12
Nisan
2007

Günlükle Hasbihal-2

Kus

Güzel dostum benim, seninle söyleşmeyeli aylar olmuş. Anladim ki senin yaprakların, benim de gönlüm solmuş…

Bak bugün de geldi ve geçti. Ne demiş şair:

Gülşen-i ömrüm sensiz

Ağlıyor sessiz sessiz…

Ama günlük, söylesem duymaz ki beni…Benim derdim var, davam var önüne geçmemeli… Nedir bu karmaşıklık çözüver düğümleri… Dedim kendi kendime, o mu benim aradığım yoksa arıyor muyum ki ben? İşte nokta burası: ben kimi arıyorum? Öyle biri olmalı ki aklım O’na çalışsın, kalbim hep O’nu söylesin, ruhum O’nunla işlesin…

En acısı ne oldu bilir misin akyüzlü? Zaman kavramı benim için sözlüğüme yeniden yazıldı: saniyeler pişmanlık gölüne damlayan katreler oldu… Dönülmez akşamın ufkuna girmişim çizgilim, derdim büyükmüş benim, derdim bir yükmş benim… Ne sen anlayacaksın beni ne ben anlarım kendimi… İdrak yolları iltihabı başlamış ki gözlerim görecek mi? Ama ortası tellim benim, merak ediyorsun niye yazarım. Yazarım ki yazılarım, benzer bir şişeye, içindeki mesajlarım, bırakılmış denize…

Sesim çıksa bir çığlık da ben olurum ıssıza… ama ne sesim var ne sözüm; ifadem kıttır, yıkıktır özüm, kalbim kanar, kan ağlar gözüm…

Bir söz ki anlaşılmaz, söz değildir şaşılmaz… Yanyana gelmiş onlarca kelime, yazamam ki derdimi, kalem verseler elime…

Ah yapraklım ah! Sen pişmanlık acısını hiç tattın mı? Hani bilirsin ki, silsen de bir defteri, izi kalırmış, döksen de alın teri…

Ah kalın kapaklım ah! Bu ne ateştir Allah aşkına, kışın yaksam odunları, ısıtmaz beni pişmanlığın bir bakışına… Kalp kapağım paslamış, aylardır sana ilk bu… Söyleyecek çok söz varmış, dursun artık gönülümden taşan su…