10
Nisan
2007

Çocukken …

Çocukken düzdür herşey ,dolambaçlar karmaşalar uğramaz bile aklın kıyılarına.Kararsızlık ,hayatın içinden çıkılmaz bir labirent gibi görünmesi diye birşey yoktur.Hayat renkli balonlardan oluşan bir labirent oyunudur ,sadece renkleri farkedebilenler için.

Çocukken kavganın her türlüsü çok uzaktadır.İki dakika sonra unutulacak, basit sebeplerin basit dargınlıklarıdır yaşadıkları genelde.Günlerce ağlamak nedir bilmezler, karşılarına tüm hatalarından sonra “ne yaptım ki” diyebilecek kadar duygusuz biri hiç çıkmamıştır ya da en doğru olanı yapıp neşesiz olandan uzak kalırlar.Sizi kırdıkları  yetmiyormuş gibi uzatığınız zetin dallarını dahi kırabilecek insanların olduğundan bihaberdirler.

Çocukken aldatmak diye bir kelime sözlükte yoktur.Sadece ufak “kandırıkçılık” lardır yaptıkları ,onlarıda oyunlarda yaparlar.Dediğinin arkasında durmayan şahıslarla ya da “aslında kastım o değildi” manevralarıyla hiç karşı karşıya kalmamıştırlar.Zaten dediğinden dönenin lakabı bellidir:  “mızıkçı” . Zaten “mızıkçı” dediğinden sadece oyunda dönendir.Kim bilir bu “mızıkçılık” ve “kandırıkçılık” gibi kavramlar ,çocukları ilerde karşılaşacakları daha acımasız kavramlara hazırlayan birer prototiptir belkide.Tıpkı yavru aslanların avlanmayı öğrenmek için birbirileriyle boğuşma oyunları oynaması gibi.Yavru aslanlara bakıldığında bu çok sevimlidir ,ama bir av için aynı şeyler söz konusu değil tabikide.

Çocukken kocaman kocaman planlar yoktur.En büyük hedef istenilen oyuncaktır ,yolda giderken babayı kandırıp bir dondurma aldırmaktır, ödevleri hemen bitirip anneye “n’olur acıcık oynıyım gelirim ” diyip saatlerce oynamaktır.Yarına bir hedef genelde yoktur ,anı değerlendirirler.Geçmişin elemleri ya da geleceğin kaygılarından etkilenmezler bile .Ölümüde hatırlıyor değillerdir ama varsın hatırlamasınlar ,ölseler bile verecek bir hesapları yoktur.

Çocukken saftır sevdalar ,kendileri gibi çocuksudur,samimidir
,sabittir.Misal bir çocuğun Rabbisi ile münasebetini  yakalamak bir yetişkin için çok zordur.Bir çocuğun yaratanını idrakı şaşılası oranda mükemmeldir .Belkide hala sönmemiş merak ışıltılarındandır bu durum.Duygusal gelişim sürecinin bir parçası olan ,büyüklerin “mecazi” diye tabir ettikleri karşı cinsten hoşlanma bile o kadar durudur ki ,herşeyi bilen büyüklerin ulaşamayacakları safiyettedir herşey.Ürkektir, çekingendir,ne yapacağını bilememektir, karşındakini incitmekten delicesine korkmaktır ,dolambaçsızdır ,belki sevimli kıskançlıklardır, herşeyin ötesinde tek kişi içindir. Belkide yarını düşünmedikleri için bu kadar masum ,bu kadar kolaydır herşey.

Çocukken üzüntü diye birşey yoktur.Özellikle hayatın mutlu kısımlarını yakalamaya programlanmış detektör gibidir beyin.Ağlamayı istediklerini yaptırmak ve ya düşünce nazlandırılmak amaçlarının dışında kullanmazlar .”Depresyon” sadece ilginç ,anneye “anne depresyon ne” diye sorulası bir şarkı sözüdür.

