Necip Fazıl’dan ?afak Türküsü’ne…
Ekim 15th, 2005
Aslında bazı şeyler vardı kafamda değinmek istediğim bu yazımda. Fakat bugün forumda dolaşırken Necip Fazıl’ın o muhteşem şiiri çıkıverdi karşıma. “Gelme artık neye yarar” dizesiyle sona eren Beklenen şiiri… Pek çok defa okuduğum, hatta ezberime aldığım bu şiiri forumda görünce gene bir tebessüm belirdi yüzümde ve o tebessümün altında yatan çelişkili duygular kalbimde. Hemen sonrasında parmaklarım farenin tuşlarına dokunurken, bilgisayarımda Beklenen ile aynı yere kaydettiğim Bekleyen‘i bulmayı istedim; bir çırpıda okudum onu da. Beş kıtasının da son mısrası pek bi güzeldir ama en çok hoşuma giden şu son mısranın yeri ayrıdır: “Sen varsın dünyada, bir de ben varım!”. Yanıtları bulunamayan sorulara gebedir bu iki şiir de, yanıtların bulunamayacağını bile bile sorulan sorular…
Yazı öncesinde üzerine birkaç söz etmek istediğim şeyler nelerdi, onlardan bahsedeyim şimdi de biraz. Anne temasını işleyen pek çok şiir olmuştur şimdiye kadar, hatta şarkı sözü olanlar vardır aralarında. Ama 2 tanesi vardır ki diğerlerini okumak için hiç o kadar aç oturmamışımdır şiirlerin sofrasına.
Bir sabah anne bir sabah
Acını süpürmek için açtığında kapını
Bir sabah anne bir sabah
Acını süpürmek için açtığında kapını
Adı başka sesi başka nice yaşıtım
Koynunda çiçekler
Çiçekler içinde bir ülke getirirler
Başlarını koymak için yorgun dizine
Sen hazır tut dizini anne
O mükemmel güne
Hatırladınız işte son kısmını ?afak Türküsü’nün. Nevzat Çelik’in yazdığı şiiri Ahmet Kaya’nın yorumuyla dinledim hep. Her dinlediğimde beni uzaklara götüren, eğer üzüntülü anıma denk gelmişse gözlerden yaşların boşalmasına sebep olabilecek niteliktedir ?afak Türküsü. İçinde geçen yaşamak ağrısı ifadesi bir delikanlının mapusta yaşadığı zor günleri çok iyi anlatmaktadır. Burada şiirin ?afak Türküsü’nde kullanılan kısmını vermeye kalkarsam, o noktada sıkılır ve sonuna gelmeden okumaktan vazgeçebilirsiniz ki asla istemem öyle olmasını. Aralarından seçeyim bari birkaç satır diyorum ama seçmek o kadar zor ki. Fakat yine de bir seçim yapmam gerekseydi seçimim şöyle olurdu: “Bağışla beni güzel annem, oğul tadında bir mektup yazamadım diye kızma bana”.
Bir de Annem şarkısı vardır Kibariye’nin. Yıllar evvel yorumlamıştı bu şarkıyı Kibariye. Bu kadın programlara katıldığında Annem şarkısını söyler belki diye beklemişimdir sonuna dek programın. Bazen dinleyebilmişimdir, bazen ise boynum bükük ayrılmışımdır ekran karşısından. İmajı yeterince iyi değilse yorumu çok sağlam olmalıdır bir şarkıcının ki akıllarda yer edebilsin. İşte Kibariye bu açıklamaya tam da uyuyor. Yorumunu gerçekten çok severdim bu şarkıdaki, bir şeyler hissetmeden dinlemem mümkün olmadı şimdiye kadar. Her zaman dokundu bu parça bana. Geçen günlerde Ufuk Çakır isminde birinin yorumunu da dinledim ve artık favorim o oldu. Popstar yarışmasının 2.’sinde konuşulmuştu bu isim, şarkıları çok güzel yorumlamıştı o zamanlar ve bu şarkıyı da hakkını vererek okumuş gerçekten.
Biliyorum ordan oraya atlayarak bir şeylerden bahsedip durdum. Ancak sonuna geldim artık, daha fazla sıkmak istemem sizleri. Yazımı Annem şarkısının ufak bir kısmına yer vererek noktalıyorum:
Rastlarsan gözleri yaşlı yavruna
Suçunu bağışla sarıl boynuna
Biz bize yaşarken geldik oyuna
Eller kadir kıymet bilmiyor Annem
Senin kadar kimse sevmiyor Annem…
LéoN
Köşedeki tüm yazılar :




















2 adet wıbılan wıbılana Durma, sen de wıçkır:
1. blade | Ekim 15th, 2005 at 2:51 pm
ailesinden uzak yasayan insanlarin, ozellikle bayramin yaklasmasi hasebiyle yasadigi ozlemleri cok guzel dile getirmissiniz. duygu yuklu yaziniz icin tesekkur ederim.
2. LéoN | Ekim 15th, 2005 at 10:16 pm
övgüleriniz için teŸekkür ediyorum, yazımın beŸenilmesi tabi ki çok güzel. öte yandan eleŸtirilerinize de açık olduŸumu belirtmek isterim
Wıbıl:
Buraya wıbılanlar: |