Nükleer Enerji ve Türkiye

Temmuz 20th, 2006

ETERNITY

Nükleer Enerji ve Türkiye  Önceleri Silifke/Akkuyu’ya (benim memleket) yapılması planlanan ve ecevit hükümeti tarafından rafa kaldırılan ve ÅŸimdilerde akparti hükümetince yeniden hortlatılan ve “nükleer enerji olmazsa ülkemizi enerji felaketi bekliyor” nidalarıyla halka yeniden sunulan (70 lerin klasik söylemi, tarih tekerrür mü ediyor acep?) yer olarakta bu sefer Sinop gösterilen, bi nükleer enerji santrali gerçekten ülkemiz için gerekli mi,
-her yıl milyarlarca dolara mal olan elektrik kaçakları,
-80 lerden kalma enerji nakil hatları ve %50 lere varan taşıma kayıpları,
-nükleer santral yapımının ağır maaliyeti, (RTE yabancı sermaye ile yapılacak diyo, yabancılara teslim edeceğimiz bi enerjimiz kalmıştı!)
-alternatif enerji kaynakları konusuna yatırım yapılmaması ve halkın hala bu konuya “popülist çevreci söylemleri” olarak bakması
-nükleer santrali besliycek olan zenginleştirilmiş uranyumun yurt dışından ithal edilecek olması ve ülkemizin bu konudada dışarıya bağımlı hale getirilmesi
düşünülecek olursa ülkemize bir nükleer santralinin ne kadar gereksiz olduÄŸu gerçeÄŸinin farkına varılabilir…

Bu konuda fikirlerinizi bekliyorum…

Bazı Linkler
http://www.greenpeace.org/turkey/campaigns/enerji/nuekleer-enerji
http://www.antimai.org/cv/akkuyu1.htm
http://www.msu.edu/user/atso/YaylaM.html
http://www.ccnr.org/akkuyu_appeal.html
http://avemare.tripod.com/akkuyu-2.html
http://www.antiemperyalizm.org/gercek/gazete/article_989.shtml
.

ROLAND

yurtdisindan alinan bir oyuncak gibi olmasaydi, yani yerli bir firma yapsaydi,
ulkemizde nukleer arastirma yapilsaydi kesinlikle destek verirdim.

elektrigin kacak kullanimi evet buyuk sorun. ama cozumu kolay degil. tabi sertlik kullanmayi
opsyon olarak gormuyorsaniz. oyle bir insan grubu varki calmayi hak goruyor kendinde.
altinda arabasi, kral telefonu ooh beyimiz kacak kullaniyor elektrigi, gecekonduda ucra koylerde.
gidiyorsun kesiyorsun adamlarin elektrigini, mafya tutuyor tehdit ettiyor seni. gorevini yaptigin icin kursun yiyorsun.
bunu cozmek bizim memleketin harci degil. ciddiyet, sorumluluk daha universitede okuyan insanda yokki ulkede olsun.

pessimistim, evet.
.

LEON 

Å?u sıralar çok konuÅŸulan bir konu oldu her yerde. Öncelikle ÅŸunu söylemek istiyorum ki ÅŸu anda Türkiye’de bazı teknik sorunların giderilmesiyle elde edilecek enerji miktarını artırmak mümkün görünmektedir. (enerji nakli kayıpları vs.) Buna kimsenin bir ÅŸey dediÄŸi yok. Yapılacak iyileÅŸtirmeler ile daha fazla enerji elde edilebilir. Bürokrasinin iyi iÅŸlemediÄŸi apaçık ortada. Hangi hükümet gelirse gelsin bu iÅŸleyiÅŸ deÄŸiÅŸmiyor. Devletin bünyesinde yapılan iÅŸlerde verimlilik çok yüksek deÄŸil. Bunu iyileÅŸtirme çabaları her zaman yapılmalı ve çok büyük faydalar saÄŸlayacağını düşünüyorum. Ancak nükleer enerji santralinin getireceÄŸi enerji artışını da göz ardı edemeyiz.

