Düğün, kına gecesi vs.
June 9th, 2009
geçen sene salon düğünleri hakkında epey bir izlenim edinebilmiştim. bu
sene de amcamın kızının hem ankarada salon düğünü, hem de niğdede köy
düğünü olması ile epey bir veri toplayabildim.
öncelikle salon düğünündeki bir-iki yenilik dikkatimi çekti
mesela fotoğraflar zamlanmış, geçen sene 3 tl olan fotoğraflar bu
sene çerçeveli bir şekilde 5 tl’ye satılır olmuş. ben de aldım bu defa 
bir de pasta kesilirken çalınan şarkı değişmiş, bilemedim ama hangi şarkı olduğunu
bir de fonda atatürk, ismet inönü, latife hanımın filan olduğu bir
tablonun önünde gelin, damat ile aile fotoğrafı çekilmişiz ki o biçim 
saçma sapan sözlere sahip ankara oyun havalarının sözlerini öğrendim:
“arabaya bin
arabadan in
faytona bin
gıdıkla yavrum gıdıkla
gıdıkla koçum gıdıkla”
hmm ne olsa ki bu şarkının amacı
yeni yeni köy düğünü adeti öğrendim:
gelin eve girmeden önce önüne çay bardağı ve güğüm koyuyorlar. sonra
gelin bu çay bardağını tek hamlede kırıyor. ne manaya geldiğini
bilmiyorum ama. bir başka adet de gelin eve girmeden önce eline bir
tabak tereyağı veriyorlar, gelin onu kapının tepesine sürmeye
çalışıyor. tabi bizim gelinin normal boyu 1.75 (topuklu ile 1.85)
olduğu için tabağı kapının tepesine tek hamlede yapıştırdı 
şimdi de baştan sona bir kına gecesine göz atalım:
1. öncelikle kadınlar ve erkekler ayrı olursa iyi olur.
2. ortam kalabalık olana kadar sazcı denen kötü sesli insan böyle
hüzünlü hüzünlü türküler söyler. millet böyle bir yas havasına girer.
adamın sesi yüzünden mi yoksa şarkının hüznünden mi, insanların
suratları düşer.
3. ortam kalabalık olunca, sazcı vatandaş yine o manasız ankara
oyun havalarını söylemeye başlar. (4 gün boyunca oyun havası duymaktan
içim dışım oyun havası oldu).
“ringo ringo şişeler ” gerçekten de en hareketli olanı.
4. erkek tarafını bilmiyorum ama (çocukken babamın yanına
gidebilirdim şimdi hoş olmaz tabi gitmem), kadınlarda olay böyle göbek
atmalara, romen havasına filan dönebiliyor. aslında insanları oynarken
izlemek eğlenceli ya
beni de kaldırdılar zorla 
5. yaklaşık bir iki saat sonra en sevdiğim kısım olan kına yakma
merasimi başlar. kadınlar ve erkekler dışarıdaki alanda toplanır. gelin
bir sandalyeye oturtulur. gelinin üzerinde özel kına kıyafeti olan
“bindallı” bulunmakta bu arada.
6. erkek tarafının en baskın karakteri kimse (hala, teyze, anne,
kuzen vs.) kına tepsisini üzerinde birsürü mum ve maytap olduğu halde
getirir. bu esnada sazcı
“kınayı getir anneeee, kınayı getir anneee, parmağın batır anneee
bu gece misafireem, bu gece misafireeem, koynunda yatır anneee”
sözlerinden mütevellit türküyü söyler.
7. bu türkü ile birlikte ortamdaki genç kızlar ve orta yaştaki teyzeler
gelinle beraber ağır ritmik hareketlerle bir daire etrafında dönmeye
başlar. sonra gelin ortaya alınır ve eline kına tepsisi verilir, bu
tepsi ile birlikte gelin ayakta dönerken millet de onun etrafında
döner. sonra gelin oturur tekrar ve insanlar onun etrafında 3-7 kere
döndükten sonra (tavaf diyesim geliyor burada ama çarpılmaktan
korkuyorum) gelinin annes kınayı yakmak için gelinin yanına yanaşır.
8. gelin elini açmaz ama. zaten düğün işlerinde zavallı erkek
tarafı epey bir ıvır zıvır parası öder (sandık evden çıkarılırken bir
sandığın üstüne oturur damadı soyar, gelinin erkek kardeşi kırmızı
kurdaleyi bağlarken “kuşak bağlanmıyor” diyerek yine para alır, gelin
evden çıkarken kız tarafı kapıyı açmaz bi de orada para verilir vs.
vs.). gelin elini açmayınca birden cırtlak, kulak tırmalayıcı bir ses
duyulur “gelin elini açmıyooo”, herkes ilk defa yaşanılmış bir olaymış
gibi bunu tekrar eder. damadın annesi burada duruma müdahale eder ve
gelinin avcuna bir küçük altın sıkıştırıverir. bu mesele de böylece
çözülmüş olur.
9. kına yakıldıktan sonra kötü sesli bir kız grubu yine cırtlak
bir ses tonuyla “yüksek yüksek tepeleree ev kurmasınlaar”ı söyler.
burada amaç gelini ağlatmaktır. sadistçe bir olay yanı. “gelin ağlasa
da kurtulsak” der insan kendi içinden. oysa o benim amcamın kızı. böyle
güzel bir gününde niye ağlasın ki? neyse gelin zorla ağlatılır ve bu
merasim burada biter.
10. bu esnalarda bir yerde gelinin annesi bayılır veya fenalaşır.
11. kına yakıldıktan sonra kuruyemişler, minik minik paketlenmiş
kınalar ve meyve suları dağıtılır. düğün salonundakinin aksine bu
kuruyemişler taze ve bol çeşitlidir. meyve suları sıcak oluyor ama.
12. bir süre daha oynandıktan sonra herkes yorulur ve evine dağılır.
- topik
devamı : düğün, kına gecesi vs.
Köşedeki tüm yazılar :
Wıbıl:
Buraya wıbılanlar: |