9
Ocak
2008
itiraf ediorum ki çoğu insanın gözümde böcek kadar değeri yok,
halbuki neredeyse hayatımdaki herkese sıcak davranırım.
yaratılanı severiz Yaratan’ dan oturu, desturundan geliyor zaten bu da.
malesef günlük hayat, olması gerektiğinin aksine hossohbetten başka çok şeyin de yaşandığı bir ortam.
en ufak meselede sorun çıkarıyor insanlar, aksine sizin için önemli meselelerde umarsız davranıyorlar,
saygısızlar ve siz fedakarlık yaptıkça iyiler size, kendileri kıllarını bile kıpırdatmasalar daha iyi.
yanlışlıkla birine bi faydam olacak diye korkuyorlar neredeyse.. o kadar ıtınalılar faydalı olmamakta.
tam tersi zarar vermemekte ise olabildiğine umarsızlar.
beklentim insanlardan olmadığı için güleryüzlülüğüm ve sıcakkanlılığımda dellendiğim anlar harici değişiklik olmuyor.
zaten gelecek tepkiye göre davranşam, beklentim karşımdaki insandan demek oluyor.
bu da zaten yanlış,
ancak insanları çoğu zaman üzen de bu.
karşılığını karşındaki insandan bekleyen her zaman hüsrana uğruyor.
bir teşekkür edemeyecek kadar bile meşgüller çünkü insanlar, o kadar vefasızlar.
umrumda değil dolayısıyla.
tepkisel yaşamıyorum. kendim gibi yaşıyorum.
ne olursa olsun, neye malolursa olsun doğru bildiğimi yapıyorum.
gerisi de umrumda değil. içime sinerek söyleyebiliyorum bunu, değil.
insanlar için üzülenlere, kimseye hakettiklerinden fazla değer vermemelerini tavsiye ediyorum.
ve bu değer çoğu zaman tahmin ettiğinizden de az oluyor.
siz yine olduğunuz gibi iyi olun, iyilik yapın, denize atın, balık bilmesse Hâlık bilir.
Burak Bakay Toz ve Çamur
6
Ocak
2008
Bilgisayarınızdaki fotoğrafları optimize edin Bilgisayarınızdaki fotoğrafları optimize edin,
yerden, hızdan kazanın.
fotoğrafları daha hızlı, daha rahat gezin,
daha etkili yedekleyin ve diskinizde daha az yer kaplasınlar.
***
1 - Öncelikle gerekli Irfanview (IV) programımızı indirelim ve kuralım.
Bunun için şuradaki bağlantıları kullanabilirsiniz:
http://www.irfanview.com/main_download_engl.htm
Yada daha spesifik olarak şu adresten direk indirebilirsiniz:
http://www.download.com/IrfanView/3000-2192-10021962.html?part=dl-IrfanView&subj=dl&tag=button
Kurarken Toolbar vb şeyleri kurmanıza gerek yoktur. Tüm Resim dosya uzantılarını ‘Images Only‘ IV ile ilişkilendirebilirsiniz.
2 - WinRar yoksa bilgisayarımızda onu kuralım, yedekleme için lazım
En tepedeki bağlantı (WinRAR 3.71 yada daha yüksek bir versiyonu)
http://www.rarlab.com/download.htm
3 - Çevirimi ‘overwrite‘ şeklinde yapacağımız için öncelikle optimize edeceğiniz fotoğraf klasörüne sağ tıklayıp ‘Add to fotografklasoru.rar’ seçeneğiyle yedekleyin. Yada klasörlerin elle düz kopyasını da alabilirsiniz.

4 - Resim dosyası uzantılarını IV ‘e atadıysanız, optimize etmek istediğiniz fotoğrafların birini Irfanview ile açın. Yada IV programını çalıştırın bir şekilde. Programın içindeyken B tuşuna basın. Batch Conversion penceresi açılacaktır (yukarıda) Include Subdirectories işaretleyin ki tüm alt klasörleri kapsasın. Sol taraftaki boş kısma optimize etmek istediğiniz klasörleri sürükleyip bırakın. Tüm fotoğraflar oraya otomatik eklenecektir. Sağ taraftan da ayrıca seçebilirsiniz. Daha sonra Use this Directory as output a tıklayın. Output directory değişerek fotoğrafların olduğu klasör atanacaktır. Buraya C:\gecici\ gibi birşey de yazabilirsiniz. Böylece üzerine yazmamış olursunuz ilk seferde.

