Osmanlı’yı Nasıl Tartışmalı?
Ekim 17th, 2005
Osmanlı Hakkında Düşünülmesi Gerekenler
Osmanlı İmparatorluğu, tarih sahnesine çıktığından hazin bir sonla bu sahneden inene kadar dünyanın 400 yılına damgasını vurmuştur. Osmanlı’nın 600 yıllık tarihi boyunca bütün insanlığa ibret verecek olaylar vuku bulmuştur ve bizler de Osmanlı’nın torunları olarak bunları bütün açıklığıyla tartışabilmeliyiz.
Günümüzde Osmanlı’ya yaklaşımlarda büyük eksiklikler göze çarpmaktadır. Eğer tartışan tarafları 3′e ayırırsak bu tarafların kendilerine has yanlışlar içinde olduklarını görebiliriz. Bu taraflar Cumhuriyetçi/Kemalist kesim, İslamcılar ve Ülkücü Milliyetçi hareket olarak ayrılabilir.
Osmanlı’yı eleştirmek yapılabilecek en kolay işlerden birisidir. Çünkü 600 yıllık tarihi olan ve 200 yılını yıkılmamak için uğraş vererek geçiren bir devlette eleştirilecek yığınla nokta olacağı aşikardır. Sadece bu 200 yıllık devirde değil Osmanlı’nın tarihinin zirvesinde bile akıl almaz hatalara düştüğünü görebiliriz. Ancak günümüzde Türkiye Cumhuriyeti’ni yüceltmek adına Osmanlı’ya haksızca yapılan ve genellikle dini temelli olarak gösterilerek dinin yıpratılmaya çalışıldığı eleştiriler göze çarpmaktadır. Bunlar Cumhuriyet’in ilk yıllarında sistematik bir şekilde yapılmış olabilir ancak günümüzde bunların tarih bilimine zarar vermekten başka bir fayda sağlamayacağı ortadadır. Cumhuriyetçilerin olaya sağduyuyla yaklaşması ve Osmanlı’nın da anayasal monarşiye doğru hızla gittiği bir dönemde Cihan Harbi’nin patlak verdiği ve Osmanlı’nın lokal düzeyde büyük bir modernizm yaşadığı unutulmamalıdır.
İslamcı kesimin en büyük hatası, Osmanlı’yı dine karşı bir kampanyada kullananlara karşı dinin gerçekleriyle değil, Osmanlı’nın uygulamalarıyla cevap vermeye çalışmasındadır. Osmanlı aslen şer’i hükümlere göre yönetilmiş olsa da, şer’i hükümlerin göz ardı edildiği pek çok olay yaşanmıştır. En basitinden kardeş katli olayını dini hükümlerle açıklamaya çalışmak büyük bir hatadır. Ne peygamberimiz döneminde, ne de 4 halife döneminde çoğunluğun iyiliği için günahsız insanların feda edildiği görülmüştür. Dinin referansı en başta Kur’an, sonra sünnet ve daha sonrasında da hadis rivayet ettikleri için sahabe-i kiram’ın büyükleridir. Osmanlı’nın hatalı uygulamalarını boş gayretle İslamla gözardı etmeye çalışmak İslam’a zarar verebilir, bu yüzden bu tip tartışmalarda münazirler neyi nerde kullandığına dikkat etmelidirler.
Ülkücü kesimin büyük Türklük sevgisi ise Osmanlı’yı tamamen bir milli devlet gibi düşünmesine yol açmaktadır. Osmanlı’nın Türklükle pek alakası olmadığı gibi, dönemin şartlarına göre İslam medeniyetinin özelliklerini Bizansla karıştırarak yeni bir medeniyet ortaya çıkarmıştır. Zaten batılı tarihçilerin ortaya çıkardığı Türklük kavramını son asırda şekillenerek günümüze kalan haliyle Osmanlı’nın son 30 yılına kadar Osmanlı’nın damarlarında aramak boş bir çabadır.
Tarihi tartışırken kendimizi kamplaşmalardan uzakta, kendi bilgimizi kendi dimağımızla yoğurarak hareket etmek en doğrusudur. Yeri gelince kendimize örnekler almalı, yeri gelince de yapılmış şeyleri eleştirerek tekrarından kaçınmalıyız. 1000 yıldan fazla bir geçmişi olan bir medeniyete sahip olarak bol bol ders çıkarılacak bilgiden kendimizi mahrum edip 200 yıllık kısa tarihinden dersler çıkaran milletlerin dediklerine boyun eğmek istemiyorsak üzerimize düşen görevi, yani kendimizi bilmeyi ertelemekten vazgeçmeliyiz.
Bir sonraki tarih konulu yazımızda görüşmek muradıyla, esenlikle kalın.
Selam ve dua ile
Vaveyla
Köşedeki tüm yazılar :




















Tek bir wıbılan var Durma, sen de wıçkır:
1. blade | Ekim 19th, 2005 at 10:01 pm
Sayin vaveyla,
Dergimizde eksik olan bi konuyu cok iyi doldurmussunuz. olaylari cok yonlu ele almanizi da takdir etmemek elde degil. umarim, bu dogrultuda yazilariniz devam eder.
iyi calismalar
Wıbıl:
Buraya wıbılanlar: |