Çizilmiş Ruhlar ve Eskiten Dünya

Ağustos 1st, 2008

I say never be complete, I say stop being perfect.

- Tyler Durden kılığında Brad Pitt abimiz, Fight Club.

Cadde kenarından yürürken sizin için özel anlamı olan saatinizi duvarın taşlarına sürtüp çizersiniz, arabayı parkederken arka tamponu kaldırıma dokundurup çizersiniz, yeni aldığınız alüminyum kaplamalı bulaşık makinanızın üzerindeki lekeyi uyarıyı okumuş olmanıza rağmen aşındırıcı temizlik maddeleri ile çizersiniz, aynı cebinize koyduğunuz anahtarlarınız cep telefonunuzun ekranını çizer…

Genelde bu gibi durumlardan sonra gereksiz derecede sıkıntı duyulmasının sebebi eğitim sistemimizden, kültürümüze, kişisel anlayışımızdan, çevre baskısına kadar uzansa da, temel noktası mükemmeliyetçiliğimizdir. Tamam, iyi, güzel. Şu andaki okulunuzu, üniversitenizi, işinizi ve birçok kazanımlarınızı hatta hayatınızı bu mükemmeliyetçilik huyunuzun sebepler dairesinde bulunmasıyla elde etmiş olabilirsiniz. Ancak, işin tadını çıkardığında da dur dememek için hiçbir sebebiniz yok.

Elbette çizilen sadece kol saatiniz olmayabilir. Ufacık meselelerden can-ciğer dostlar arasında hatta uzun yıllar evli eşler arasında ciddi problemler çıkabildiği bilinegelen hayat gerçeklerinden biridir. Burada insanın aceleciliği olmakla beraber, tahammülsüzlüğü de başrol oynamaktadır. Elbette tüm bu faktörler, bahsettiğimiz kusursuzluğa doğru giden eğilimde yatmaktadır.

Bu aslında bir hayat tarzına kolayca dönüşebilir. Hatta ırkların, milletlerin davranışlarını bile kalıplayacak kadar sarmalayıcı olabilir. Japonların bir çayı içerken bile merasim yapmaları (Samuray öğretileri), Almanların mühendislik konusunda her türlü detayı düşünmesi.. Aslında Türk milleti olarak da bizim de kendimizde bu doğrultuda rehber çizgilerimiz var. Çoğu Dini kaynaklı olmak üzere, Hadis ve Sünnetlere dayanan bu bilgilerde yemeği hangi elinizle yiyeceğinizden (sağ), yoldaki yürüme temponuza (hızlı) kadar bir çok tavsiye ve emir mevcuttur.

İnsanda mükemmeliyetçi bir yaklaşımın yaratılması aslında üzerinde ciddi anlamda düşünülmesi gereken bir konudur. Bu duygunun yaratılmasındaki nokta; insanın dünyada hiçbir zaman tam anlamıyla tatmin olamayıp, mutsuzluğa ve tatminsizliğe mecbur olmasından ziyade, dünya ötesindeki hayattan sızan bir ışık hüzmesi mahiyetindeki yol göstericiliğidir. Çünkü insanı insan yapan kusurdur. İnsanın meleklerden farkı yani yaratılmasındaki hikmet de hata yapabilitesidir.

Bu bir eksik değil, artıdır. Yani tabiki bir özelliktir ama doğru kullanılması gerekir. Madde eskirken, aslında çizilen sadece o değil, ruhumuz. Gereksiz yere önemsediğimiz şeylerin başına gelen en gereksiz şeyler bile kafamızı ne derece meşgul ediyorsa, bu dakikalar israftan başka birşey değil. Daha da önemlisi, dış etkilerden, sert darbelerden ruhumuzun çizilmesi ve bunu farkedemememiz.

Kurtuluş ise göz merceğimizdeki ve ruhumuzdaki çiziklerin farkına varıp, daha dikkatli olmakta; naylonu çıkarılmamış hayatlar yaşayıp, mükemmel hissetmeye kasmakta değil.

Köşedeki tüm yazılar :

09 | toz ve çamur


Köşeler

En Son Yazılar