Ankara, İstanbul, İzmir

Şubat 6th, 2008

ankara guzel memlekettir ama ankarada en kara halet gorenler de var hep o aklima geliyor ankara deyince
neyse guzel sehir yalniz burokrasi sinmis sehre
sisli gri bir tonu var sehrin. yasamasi en rahat buyuksehir evet. istanbul izmir le karsilastirinca (ucunde de bir sure yasamisligim var) hareketli aradiklarinizi bir sekilde bulabileceginiz ama surprizi olmayan bir sehir. metro, ankaray hatti hayati gercekten kolaylastiracak sekilde insa edilmis. unilere yuruyerek gidebileceginiz bir yer cok rahat bulabilir, kizilay a en cok yarim saatte inersiniz. isinize yakin bir yerde olmasa da eviniz, uzak yoktur sehirde, abartip cok ters yerleri tercih etmemisseniz.
yillar once sincan fln uzak yerlerdi mesela. 45 dk da bir kizilaydan otobus kalkar, tek sira halinde otobuse biner bir saate yakin bir yolculukla giderdik.
yillara direnen bir sehir, oyle hizla gelisip kalkinmiyor. olanla yetinmeyi biliyor. guzel dostlariniz varsa sklmadan yasayabileceginiz bir sehir. biraz fazlasini ararsa ruhunuz, biraz karmasa, hareket haftasonunu ya da bir haftani istanbul da gecirir, ankara nin kiymetini anlayarak donersiniz.

izmir buyuyememis ama kucuk de kalamamis bir sehir. ilk gencligin sularinda gezinir gibi, henuz yetiskin olmamis ama artik cocuk da olmayan o deli, anlamsiz tavirlarimizin hepsini barindirir sanki. (bu acidan bakinca istanbul tam bir delikanlidir, aklina eseni yapan, az sonra nasil davranacagini tahmin edemeyeceginiz ama o deliligiyle sevdiginiz bir delikanli. ankara mi orta yaslarinda olmali. artik oturakli huzurlu bir hayati tercih eden. ailesi, isi, aksam kafasini sokacagi bir evi olan amcamizin da dertleri vardir elbet. ama baseder onlarla, seni dahil etmeden halledebilir. seni yormaz, cok zorlamadigin surece uzmez. iyi arkadaslik eder.) bir kitap fuari olur mesela, heyecanla beklersiniz. istanbul daki yazarlar, ankara programlari yoksa ya da istanbul da baska mesgaleleri tesrif edebilirler belki. gelseler de zaten uzulurler geldiklerine belki. denizi vardir evet, ama sahilin o tadini vermez. kordon duzenlenmis, halkin kullanimina acilmistir. yalniz vizir vizir arabalarin isledigi bir caddenin kenarinda minicik bir cim alanin yanina yuruyus yolu yapilmistir. hepsi bu. agac, golgelik bulmak zordur biraz. ruzgarli havalarda hala kotu kotu kokular yukselir korfezinden. insanlari kurallara cok onem verir. metroda sari cizgiyi gectiginiz icin sizi dovecek kadar sinirlenebilir duyarli vatandas. sehir icindeki otobuslerde cep telefonundan meydana gelmis trafik kazalariyla ilgili gazete kupurleri vardir. aman ha gormezden gelip kullanmaya kalkarsaniz sIkI hakaret yersiniz.
burda bir animi anlatmadan gecemeyecegim, e tabii yas olmus kac. araya yasanmis yillarin golgesini serpistirmek lazim ufaktan. ben gencken diye baslayan cumlelere dogru yol alirken. kac sene oncesi hatirlamiyorum, ama 2001 ya da 2002 olmali herhalde. otobusteyim, koruklu eski model araclardan. oyle absli yeni model telefondan etkileneceklerden degil. herneyse telefonum bircok ogrencininki gibi titresimde. titriyor da netekim. otobus cok kalabalik degil koltuklar dolu ama ayakta pek kimse yok. dedim ayaga kalkayim,  arkaya doner cevaplarim. israrla ariyor onemli herhalde. ben konusurken arkada bir motosikletli vatandas, el kol hareketleri ile telefonu cabucak kapatmami isaret ediyor. heyecanlaniyor kiziyor. neyse bitti zaten konusmam. otobus durakta duruyor, motosikletli amcam hizini alamamis gelip beni bir de sofore sikayet ediyor.

istanbul a gelince. buyuleyici bir sehir gercekten. sadece ayda bir haftasonu taksime, eminonu taraflarina, ortakoye, uskudara inmek, biraz vakit varsa bebek arnavutkoy sahili taraflarinda yurumek, disarda oldugun surece her ezani farkli bir tarihi caminin ikliminde solumak bambaska. birden karsiniza tarih kitaplarindan firlamis bir cesme, bir mezar, bir cami cikiverir. ihtisamli bir sehir. fakat kolay kolay yasatmaz o zevki, once kimbilir kac otobus, vapur degistirmeniz, arabayla gidecekseniz kac dolmus soforune kufretmeniz, park yeri bulana kadar hala vazgecmemis olmaniz gerekebilir. gidene kadar bir yemek parasini yola harcamis olabilirsiniz. iki saatlik guzel bir zaman dilimi icin ikibucuk saat git ikibucuk saat gel bes saatinizi yemis olabilirsiniz. disarda yururken yaniniza her yaklasana kapkacci muamelesi yapabilirsiniz. degiyor mu? enerjiniz, paraniz ve zamaniniz varsa neden olmasin?

peki ya manavgat? alanya ile manavgat birbirine ve de yazlarimi gecirdigim(ah ah) koye yakin iki ilce. yazlari alanyaya gitmek iskencelerden iskence begenmeye benzer. sicagi, nemi degil tek sorun. herkes heryerde deniz kiyafetleriyle ya da daha kotusuyle gezinmekte bir beis gormez. dukkan tabelalari ingilizce degilse almancadir. isiniz dusse de en guzeli bir an once halledip derhal uzaklasmak. kalesi, tersanesi, damlatasi, dim cayi ve magarasi gorulesi yine aklinizda bulunsun.
manavgatin anadolulu bir yani var. selalesi gidip piknik yapilacak guzel bir mekan. bir de baraji var, muhtesem manzarasi olan. daha sizin gibi gelir manavgat.

- escape
stranger

Kaynak :

Köşedeki tüm yazılar :

01 | forumdan


Köşeler

En Son Yazılar