5 - Ekran görüntüsünde görüldüğü gibi, Work as Batch Conversion, Output Format, JPG - JPEG olmalı. Options kısmına bastığınızda ise yukarı resimdeki gibi olmalı ayar kısmı. 80, JPEG kalitesini belirtir, biraz daha kaliteyi düşürmek isterseniz 70′e çekebilirsiniz. 60 ve daha altında ise fotoğrafta ciddi JPEG kaltıntıları oluşabilir ve kötü bir görüntüye sebebiyet verebilir.

6 - OK deyip JPG options u kapattıktan sonra ‘Use Advanced Options’ a tıklıyoruz ki havamız olsun. Yukarı ekran görüntüsünde görüldüğü gibi ayarlıyoruz. Set long side to: kısmındaki değer, fotoğrafın en uzun kenarının (genişlik yada yükseklik) en fazla alabileceği değerdir. Dont enlarge smaller images de işaretli olduğuna göre, büyük fotoğrafların büyük kenarı bu miktara kadar orantılı olarak ‘proportional’ ufalacaktır ancak tüm kenarları bundan küçükse ufaltma - büyütme uygulanmayacaktır. 1024 değeri standart 17″ ekranlar ve minimum tabir edilen 1024×768 ekran çözünürlüğü için idealdir. Tercihinize göre buraya 800, 1280, 1400, 1680, 1920 yazabilirsiniz. Bu kademeli değerler fotoğraftaki bozulmayı en aza indirecek optimum değerlerdir.
Korkmadan Overwrite existing files diyoruz çünkü 50 tane yedeğimiz oldu, zaten cd, dvd yedeğimiz de var, Rar ladık da, heyecan yok. Eğer tüm fotoğraf arşivinizi tek seferde elden geçirmek isterseniz tek bir Resimlerim klasörünü atıp binlerce fotoğrafı tek seferde de optimize edebilirsiniz. Yada birden çok klasörü içeren bir yapıyı çeviriyorsanız, ‘Create subdirectories in destination folder‘ işaretlerseniz klasör yapısını da korur çevirirken program. Aksi takdirde tüm fotoğraflar tek bir klasörde toplanır. Delete original files‘ ı ise, aynı klasör üzerine convert ediyorsanız ve arada BMP, PNG gibi dosya türleri varsa kalmasınlar diye işaretleyin, çevirdikten sonra silsin o verimsiz türleri. Keratalar.
7 - OK deyip kapatın, Start a basın ve işlemin bitmesini beklemeden sabırsızca çevirilerin gönderildiği klasörden işlemi takip edin. Büyük fotoğraflar ve verimsiz biçimler hesaba katıldığında bu yöntemle fotoğraf arşivinizin kapladığı alanı kötü ihtimalle yarıya indirebilirsiniz. Bu 2 GB lık bir arşiv için 1 GB yer kazancı demek. Güle güle harcayın. Ayrıca fotoğraflarınızı IV ile de izlerken de daha hızlı görebilirsiniz. IV ile Enter a basınca tam ekran moduna geçebilir, L ve R tuşlarıyla fotoğrafı çevirip Ctrl + S ile kaydedebilirsiniz (JPG i seçin lütfen) T ye basarsanız, önizleme moduna geçebilirsiniz. Hayırlı olsun.
Kaynak : Warnerblade Forum | Bilgisayarınızdaki fotoğrafları optimize edin
Burak Bakay Toz ve Çamur
6
Ocak
2008

FF da araçlar, seçenekler, güvenlik kısmından parolaları göster e tıklayıp, tekrar parolaları göster dediğinizde ‘hakaten eminmisiniz’ gibi saçma bi ifade ile geçiştirilen diyalog kutusunun arkasında tüm şifreleriniz yatıyor. Bilgisayarınıza dokunan herhangi biri bu şifrelerinizi görebilir.
Bundan çeşitli yollarla korunabilirsiniz:
1- Bilgisayara kimsenin dokunmamasını sağlayarak (BIOS, işletim sistemi vb şifre koyarak)
2- FF a master -ana şifre- koyarak
3- Şifre hatırla özelliğini kapatarak
Ben bunları yapmak istemiyorum ama kurtarın beni bu illetten diyorsanız, birkaç dakikalık hack ile parolaları göster seçeneğini iptal edebilirsiniz. Bu, en azından ileri düzeyde bilgisayar bilmeyen çoğu kullanıcıyı 3-5 tıkla şifrelerinizi görmekten alıkoyacaktır.
