Ekim
2006
İnce bir dal kopardım yoldan geçerken..
İnce bir dal kopardım yoldan geçerken. Teker teker yoldum bütün yapraklarını, yoldukça da yola attım bakmadan. Upuzun manasız bir dal kaldı elimde, onu da hışımla uzaklara fırlattım. Bir taş ilişti gözüme. Hiç üşenmeden, rahatından etmek için yanına gittim. Bir tekme savurdum taşa. Izgaranın aralığından düşüp de suyla buluşunca çıkardığı sesi duyunca tatmin oldu kulaklarım. Bana kocaman bakan bir kediyi korkuttum. Dudaklarım gerildi, dişlerim göründü, gülüyordu gözlerim.
Yere bakmaya tenezzül etmedim. Tepeye kalktı başım. Ufak bir hareketle geriye attım saçlarımı. Ellerimi ceplerime soktum, sıkıldılar, saldım tekrar. Dönüp geriye baktım herhangi bir şey ummadan. Adımlarım geniş ve hızlıydı. Yüzümde aynı güler ifade…
Bir kalabalığa daldığımı farkettim az sonra. Adımlarım küçüldü, ifadem dondu, hareketim kısıtlandı. Nefretim kabardı anında. Adımımı açtım yine sonuna kadar. Umrumda değildi kimse. Sövdüm bana çarpan adamın arkasından. Üç beş kişiye de ben çarptım. Önümdekini iteledim acelem yokken. Çattım kaşlarımı ve herkesle göz göze gelmeye çalıştım. Fırsat oldukça sataştım.
Ve bir tenekeye tekme attım. Doluydu teneke ve yanında bilet satan bir adam vardı. Olduğu gibi biletçinin pantalonına boca oldu tenekedeki. Baktım adama hemen. Çizgi çizgi bir yüzü vardı. Gözleri eğikti. Kaşları açık, gürdü. Yanık, esmerden koyu bir teni, gömleğinden taşan kıpkırmızı bir bağrı vardı. Geri dönmek istedim birden. Birilerine daha bağırmak ama tenekeyi farketmemiş olmak istedim. Bu adamın pantalonun temiz olmasını istedim. Bana bakıverdi adam pantalonundan kaldırdığında gözlerini. Birşey diyemedim. Buruk buruk gülümsedi. Daha fazlası da elinden gelmeyecek gibiydi zaten. Tam birşey söylemeye kalktım ki ,”Yok kardeşim, yok, önemli değil…” diye söylendi. Yerine geri oturdu, benimle işi yoktu artık.
Arkasında duruyordum adamın. Çilekeşti, belli, durumu iyi değildi muhakkak. Beyaz bir gömlek vardı üstünde. Ütülü, bembeyaz, tertemizdi gömleği. Neden beyaz giymişti ki çabuk kirleneceğini bile bile? Üstelik yaptığı iş için de tamamen gereksiz bir saygı, ayrıntıydı bu. Sayemde soldakinin üstünde damla damla lekeler olan ayakkabıları siyahtı, parlıyordu. Kendinden geçmiş böyle bir adam uğraşmazdı bunlarla. Bu geçerken suratına bakmayacağım adam bir başkası için değerliydi demek ki.
Ben yürüyordum. Gözüm ondaydı ama. Aklım orada kalmıştı. Bir adama çarptım bakmadığımdan. Özür dilediğimi farkettim birden. Gülümseyip geçti o da. Kaldım ben. Gidemedim ..