27
Ocak
2007

Gecede Eskişehir

Sapsarı otlarla kaplı, geniş mi geniş bir araziye sütun gibi dikilmiş birkaç temiz binanın iğretiliği, çığrından çıkmış bir yerleşim sistemini gözlere sokar. Kafa yoruldukça saçma ve can sıkıcı sebeplerle karşılaşılır ve sinirler bozulur. İlerlenir ve otların rengi değişir; belki de bu yüzden rahatlanır biraz daha; oysa ki evler hâlâ aynıdır. Bu şehirde ise yine apartmanlar vardır, ama herşey bambaşkadır…

….

                Gecenin karanlığı binaların üst camlarından yansıyor. Sokak lambalarının ışıkları yere yaklaştıkça birbirlerine sokuluyor ve tek vücut olmuş sapsarı bir aydınlık yolların siyahına uzanıyor. Kepengleri inmiş bir sürü dükkân var aşağılarda. Tepelerindeki gölgeliği ışığa siper etmiş, kızgın kızgın uyuyorlar. Sırtlarındaki sayısız katın kahrını çeken bunalımlı mağazalar birbiri yanına sıralanmış, geceye küskün, sabahı bekliyor. Şehrin eski, mütevazi apartmanları o kadar bütünleşmiş ki birbiriyle, onları ancak kapıları ayırıyor. Kaldırımlar bomboş şimdi. Dükkânlara nezaket gösterip ışığı tepmeye çalıştıklarından kısmen karanlıklar. Kaldırımların bakıştığı yerde onları iten gergin ve geniş bir yol var. Şehri uyutmayan yegane varlık işte bu cadde ki hayat üzerinden akıp gidiyor. Karanlığı ağarlayan odalar uykuyu kucaklayamıyorsa, bir çocuk tavanda sürekli değişen ışık hüzmelerine bakıp gülümsüyorsa, uyku vakti olduğundan pencereden bakması yasak olan bir başkası arabaları yattığı yerden sayabiliyorsa sebebi bu kahramanları tenekelere doluşmuş caddenin her an, her gece değişen gösterisidir. Geçen hiçbir araba, hiç bir plâka aynı olmaz bu caddede. Uyutmayan sesler hiçbir gece aynı değildir. Sabit, kımıldamadan duran arabalar vardır ara sokaklarda fakat ölüdür onlar. Hayat daima akar oysa caddede. Hiçbir insan yüzü görmezsiniz, kimse de cama çıkıp izlemez bu manzarayı fakat bir telâş, bir enerji sizi de sarar ve sağır edici seslerden ziyade bu enerji yüzünden uyumazsınız. Bu gecede uyuyanlar yalnizca ara vermiş gibidir. Hemen uyanacaklardır. Değilse yanlış olan onlardır. Saatlerce uyunmaz bu şehirde ve uyunmamalıdır. Yalnızlık yoktur gecesinde, hararet ve bereket vardır. Kitap okunur pencerenin dibinde üşünerek. Yazılar yazılır..

Sabahı uzaktır bu şehrin; lakin gecesi hârikadır…