Diyorlar ki nükleer santrallerin maliyeti çok fazla, yenilenebilir kaynaklarla enerji üretelim, mesela rüzgar güç santralleri kuralım daha ucuz maliyeti var. Ama kimse düşünmüyor Türkiye’de bunu gerçekleÅŸtirmek ne derece mümkündür ve sürdürülebilirdir. Öte yandan ülkemizde enerjinin büyük kısmı hidroelektrik santrallerinden saÄŸlanıyor, termik santraller var yine. Uluslararası raporlarda öngörülüyor ki yakın gelecekte dünya üzerinde su sıkıntısı yaÅŸanabilir hatta bunun için dünya devletleri arasında savaÅŸlar çıkabilme ihtimalini de göz önüde bulunduruyorlar. Özal döneminde de Suriye ile bu yüzden sürtüşmeler yaÅŸanmış, Özal Suriye’e giden nehir suyunu belli bir süreliÄŸine kesmiÅŸti. Yine ortaya atılan iddiaların biri de nükleer santraller ile birlikte istihdamın düşeceÄŸi yönünde. O zaman ben de derim ki sanayileÅŸen ve üretimde yeni teknolojileri kullanan toplumlarda daha az insana ihtiyaç duyulduÄŸu için bu teknolojileri kullanmasınlar, sanayileÅŸmesinler, makine kullanımını düşürsünler. Böyle bir ÅŸeyi kim kabul edebilir.

Öte yandan yabancı semayeye gelmesin gibi bir yaklaşım içinde deÄŸilim. 2001 krizinden sonra yabancı yatırımcıyı ülkeye çekebilmek için uÄŸraÅŸlarda bulunulmuÅŸtur ve bu uÄŸraÅŸlar hala devam etmektedir. Å?u anda yabancı sermayenin birden ülkeden çekildiÄŸide yaÅŸanacak ekonomik götürülerin ne denli büyük olacağı konusunda kimse yorum yapamıyor. Yorum yapmak istenmiyor çünkü ülke ekonomisi için hiç de iç açıcı yorumlar olmayacaktır bunlar. EÄŸer o yabancı sermaye olmasaydı döviz kurunun bu seviyelerde kalabilmesi imkan dahilinde olmazdı. İthal mallara ne kadar para vermemiz gerektiÄŸini düşünmek bile istemiyorum. O zaman arabalarımıza benzini nasıl koyabilecektik bilmiyorum.

Genel olarak nükleer enerjinin kullanılmasını kesinlikle gereksiz görmüyorum, fakat olmazsa olmaz mutlaka yapılmalı yoksa batarız, biteriz, ülke felakete sürüklenir diye de düşünmüyorum. Sadece nükleer enerjiye ön yargı ile yaklaşılmaması gerektiÄŸi kanısındayım, mutlaka yapılacak iÅŸlerin artıları eksileri olacaktır. Mesele hangisinin daha fazla olduÄŸu. Ayrıca “Greenpeace”in uÄŸraÅŸması gereken daha önemli konular var bence. Dünyada hayvanlara yapılan kötü muamelelerin peÅŸine düşseler daha faydalı bir iÅŸ yapmış olurlar. Aynı anda yüz iÅŸi yapan kimsenin %1 baÅŸarıya ulaÅŸması muhtemeldir, fakat sadece bir iÅŸi yapan kimsenin %100 baÅŸarıya ulaÅŸma sanşı daha yüksektir. Japon hükümetinin göz yumduÄŸu balina katliamlarına bir ÅŸey diyemiyorlar. İyi hoÅŸ gidip protestolarını yapıyorlar ama deÄŸiÅŸtirebildikleri bir ÅŸey var mı? Pek sanmıyorum. Bu sadece ufak bir örnekti.

Benim düşüncelerim böyle, diğer arkadaşlar da fikirlerini paylaşsınlar lütfen.
.

