15
Şubat
2007

YALNIZLIK

Yalnızlık bir ilaçtır O’nu arayana. En tatlı münacatlar onunla olur. Bir kaç damla gözyaşı onunla kıymet kazanır. Teheccüdün ayrı bir buududur. İç alemini keşfe çıkan insanın en muteber, kullanışlı aracıdır. Herşey yalın ve saf halini yalnızlıkta gösterir. O da dünya ve insan kadar vehmî ve îtibarîdir en az. Ben kavramının kirletemediği yerdir. Veya o en mukaddes hislerle dolup taştığımız ‘zaman’dır yalnızlık. Ehadî tecellilerin ruh ve kalb ile massedildiği, ayine-yi samed olan kalbin, sayesinde teveccüh ettiği vasattır yalnızlık. Dünyamızı yansıtan ve önümüzde duran ayinenin varlığını bilmek ve görmektir yalnızlık. Bir de yalnızlığın muzaafı vardır ki bu nevî yalnızlık herkese nasip ve müyesser olmaz. Yalnızlığın muzaafı anlaşılamamak; düşünce, hâl, hareket ve hislerde tek kalmaktır. Büyük insanların kaderinde olan bu nev yalnızlık, insanı potaya koyar eritir. O’ndan başka melce olmadığını aynel yakîn göstererek nur-u tevhid içined sırr-ı Ehadiyeti inkişaf ettirir.

Ey yalnızlık! Seni anlayamadılar. Kıymetini takdir edemediler. Sendeki cevheri keşfedemediler. Halbuki seni bulsaydı biri, kalbin ve ruhun derece-i hayatında, tevehhüm ettiği dünyadan çok daha geniş bir alem bulacaktı…

Ah yalnizlik ah!…