. Hangi maskeyi kaldırsam beni bir şekilde şaşırttı. “pembe tavşanlar” birden “kötü kurtlar” a dönüşüverdiler dişleri kanattı, pençeleri acıttı; bazen de “sivri burunlu cadılar” ellerinde balonlarla “palyaçolar” oluverdiler, başım önümde özür dilemeyi bildim. O ya da bu şekilde oyun oynadı bu hayat bana, oyun içinde oyun vardı, çözemedim.

Kimi zaman koca bir denizdi hayatım. Akıntılar vardı benim bilmediğim –haritasını yapmamışlar ki bu hayatın-, boğulacak gibi oldum, bazen vurgunlar yedim. Yaşamak pahasına da olsa sarılmadım yılanlara, bıraktım yakalarını. Yine de yılan bunlar durmak, dinlenmek bilmediler en mutlu olduğum anda yapıştılar yakama, tatlı dil yapacaklarından alıkoymadı, yapacaklarını yaptılar. Ama adı üstünde yılandı onlar, insan değildiler.

Dikenli bir yolmuş ya hayat, bu yaralar berelerle geçmeye çalışacaktım içinden. Geçtim çoğu zaman, canım da yandı, yaralarım oldu, iyileştiler de. Sonra yenileri de oldu. Alıştım… Bunlar olmalıydı öyle dediler, öyle öğrettiler… Ama geçen gün baktım gördüm ki ilk kez gözümdeki perdeye kan damlamış… Yolumu görmek için biraz aralamak zorundayım onu, artık o kadar kanamayacağım hayata, o kadar tozpembe bakamayacağım, üzgünüm. Madem perde düştü, karakter değişti, şimdi yeni bir replik yazmanın vakti…

- Kelebek

Köşedeki tüm yazılar :

genel

4 adet wıbılan wıbılana Durma, sen de wıçkır:

  • 1. alev  |  Mart 27th, 2006 at 11:51 pm

    kelebek

  • 2. miyase  |  Mart 27th, 2006 at 11:52 pm

    kelebek

  • 3. webzine - warnerblade&hellip  |  Haziran 5th, 2008 at 3:56 pm

    [...] Tek Kişilik Oyun [...]

  • 4. warnerblade » Blog &hellip  |  Haziran 5th, 2008 at 4:17 pm

    [...] Tek Kişilik Oyun [...]

Wıbıl:

Pek lazım

çok lazım, gizlicez

Buraya wıbılanlar:  | 


Köşeler

En Son Yazılar