Şubat
2008
Yanlış Zaman…
Herhangi bir zamanda herhangi bir mekanda karşılaşsaydık keşke,
Martıların uçtuğu,masmavi gökyüzünün kirlenmediği bir vakitte,
Hani en amansız coşkuların yaşandığı en mutlu olunduğunda hatırlanan mevsimde,
Keşke karşılaşmasaydık hazan bahçelerinin ortaya çıktığı sonbaharda…
Günüm geceden kurtulmuyor,tıpkı sonbahar misali dökülüyor,
Karanlık gecelerde adın zikredilmiyor yalnız kalpten söyleniyor,
Islak kaldırımlar yalnız hiç yürünmüyor
Bu kalp her gördüğü çifte bakmadan edemiyor.
Mısralar değil beni konuşturan onlar yalnız dertlerime tercüman,
Sevdanın hayali vurunca gözlerime kapatıyorum,aklıma gelmeyesin diye
Ama kalbime söz dinletemiyorum,neyi nasıl anlatayım ona?
Nasıl diyeyim ki ona,imkansızı istedin ağlama boşuna
Ben beni nasıl bıraktıysan aynen orda duruyorum,
Bir sonbahar akşamında tren garında ağlıyorum,
Saat 9:45 erzurum ekspresi beklemez
Son düdüğüde çaldı şef artık o bile kalmanı istemez.
Arkandan ne el kaldırabildim ne gözlerine bakabildim,
Sevgiyle bakan gözlerindeki yaşı görürsem neyleyim?
Ne sana ne bakabildim ne arkamı dönüp gidebildim
Ben beni nasıl bıraktıysan aynen orda duruyorum.
Ne kalbimi hüzne boğan leman samı dinliyorum,
Ne de beni güldüren canlı müzikleri,
Ben yalnız kalbimi dinliyorum,
Seni bana sen olduğun için gösteren kalbimi dinliyorum.
Yürüyorum ve akıttığım her damla yaşın arkasından bakamıyorum
Tıpkı giderken gözlerine bakamadığım gibi
Ben benliğimi bırakmışken arkandan
Seni içimden terk edip gidemiyorum…