Ankara’ya öyle yakışırdı ki kar…
Mart 9th, 2006
Gerçekten Ankara’ya kar yakışıyor mu bilmiyorum. Aslında aklıma gelen başka bir soru var daha öncesinde: Kış aylarında kimi zaman lapa lapa yağan kar, her yerde aynı değil midir de Ankara’ya yakışıyor ama başka şehirlere yakışmayabiliyor. Cevap Ankara’yı ne kadar sevdiğimde saklı galiba. Benim doğup büyüdüğüm yer değil Ankara, ancak şu an itibariyle neredeyse sonlarına geldiğim üniversite hayatımdaki hikayelerin ve bu hikayelerdeki kahramanların pek çoğunun Ankara ile ilintili olması benim bu şehri sevmem için yeterli. Kafasında hep bir şeylerin cevabını vermeye çalışan memurlar ve herhangi bir sıfat kullanma ihtiyacı hissetmediğim öğrenciler… İşte Ankara’nın özünü bu insanlar oluşturuyor ve bazıları için özellikle de memurlar kısmı itici ve soğuk geliyordur. Benim için de öyleydi belki ilk geldiğim zaman Ankara’ya, ama okul hayatı sevdirdi bana bu şehri. Evet denizi yok, Üsküdar’da Kız Kulesi’ni karşınıza alıp akşam üstü arkadaşınızla, eşinizle, dostunuzla birlikte bir çay içme şansınız da yok; fakat İstanbul’a göre çok karmaşık olmayan ve biraz daha sakin bir hayat - bana göre- bu şehrin olumlu yanlarından biri.
Kar yakışır mı yakışmaz mı derken nerelere geldim. Neyse demem o ki insanlar doğup büyüdükleri yerleri ve hayatında öneme sahip şehirleri genelde sevegelmiştir eskiden beri. O kadar sevmişlerdir ki üzerine türküler söyleyip, şarkılar bestelemişlerdir. “Hayatında öneme sahip” diye bir ifade kullandım. Bu önem bazen öğrenimini sürdürmesinden kaynaklanır. Ama bu nedenden ötürü söylenen bir türküye rastlamadım ben şimdiye kadar. Bu neden kimi zaman sıla özlemi olmuştur. Çoğu zaman da bir sevgili için söylenmiştir türküler. Sırf sevdiği insan orda yaşıyor diye, uğruna sözler yazılmıştır. Bazen o şehri öylesine sevmiştir ki ondan güzel bir yer görünmez olmuştur artık gözüne ve bildiği bütün güzel sıfatları orası için yakıştırmıştır. Hatta daha ileriye gidip Hakka dua etmiştir her türlü musibetten sakınması için. Ama gün gelir sevdiği artık sevdiği değildir; işte o zaman orası viranedir ve artık dünyanın en güzel şehri değildir. Halbuki aç da olsa parası olmasa da sevdiğinin yanında olması dünyanın en güzel şehrinde mutlu olması için yetecektir ona. Ve bu hikaye böyle sürüp gider; belki başka bir türkü yakar sevdiğinin kendisini terkedip gidişine, belki de sessizce kendi içinde hesaplaşır kimsenin haberi olmadan kimbilir.
LéoN
Köşedeki tüm yazılar :



