***
1 - Öncelikle en güncel FF sürümünü edinin:
http://en.www.mozilla.com/en/firefox/
2 - Sonralıkla yama dosyalarımızı çekin:
http://www.warnerblade.com/t/a/ffyama.rar
3 - Rar nerden çıktı açamadım dediyseniz, bi de Winrar’ ı kurun bari:
http://www.rarlab.com/download.htm
(en tepedeki bağlantı)
4 - Rar’ın içinden çıkan mozilla.cfg dosyasını FF klasorune, all.js yi ise greprefs altına kopyalayın.
all.js nin eski versiyonunu ismini değiştirerek yedekleyin.
5 - FF’ u kapatıp açın.
***
Manuel yapmak için aşağıdaki ingilizce kaynağı kullanın,
all.js dosyasına metin editörü ile girip sonuna:
Kod:
pref(”general.config.filename”, “mozilla.cfg”);
eklemeniz gerekiyor. Benim hazırladığım FF versiyon 2.0.0.11 olduğu için ileri versiyonlarda all.js sorun çıkarabilir.
Bu yüzden en azından all.js yi kendiniz hack leseniz daha iyi olur.
Geçmiş olsun.
Kaynak:
http://www.pcc-services.com/kixtart/firefox-lockdown.html
Burak Bakay Toz ve Çamur
24
Aralık
2007
Beden eğitimi dersinde futbol oynarken kafasına kale direği düşen ilköğretim okulu öğrencisi Mehmet Belin’in 2 gözü kör oldu. İdare aleyhine açılan davada, mahkeme Belin ve ailesine 270 bin YTL tazminat ödenmesine hükmetti. Görme yeteneğini kaybeden Mehmet Belin, evde oturmaktan sıkıldığını söyledi. Baba Hayrettin Belin ise, “Keşke başımıza bu olay gelmeseydi.” dedi.
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=628511
Ortalama bir insanın hayatı boyunca çalışıp çabalayarak sahip olacağı bir serveti, çeyrek trilyon olarak öngörebiliriz: Güzel bir ev, orta-üst sınıf sıfır kilometre bir sedan otomobil ve diğer olası ihtiyaçları karşılayacak kadar miktar para.
Bunu elde etmek için insanoğlu, hayatının başından sonuna kadar, durmaksızın çalışmakta, emek vermektedir. Daha kendine gelir gelmez başlayan, anasınıfından üniversiteye kadar devam eden bir ‘öğretim’ sürecinden geçmektedir. Bu süreçte öğretilenler onu, günümüz dünyasının kapitalist işverenlerinin iş-tanımlarını yerine getirebilmek için yeterli donanımı sağlamaktadır. 15 seneden fazla süren bir eğitim döneminden sonra çalışma hayatı başlamaktadır. Bahsedilen miktardaki parayı, normal yollardan biriktirebilmek için 10-20 hatta 30 yıl boyunca, bazen hafta sonları ve geceler de dâhil olmak üzere, sürekli, sürekli çalışmak gereklidir. Bu onlarca yıl süren çalışma hayatı boyunca insan birçok olumsuzluğa katlanmak zorunda kalır. Sürekli stres altındadır, üstlerine karşı sorumlulukları vardır, hasta bile olsa işine gider, ailesini ihmal etmek pahasına bile olsa aldığı projeyi bitirmeye çalışır, işte patronuna kızamaz ama eve gelince çocuğuna bağırıp çağırır, her şeyi aksatır, her şeyi, ama tek bir gün bile işe gitmezlik etmez.
Yaşamak için bireyin düzenli bir maddi gelire ihtiyacının olması elbette yadırganamaz bir durumdur. Elbette insan çalışıp, çabalayacak, sürekli daha fazla kazanıp güçlenmenin, devletine milletine faydalı olmanın çeşitli yollarını arayacaktır. Ancak mecburi (!) ihtiyaçların; mp3 çalardan, DVD koleksiyonuna, 5+1 ses sisteminden spor donanımlı bir arabaya, her gün giyilen farklı bir dünya markası elbiseden son model bir cep telefonuna kadar genişletildiği günümüzde zaruri gider ve dolayısıyla kazanılması gereken minimum ‘para’ kavramı da esnek bir hale getirilmiştir. Bu kısır döngü insanı sürekli, tabir-i caizse ‘deli gibi’ çalışmaya yada para kazanmaya ‘çalışmaya’ itmektedir. Bütün bu koşuşturmacanın içinden kafasını kaldırıp etrafında olup bitenlere bile bakamayan bireyin, kendi çıkarını düşünmekten öte, bizzat kendini görüp verilen nimetleri hakkıyla anlayabilmesi sıfıra yakın bir ihtimaldir. İnsanın önce para için sağlığını harcaması, sonra sağlığı için parasını harcaması da tarih boyunca yapıla gelmiş en genel geçer akılsızlıklardan biridir. Toplum yada ‘herkes’ tarafından tanımlanmış ideallere koşarken neleri feda ettiğimizi bir düşünmeliyiz; aslî görevlerimiz, sevdiklerimiz ve en saçması da kendimiz. Yani ne idüğü belirsiz bir ütopya uğruna, ‘American Dream’ uğruna, neredeyse her şeyimizi riske edebilecek duruma gelmişiz.