Çocukken gözler ışıl ışıldır .Hayatın zamanla söndürdüğü o bezginlik ve hiç bir mana muhteva etmeyen bakışların yerine ; meraktan ışıl ışıl ,bakanda neşe uyandıran bakışlardır.

Çocukken aciziyet ve hakimiyet şaşılası bir şekilde birleşmiştir.Bir bebeğin aciz olmasının karşısında ,ona şevkat kahramanı birde hizmetkar verilmiştir.Öylesine ilginç birşeydir ki bu ,hizmetkar bu görevlerini severek yerine getirir.Kimi zaman kendi canından ötelere kor ,gözünden sakınır, öpmeye dahi kıyamaz.Ufaklığının kollarında uyuması kadar büyük bir zevk yoktur onun için ,hasta oldumu belki ondan daha fazla acı çeker.Hassasiyetlerin en güzelinin inkişaf ettiği bir ilgidir çocuğun gördüğü.Aslında bu fedakarın sevgisi çocuk büyüsede değişmez ,sadece aciziyet azaldıkça ilgide azalır.Küçükken sizin elinizde olan hakimiyet sırası,
büyüyünce sizin parçanıza verilir.Keyifli bir durumdur bu açıkçası ama yinede rahatlık dengesi tam tersine dönmüştür.

Çocukken alabildiğine rahat davranma hakkınız vardır. İstediğiniz yerde bağırabilirsiniz ya da koşabilirsiniz mesela .Kimse size garip garip bakmaz ,bilakis “çocuk işte” deyip sevimli bir ifade ile sizi izlerler.Başkalarına garip gelen,sizin için mükemmel şeyler olan hayallerinizi istediğiniz şekilde ifade edebilisiniz.Büyüyünce geniş bir hayal gücünüz olsa bile ,hayalleriniz genelde sizde hapis kalır ya da biraz cesursanız “kaçık” olduğunuzu bilen bir kaç arkadaşınızla paylaşırsınız.Ya da labınızdaki tekerlekli döner sandalyelerle sürat yapmak istersiniz ,hadi yarışalım dediğinizde kendinize oyun arkadaşı bulamazsınız.Çünkü büyümek arkadaşlarınızın hayalleri ile birlikte hareketlerinide kısıtlamıştır.Bir sürü eğlenceli teklifiniz red görür ,”insanlar ne der ” gibi basit bir mantalite yüzünden…

Çocukken güzel olan şeyler saymakla bitmez.Az sorumluluk, maksimum safiyet, maksimum neşe ,maksimum özgürlük. Zaman zaman insanın çocuk olmayı özlemesinin altında yatan sebeplerdir belkide bunlar.Evet çocukken güzel olan çoktur ama çocuk olmayı özlemek ,”ah keşke çocuk kalsam” diye hayıflanmak yanlıştır.Sorumluluklardan kaçtığımız, beklenmedik durumlara karşı koyamadığımız, doğru bakmasını bilemediğimiz veyahut hayatın karşısına geçip “işte ben burdayım” diyemediğimiz zamanlar ,acizliğimizin kaçış noktasıdır çocukluk.Tezat kısmı ise çocuklara sorsak onlarda büyük olmak istediklerini söylerler, adam yerine konmamaktan yakınırlar.İşin sırrı ise anı yakalamakta, bulunulan yaşı keşfetmektedir.Bazen kim ne der diye düşünmeden bir çocukla evcilik oynamaktır.Oyunun sonunda
çocuk haşatınızı çıkarsa da ,keyifle “vay be yaşlanmışım” demek ve derinlerde o çocuk kadar enerjik o çocuk kadar neşeli birini taşıdığınızı farketmektir.Biraz daha yaş ilerlemiş ise,hiç yoktan kendi çocuğunla oynamalı insan.Onunla iletişime geçmenin ve kendi dinamizmini geri yakalamanın en kestime yoludur. Böylelikle “benden geçmiş” demeden, bütün fiziksel yaşlanmaya rağmen ,çok gelişmiş bir çocuk olarak hayatı sürdürmek işin kilit noktası olsa gerek :)