HNNV

Hidroelektrik santrallerinin nasıl bir çevre felaketine neden olduÄŸu farkedilmiyor sanırım. Bir santralin ömrü azami 30 yıl, 30 yıl sonra baraj zemini doluyor, santralin su kapasitesi elektrik için yetersiz hale geliyor, tarım ve sulama iÅŸlevlerini gören atıl bir baraj haline geliyor zamanla. Kaldı ki ülkemizde enerjinin büyük kısmı doÄŸalgazdan ve termik santrallerden elde edilmekte. Varolan yüzlerce baraja karşın elde edilen verim öyle söylendiÄŸi gibi ahım ÅŸahım deÄŸil. Zaten halihazırda enerjide dışa bağımlıyız. Kaldı ki nükleer santrallerde, doÄŸalgazda olduÄŸu gibi sürekli bir yakıt sevkiyatı gerekmiyor. Nijeryadan Türkiye’ye uranyum boru hattı döşeyecek deÄŸiliz. Aynı zamanda nükleer yakıtın depolanması daha kolaydır, nükleer yakıt için taşımaya elveriÅŸli bir tankerinizin olması yeterli; dünyada uranyum çıkan bir ya da iki ülke yok, sayıları oldukça fazla. DediÄŸim gibi, herhangi bir boru yada transit taşıma hattı falan da kurma zorunluluÄŸunuz bulunmuyor.

Türk firmalarının görev almayışına gelince, henüz ülkemizde nükleer enerjiden nasıl faydalanılacağını bilen, altyapısı hazır bir ÅŸirket, kurum yok. Bunu Türksad uydularına benzetebiliriz. Fransa’ya para bastırıp uzaya uydu yollarkenki bilgi birikimimiz ile bugünkü arasında daÄŸlar kadar fark var. TUBİTAK bir sonraki uydu projesinde daha geniÅŸ bir rol oynayacak ve yine tamamen kendi yapımımız uydumuzu -basit dahi olsa- yollamayı baÅŸardık. Bir kaç yıl önce Türkiye’ye fırlatma rampaları, yer üssü yapılsın mı diye konuÅŸuluyordu…

Nükleer enerjide de yakın zamanda yeterli bilgi düzeyine ulaÅŸacağız elbet. Kaldı ki nükleer enerji, çevreci saplantılarla bir kenara itilemeyecek kadar önemlidir. Nükleer silah yapmak elbette ÅŸu ÅŸartlar içerisinde imkansız, hatta hayali bile zor, ama en azından elimizin altında bir yere kadar teknik imkan bulunacaktır. Uranyumu silah sektöründe sadece nükleer silahlarda kullanmak zorunda deÄŸilsiniz, NATO’nun kullandığı “seyreltilmiÅŸ uranyum” tabirini duymuÅŸsunuzdur.

Aynı zamanda Türkiye, ileriki dönemlerde Nükleer enerjiye geçmek isteyen ülkelere yardımcı olabileceği gibi, Bulgaristan ve Ermenistan gibi nükleer santralleri bulunan fakat yeterli teknik imkan ve bilgileri olmayan, üstelik eski Sovyet teknolojisinden dolayı santrallerde sorunlar yaşayan ülkelere de teknik destekte bulunabilecektir (Elbette karşılıksız değil)

Nükleer santral o denli korkulacak bir şey değil. Yatağan termik santralinin ve benzerlerinin ve bir çok atıl barajın neden olduğu çevre felaketlerinden daha az olumsuz etkisi olacaktır. Doğalgaz, direk alım, petrol ve benzeri enerji üretimi için gerekli hammadelerin alımı azalacak, hatta bir süre sonra durma noktasına gelecektir.

Enerji fiyatlarında düşme yaşanacak, kesintiler azalacaktır.

Kaçak elektrik ayrı bir konu. Nükleer enerji geleceğe yatırım olarak değerlendirilmeli, çok değil 15 ya da 20 yıl sonra GAP bölgesinin enerji üretimi önemli ölçüde düşecek. Yine doğalgaz ve petrol rezervlerinde azalmanın yaşandığı, fiyatlarının yükseldiğini unutmayalım.