Madem delicesine çalışıp, çabaladığımız zaman kazanıp, sahip olabileceğimiz servet topu topu çeyrek trilyondur, bu kadar heyecan ve hırs neden? Evet, belki maddi olarak çok daha fazla miktarda paralar kazanılabilir ama bunlar sadece sahip olunan ev, araba, yat, kat sayısını değiştirecektir. Dünyanın bütün ve en güzel yiyecekleri önünde olsa bir insan en nihayetinde sadece midesi aldığı kadar yemek yiyebilir, bir anda sadece tek bir evde oturabilir ve tek seferde yalnız bir araba sürebilir. Dolayısıyla ömür boyu kazanılacak toplam paranın miktarı da bu teoremin geçerliliğini değiştirmemektedir.
Peki nedir bu teorem? Okunuşu son derece basit ama anlaşılması, yaşanması da bir o kadar zor bir teorem. Her şeyin değerini tam olarak bilebilmek. Şükredebilmek. Anlayabilmek. Yazının başında okuduğunuz haberde iki gözünü kaybeden bir öğrenciye 270 bin YTL manevi tazminat ödenmiş. Peki hangi birimiz bütün hayatımız boyunca çalışıp, kazanabileceğimiz bir miktar olan bu çeyrek trilyon karşılığında gözlerimizin bırakın ikisini, tekini bile verebilir? Hadi görmeyi de geçtim, belki eksik olması hayatını ciddi anlamda zorlaştırmayacak olan parmaklarından birisini bile verebilir mi bir insan maddi bir değer karşılığında? Çölde susuz kalınca bir bardak su, ömür bitince bir daha fazla saat için tüm malvarlığını vermeyecek biri var mıdır? Öldükten, bittikten, kaybettikten, eksildikten sonra diğer her şeyin ne anlamı vardır? Ama bu kadar bariz ve kesin bir netlik dururken, günübirlik yaşantımızda buna ters binlerce karar veririz. Küçük bir mesele için arkadaşımızın, dostumuzun hatta ailemizden birinin kalbini kırarız, minik bir maddi miktar için strese gireriz, dertleniriz. Aşırı durumlarda gerçek değeri anlaşılan bu miktarların en küçüğü için bile neden bu kadar büyük hassasiyet ve hırs içerisindeyiz? Kendimizin sürekli bir Pepsi sloganı olan ‘Ask for more’ peşinden koşturup durduğumuzu neden göremiyoruz? Durup düşünmek için yeterince zamanımız varken neden telaşeden fırsat bulamıyoruz? Niye hep sahip olmadıklarımızı düşünüp, elimizde olanların hakkını veremiyor, onlarla yetinemiyoruz? …
Madde madde açıklandığında, mantık ilişkisi kurulduğunda, okuyucunun bilgisayar programı gibi satır satır, kafa sallayarak ilerlediği bir durum aslında bu. Her nefis ölümü tadıcıdır (Al-i İmran Suresi 185) ifadesi gibi kesin ve net, ancak maalesef bir insanın yaşantısını, yaklaşımlarını, huylarını, seçimlerini, karakterini kısaca her şeyini değiştirmesi bu kadar kolay gerçekleşmiyor. Düşünen insanlar olarak bize düşen görev ise, bize verilmiş nimetlerin gerçekten ne kadar paha biçilemez olduklarını anlamak, onlarca sene boyunca çalışıp çabalarken vereceğimiz emeğin en azından bir kısmını da bize zaten peşinen verilmiş bu nimetlere keyifle harcamak.. Bunu uyguladığımızda her anımızdan keyif alırız, daha az keşke deriz, hem manen hem de madden büyük rahatlığa kavuşuruz. Tek yapmamız gereken, hadiseler üzerinde oturamasak, telaşeden ayakta da olsa birazcık düşünmek..
Burak Bakay Toz ve Çamur