23
Ekim
2008

Opera forever!

Dünyanın en hızlı tarayıcısı… Uzun süre Firefox kullanma mecburiyetinden sonra ve 3-5 standart sayfayı ayna anda açınçaki göçmelerden sonra daha da bi’ iyi anlıyor insan…

3-5 sayfada bile göçebiliyor Firefox 3. Henüz yeterince stabil değil, kendi stabil olsa Ekstensiyonları değil. Zaten Firefox eklentileri olmadan malesef hiçbir işe yaramıyor.
IE 8′ den bahsetmeye bile gerek yok. Uzay çağında, tekerlekli chariotu icat ettim havaları, bir avunmalar.

Geçen 40-50 tane tab açmıştım Opera’ da. Hızlı bir araştırma yapmam gerekiyordu. Bir an için bilgisayar az bir duraksadı, yanıt veremedi Opera. Elimi başlarımın arasına (tersi) alıp, ‘Yapma OperaaaaaAAAA!!!’ diye bağırmama meydan vermeden toparladı. 240 ile bolu tünelinden fırlayan bir 911 Turbo mahiyetiyle en iyi yaptığı işi yapmaya yine devam etti Opera.

OPERA FOREVER!

www.opera.com

- - - -

13
Ekim
2008

Öğüt…

*Allah bizlere değiştiremeyeceğimiz şeylere kabullenme gücü,değiştirebileceğimiz şeylere değiştirme cesareti ve bu ikisi arasındaki farkı anlayabilme sağduyusu versin….

*Dost hatırlanmaz,hatırlatır.İyiyi ,güzeli , doğruyu ,yanlışı söyler ve gider…

*Kul kulu kusursuzluğundan ötürü değil,kusurlarıyla beraber tanıyıp,kabul edip sevdiği zaman bir ömür geçer…

16
Eylül
2008

Kimse Yok Mu? Ramazan yardımı

4
Ağustos
2008

Siz, insanlara iyiliği emrederken, kendinizi unutuyor musunuz?

Bakara Suresi
44- Siz, insanlara iyiliği emrederken, kendinizi unutuyor musunuz? Oysa siz kitabı okuyorsunuz. Yine de akıllanmayacak mısınız?
45- Sabır ve namazla yardım dileyin. Bu, şüphesiz, huşû duyanların dışındakiler için ağır (bir yük)dır.

Bakara Suresi 40. Ayette İsrailoğulları için ifade edilen, ‘İyiliği emrederken kendini unutma’ aslında bildiği ile amel etmemenin bir başka halidir. Burada ihmal, tedbirsizlikten öte, kasıt söz konusudur. İnsan bilmektedir ancak o bildiği üzere davranmamaktadır. Bu, bilmeyip de yapmasından çok daha kötüdür. Matrix serisinin birinci filmindeki Cypher’ ın Agent Smith ile ihanet yemeği yerken, çiğnediği bifteğin gerçek olmadığını bildiğini ancak ‘Ignorance is bliss’ diyerek, gerçeği görmezden gelip, bilmeden ve mutluca yaşamayı tercih etmesi, buna popüler kültürden iyi bir örnektir. Dolayısıyla cehalet mutluluk getirebilir, gerçek de mutluluğu uzaklaştırabilir. Ama zehirli yada bozuk bir yemeği, nasıl bir ortamda yapıldığını bilmeyi redderek mutluca yemek kadar da ahmakça birşey düşünülemez. Cehaletin getirdiği mutluluğun daha sonrasında çok büyük huzursuzluklar getirebileceği de unutulmamalıdır.

Bu yüzden bilmekten kaçınılamaz. Mutluluğum bozulmasın diye öğrenmemezlik yapılamaz. İnsanların ölümle ilgili pek konuşmak istememesi ve bu konuyu açmaktan kaçınmalarının altında yatan temel sebep de budur. Hoşlanmadıkları, ‘tatlarını kaçıracak’ konulardan uzak durarak, konunun ifade ettiği gerçekten de uzak kalacaklarını zannederler. Ancak tüm bunlar büyük bir ilüzyondan başka bir şey değildir.

Bilmeden yapmak kötüdür, ahmaklıktır. Bilmeden mutlu olmak en büyük ahmaklıktır. Zaten insanın daha çok şey öğrendikçe daha da çok mutlulaşması beklenemez. Denilebilir ki en mutlu insanlar mahallenin delileridir ve çocuklardır. Bilerek yapmamak ise, hatta ayette belirtildiği üzere, başkalarına yapmayı emrettiği halde kendi yapmamak ise iki kere kasıttır, iki kere yanlıştır. Bu doğrultuda bildiklerimizin sorumluluğunda olmamız gerekir ve sorumluluğumuz artar korkusuyla daha da çok bilmekten ve öğrenmekten kaçınamayız.