Sanıldığı gibi ülkemiz su zengini deÄŸil. Uzun zamanda ciddi su sıkıntılarıyla karşılaÅŸabiliriz. Å?imdiden 70 milyonu geçen ve hızla artan bir nüfusu 3-5 büyük nehir denildiÄŸi kadar “rahat rahat” idare edemez. Koskoca İç Anadolu bölgesinde Kızılırmak’tan baÅŸka hangi nehir var Allah aÅŸkına? O da Kızılırmak’ı bilen bilir, kimi zaman suyu öylesine çekilir ki, yürüyerek rahatlıkla karşı kıyıya geçersiniz. Yine Ege’de yaÅŸayan biri olarak Menderes nehirlerinin gittikçe debisinin daha da azaldığını hatırlatırım, Gediz’in de farklı olduÄŸunu sanmıyorum. Tuz Gölü kuruyor… Ve biz çarçur etmeye devam ediyoruz su kaynaklarımızı…

Çevreci yaklaşıma gelince, bahsedilen yöntemleri deneyen ülkelerin hiç biri enerjilerini bu kaynaklara teslim etmemiÅŸler ki… neredeyse hepsi bir ÅŸekilde nükleer enerji kullanıyor. Aynı zamanda zaten nükleer santrallerin “azılı çevre düşmanı” olduklarını sanmıyorum, dediÄŸim gibi öncesinde daha nice “çevre katili” var. Kaldı ki Ermenistan’ın burnumuzun dibinde, Bulgaristan’ın da pek de uzakta olmayan iki hantal, külüstür santrali var. Hatta geçen sene Ermenistan “aşırı tehlike” yüzünden santralini geçici olarak kapatmak durumunda kaldı. Kısacası bizim yeni yapacağımız santralin “Çernobil - II” olma ihtimali ile bu ikisini bu duyarlılıkla ve halkımızın bir bölümünün “hassasiyeti” ile karşılaÅŸtırırsak herhalde iki ülkeye de “kapatın la” diye baskı yapmamız gerekiyor… ki bunları takan yok maalesef.

Ben (kendi açımdan) bir sakınca görmüyorum… ha olmazsa olmaz mı? Olmasa da dert deÄŸil.. Fakat kurulmasının faydalı olacağına inanıyorum.

.

ETERNITY 

hidroelektrik ve termik santrallleri konusunda dediklerini katılıyorum ama tüm bunların nükleer enerjiyi zorunlu hale getirdiÄŸi konusuna karşıyım, kaldı ki nükleer yakıtın nasıl taşınacağı sorun deÄŸil önemli deÄŸil, önemli olan onun maliyeti ve nereden alacağımız, doÄŸalgaz konusunda rusyaya bağımlı hale geldik, nükleer santralin teknolojisi ve yakıtı içinde abd’ye bağımlı olmazsak abd tarafından özgürleÅŸtirilebilme ihtimali oldukça yüksektir… Bkz İran la yaÅŸanan  nükleer kriz
.

HNNV 

İran sorunu çok baÅŸka. Birincisi İran, dakka başı İsrail’i vuracağını söyleyip duruyor. İkinci nokta, İran nükleer silah sahibi olmayı -İsrail silahlarını imha etmedikçe- tüm bölge ülkelerinin hakkı olarak görüyor. Üçüncü olarak, İran, santrallerde UAEA denetleyiçilerine izin vermiyor -ki bunda haklı da olabilirler, denetleyicilerin santrallerle alakası olmayan stratejik tesislere de girmek istediklerini söylüyorlar-. Dördüncüsü ise, İran, uranyum zenginleÅŸtirme araÅŸtırmalarından vazgeçmeyeceÄŸiniz açıkladı. Zaten sorun İran’ın nükleer santralinin olup-olmaması deÄŸil; ayrı tesislerde ileride nükleer silah üretebilmesini saÄŸlayacak araÅŸtırmalarda bulunduÄŸu iddiası. Rusya, İran’a özetle “gel ne yapıyorsan, barışçıl amaçlar güdüyorsan, benim topraklarımda kur tesislerini, orada yap” dedi; batı ülkeleri de buna yanaşır gibi oldu ama İran kabul etmedi. Dolayısı ile onların sorunu çok baÅŸka; uranyumun kimden alındığı deÄŸil

