16
Eylül
2008

Kimse Yok Mu? Ramazan yardımı

4
Ağustos
2008

Siz, insanlara iyiliği emrederken, kendinizi unutuyor musunuz?

Bakara Suresi
44- Siz, insanlara iyiliği emrederken, kendinizi unutuyor musunuz? Oysa siz kitabı okuyorsunuz. Yine de akıllanmayacak mısınız?
45- Sabır ve namazla yardım dileyin. Bu, şüphesiz, huşû duyanların dışındakiler için ağır (bir yük)dır.

Bakara Suresi 40. Ayette İsrailoğulları için ifade edilen, ‘İyiliği emrederken kendini unutma’ aslında bildiği ile amel etmemenin bir başka halidir. Burada ihmal, tedbirsizlikten öte, kasıt söz konusudur. İnsan bilmektedir ancak o bildiği üzere davranmamaktadır. Bu, bilmeyip de yapmasından çok daha kötüdür. Matrix serisinin birinci filmindeki Cypher’ ın Agent Smith ile ihanet yemeği yerken, çiğnediği bifteğin gerçek olmadığını bildiğini ancak ‘Ignorance is bliss’ diyerek, gerçeği görmezden gelip, bilmeden ve mutluca yaşamayı tercih etmesi, buna popüler kültürden iyi bir örnektir. Dolayısıyla cehalet mutluluk getirebilir, gerçek de mutluluğu uzaklaştırabilir. Ama zehirli yada bozuk bir yemeği, nasıl bir ortamda yapıldığını bilmeyi redderek mutluca yemek kadar da ahmakça birşey düşünülemez. Cehaletin getirdiği mutluluğun daha sonrasında çok büyük huzursuzluklar getirebileceği de unutulmamalıdır.

Bu yüzden bilmekten kaçınılamaz. Mutluluğum bozulmasın diye öğrenmemezlik yapılamaz. İnsanların ölümle ilgili pek konuşmak istememesi ve bu konuyu açmaktan kaçınmalarının altında yatan temel sebep de budur. Hoşlanmadıkları, ‘tatlarını kaçıracak’ konulardan uzak durarak, konunun ifade ettiği gerçekten de uzak kalacaklarını zannederler. Ancak tüm bunlar büyük bir ilüzyondan başka bir şey değildir.

Bilmeden yapmak kötüdür, ahmaklıktır. Bilmeden mutlu olmak en büyük ahmaklıktır. Zaten insanın daha çok şey öğrendikçe daha da çok mutlulaşması beklenemez. Denilebilir ki en mutlu insanlar mahallenin delileridir ve çocuklardır. Bilerek yapmamak ise, hatta ayette belirtildiği üzere, başkalarına yapmayı emrettiği halde kendi yapmamak ise iki kere kasıttır, iki kere yanlıştır. Bu doğrultuda bildiklerimizin sorumluluğunda olmamız gerekir ve sorumluluğumuz artar korkusuyla daha da çok bilmekten ve öğrenmekten kaçınamayız.

4
Ağustos
2008

Bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok.

Bakara Suresi
30- Hani Rabbin meleklere: “Muhakkak Ben, yeryüzünde bir halife var edeceğim” demişti. Onlar da: “Biz Seni şükrünle yüceltir ve (sürekli) takdis ederken, orada bozgunculuk çıkaracak ve kanlar akıtacak birini mi var edeceksin?” dediler. (Allah:) “Şüphesiz sizin bilmediğinizi Ben bilirim” dedi.
31- Ve Adem’e isimlerin hepsini öğretti. Sonra onları meleklere yöneltip: “Eğer doğru sözlüyseniz, bunları Bana isimleriyle haber verin” dedi.
32- Dediler ki: “Sen Yücesin, bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok. Gerçekten Sen, herşeyi bilen, hüküm ve hikmet sahibi olansın.”

Bakara Suresi 30. Ayette meleklerin direk bir anlayışla ‘sitemkar’ sözü aslında öyle bir niyeti taşımıyor. Zira melek, adı üstünde melek. O şekilde düşünmesi, imalarla konuşması zaten beklenemez. Meleklerin ‘Biz seni yüceltirken orada kanlar akıtacak birini mi var edeceksin’ diye sormalarının altında yatan temel amaç meraktır. Acaba kendileri birşeyi eksik mi yapıyorlar, üzerlerine düşen vazifeyi yerine tam olarak getiremiyorlar mı diye de bir mahcubiyetleri de vardır. Bu saflık ile, acaba Allah’ ı takdis etmede eksiğimiz varsa düzeltebilir miyiz diye, salt öğrenme amacıyla bilmediklerinden soruyorlar. 32. ayette ise zaten belirtildiği üzere ‘Bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok’ diyerek bunu ifade ediyorlar. En doğrusunu Allah bilir.

28
Temmuz
2008

Kimsesiz…

Bakmamak gerek geriye,bakmamak gerek mazideki karanlık geçmişe

Hani üstünden kalkar ya ağır bir yük,işte öyle olmalı insan

Nefes alırken yanmamalı ciğerleri insanın

Akmamalı gözlerden yaş boş ve kimsesiz için….

Gurbet bile koymamalı insana bu kadar

Her acının tadına bakmak gereksiz bu sonbaharda

Düşünmek beni ben yapmak demek değil

Elinden geldiğince kedin olman gerek