Bugün bayram erken kalkın çocuklar…

Mart 9th, 2006

Küçükken bayram sabahları içimde bir heyecan olurdu. Mesela “bayramlık” diye bir şey vardı. En büyük zevkim yeni aldığım ayakkabıları evin içinde giymekti. Bayram sabahları ben yataktan kalkmak için büyük çaba gösterirken, annem dinç, enerjik ve hatırı sayılır bir neşeyle Barış Abi’mizin meşhur şarkısını yankılandırırdı evimizde…

bugün bayram
erken kalkın çocuklar
giyelim en güzel giysileri
elimizde taze kir çiçekleri
üzmeyelim bugün annemizi

Zaten şarkıyı duymamak elde değildi, televizyonu açmamızla birlikte yine bu şarkı kulaklarımıza çalınırdı. Ne de neşeli bir şarkıydı. Melodisinin verdiği bir etkiyle insana mutluluk verirdi. Sonra… ben büyümeye başladım. Liseye geldiğim zaman bir şeylerin değişmekte olduğunu hissettim; bayram sabahları artık beni o kadar da heyecanlandırmıyordu. Şimdi yirmi yaşımdayım ve bayramlar artık benden büyükleri sevindirmeye çalıştığım, uzun zamandır sesini duymadığım hatta mesajlaşmadığım insanlarla haberleştiğim ve uzun tatil yüzünden aynı şehre döndüğümüz dostlarımla buluştuğum zamanlara dönüşüverdi. Bu bayram kurban bayramı; eskiden kurban kesildiği zaman büyükler biz çocukları yanlarına çağırırdı ve alınlarımıza kurban kanı sürerdi, tam olarak bilmezdim nedenini- hoş hala bilmem, sağlık getireceğine inanılıyor sanırım-; nedenini bilmesem de içimde bir mutluluk, bir huzur olurdu. Şimdi çevreme baktığımda gördüğüm kelle, bacak, kan, vs yüzünden içim kalkıyor, televizyonda çıkan kurban keserken bilek kesilmesi, kol- omuz çıkması ya da kaçan dana- boğa haberleri beni kahkahalara boğuyor ve ben şu yaşımda kurban bayramının manasını kavrayabilmişken insanların hala kurban kesmeyi “et stoklamak” olarak algılıyor olması beni şaşırtıyor. Sanırım bayramlar sevinç olmaktan çıkıp basitleşti, artık dikkatim başka şeylere yoğunlaşıyor. Sonra bir de kafamı kaldırıp aile büyüklerime bakıyorum. Onlar içlerinde hala bayrama dair bir heyecan barındırıyorlar. Bayram sabahları birlikte kahvaltı yapmak en büyük zevklerinden, hele bir de tüm çocuklarını etraflarında toplamışlarsa değmeyin keyiflerine. Sanki hayat iki ileri bir geri gidiyor. Sanırım yaş ilerledikçe çocukluğa dönmeye başlıyoruz.

Sabit kalan şeyler de var tabi. Mesela hala aynı şarkı çalınıyor kulaklarıma. Ama daha farklı anlamlar içeriyor. Şarkının sözlerine dikkat edince içim burkuluyor.

sen gittin gideli
içimde öyle bir sızı var ki
yalnız sen anlarsın
sen şimdi uzakta
cennette meleklerle
bizi düşler ağlarsın

….

sen yaz geceleri
yıldızlar içinden ara sıra
bize göz kırparsın
sen soğuk günlerde
kalbimi ısıtan en sıcak anımsın

Giden birileri var hayatımızdan demek ki… Bu şarkıyla çocukların neşe içinde bayram geçirmesine, büyüklerin de tükettikleri şeylerin farkına varmalarına mı çalışılmış diye düşünmeden edemiyorum. Artık ben de bu “büyükler” grubuna giriyorum sanırım. Hayatımdan birkaç yaprak düştü benim de, ben de değerlerini geç anladım… Bu hatayı bir kere yaptım, umarım bir daha yapmam. Bayramlarda hatırlanmak daha bir önemli oluyor. Yaşları bizden büyük olan insanların ellerini öpmeyi hatırlamak, yumuşak, tombul yanaklarını sıkmak çok zor olmasa gerek… Sonrası çok geç olabiliyor…

bugün bayram
çabuk olun çocuklar
annemiz bugün bizi bekler
bayramlarda hüzünlenir melekler
gönül alır bu güzel çiçekler…

- Kelebek

Köşedeki tüm yazılar :

konuk yazarlar


Köşeler

En Son Yazılar