Kaldı ki uranyum almasanız, santraliniz olmasa dahi “özgürleÅŸtirilebiliyorsunuz”. Saddam Hüseyin’in Nijerya’dan gizlice uranyum aldığı iddiaları fos çıktı…

.

BURAK

imdi oncelikle cok keyifli bi tartisma olmus, hakaten zevkle okudum yazilari, herkes cok guzel fikirler atmis ortaya. ben de fikrimi belirtmeden once soyle ufak bi nukte, henuz gormeyenler icin :

http://www.warnerblade.com/f/viewtopic.php?t=82

efenim, simdi, nukleer enerji, iyidir, lazimdir, bilmek kullanmak lazimdir. elbet bigun nukleer enerjinin de sonu gelecektir. http://www.warnerblade.com/f/viewtopic.php?p=32684#32684 burada en altta gonderdigim haber gibi 2 milyar kelvine ulasilmistir ve buna ulasmada daha onceden bilinmeyen bi enerji kaynaginin etkisi oldugu dusunulmektedir. kisaca, nukleer enerjinin de birgun elbet modasi gececektir ama onemli olan ileriyi dusunurken gunu de kurtarabilmektir. su anda gunumuzde nukleer santral yapilmasina karsi cikanlarin gerekcelerine yukarida guzel cevaplar var. cevreciler icin diger elektrik kaynaklarinin da hic cevreci olmadigi hatirlatilmis, kendimiz yapalim diyenler icin, uydu ornegi verilmis gibi.

benim deginmek istedigim nokta ise bu kendi yapalimcilarla ilgili. ufak bi anektot anlatayim. gunlerden birgun ankara universitesinin besevlerdeki harika faunasi saunasi olan kampusunde bisletle gezmekteyim. fakulteler arasinda huzurla dolanirken birden sarmasiklar ve envai cesit bitki tarafindan istila edilmis, lanetli kosk gibi bi bina gordum. merak ettim tabi, gittim yanina, otlarin arasinda kuflenmis ve muhurlenmis bi kapi uzerinde, gayet tirsinc bisekilde “hede hödö nukleer arastirma seysi” yaziyordu. evt, o gun bugundur turkiyede nukleer hicbiseyin yapilamayacagi kanisi bende pekisti.

tamam gonul ister ki biz yapalim, kendimiz yapalim. ama bu isler oyle bedava degil, para ister, yatirim ister, birikim ister. herkes duyar japonyadaki 300-500 le giden trenleri. caponlar yapiyo der gecersin ama, gecen sene yine ankara universitesinde profesor olan ali abim (teyzeoglu) superiletkenlerle ilgili bi konferans icin caponyaya gitti. gelirken envai cesit capon harikasi aletle beraber sunu da getirdi : “adamlarin superiletkenlere yaptigi yatirim, avrupa birliginin yaptigi toplam yatirimdan fazla.”

yani kisaca hicbisey bedava degil, kolay degil, ucuz degil.

pratik hedef olarak oyle yada boyle ulkemize nukleer santral kurulsun, sonra bilimadamlarimiz bunu inceler, olayi cozmeye calisir, diger santralde ortal calisilir, sonra da Allah kendi nukleer santralimizi (yada fuzyon mu olur, Z makinesi mi olur) kurmak nasip eder insallah. benim temel dusuncelerim de bu sekilde.
.

Forum sayfasından ayrıntılı bilgi almak için

Köşedeki tüm yazılar :

forumdan


Köşeler

En Son Yazılar