23
Eylül
2006

Yoldan geçenler..

Adım adım geride bıraktıgı yol gölgesini agırlıyordu bu defa. Agaçlar o geçerken yapraklarını kıpırdatmada tereddüde düsüyor, sokak lambası yüzünü aydınlattıgında adamın çehresine yerlesmis ızdırabı görüp teselli için üç bes yaprak gönderiyorlardı.. Kocaman gövdeye yerlesmis uzun ve iri kafa, derin ve neredeyse farkedilmeyen gözlerden akan koyu renkli yaslarla uyum telasında degildi. Bükülmüs dudaklar muhtemelen ilk defa bu seklini alıyordu. Her gün özenle tıras ettigi sakalları bu kez havayı soluyor ve bagrına hapsettigi sesi hıçkırık seklinde usul usul bosluga akıyordu..

 Bir kedi geçti bu ızdıraba bakarak. Çöp tenekesinin ardında kendine yer buldugunda gidisini izledi adamın. Geç kalmıstı ve yine bostu eli. Geri dönemedi. Kaldı oracıkta kedi. Yavruları beklesiyordu sokaklar ötesinde..

Adam unuttu bakınmayı caddeden geçerken. Hiç bir araba da ilgilenmedi onunla zaten. Isıksız bir sokagı tepti ardından. Issız bir parkın tasları kendiliginden ayaklarının ucuna deginceye kadar mekan aranmadı. Garip görünümlü agaçlar, bu üç bes demir yıgınıyla zorla sevimlilestirilmege çalısılmıs parkta hatalı gibi duruyordu. Basını gögsüne gömmüs halde banka oturan adam uzaktan bakıldıgında hiçbir canlılık belirtisi göstermiyordu. Yalnız yasları yollarını yıllar sonra kesfetmiscesine aktıkça akıyorlardı. Adamın yüregi kendini bırakmıstı. Yavas yavas atıyordu. Yıpranmıs ve tükenmisti. Aklı islemekten çoktan vazgeçmis, uykuda bekliyordu. Gözleri kapalıydı. Yaslar bitene kadar akacaktı.

Birkac dakika sonra ne akacak yası kalacaktı zaten gözünde, ne de kalbi atacaktı..

Bir köpek sesi geldi uzaklardan. Kedi kaldırdı basını. Etrafını görmekte zorlanıyordu. Yol bostu, yürüyebilecegini sandı. Ayaz yüzüne vurdukça kontrolünün zorlastıgını hissetti. En azından gitmeliydi. Birkaç adım attı ve oraya yıgıldı. Ayık durmak içim zorladı kendini. Ani bir hareketle sıçradı ve kosmaya basladı. Ayakları onun degildi, bir canı yoktu sanki sahip çıkması gereken. Bir köpek daha havladı. Kostu kedi, bir dönemeç kalmıstı. Hissetmedigi vücudunun yalpalayısını seyretti önce. Devrildigini farketti. Köpeklerin sesini duydu dönemecin bitiminde. Sonra da bir arabanın fren sesini..

14.07.06

18
Eylül
2006

..

Dertler, kendi kendilerine çıkmaya azmedip, var olan bütün enerjilerini harcamak üzere aşka şevke gelen ve ani bir etkiyle dikkati dağılan, sonsuza dek yarım kalan sivilceler gibiler. Kabuk bağlamışlar. Deniyorsunuz olmuyor, öyle bir hal ki donuklaşmışlar, sanki renklerinin farklı olduğunu kabul etmiyor gibiler. Kurcalayınca da kanıyorlar üstelik. Sonrasında geçmiyor, derinleşiyorlar. Gülümseyince batıyor, ağlayınca yanıyorlar. Aynaya baktığınızda kin kin bağırıyorlar yüzünüze. Hep hissediliyorlar içerilerde bir yerlerde. Birileri farketse de, etmese de… Söküp atamazsınız onları, yepyeni bir hayat için değişmeye karar verdiğinizde, onlar da gelecek sizinle, görseniz de, görmeseniz de..

9
Eylül
2006

Hayallerinizin tadının kaçtığı anda bocalıyorsunuz. Dağıtıyorsunuz kendinizi ve boşluğa kapılıyorsunuz. Uzun zamandır ilginizi çekmemekte olan hayata dönemiyorsunuz çoğu zaman.  Belki korkudan, kim bilir, belki de ümitsizlikten…  Başlıyor bir hüsran ve o an yapacak tek şey kalıyor yaşamak için. Düşünceler ekşi ekşi üstünüze kustuğu ve gerçekler size tiksinti dolu bir bakış fırlattığında yorganın altına saklanıyorsunuz. Büzüşüp karanlığa boğuyorsunuz kendinizi. Uyumaya kaçıyorsunuz. Yaşamla bağlantınızın koptuğu tek zaman diliminiz olan uykuya koşuyorsunuz. Tamamen geleceksiz, vadesiz ve umutsuz bir yönelişle…

Gayet rüyasız bir uykunun ardından kendinize geldiğinizde dua ediyorsunuz kimse uyanmamış olsun diye. Farkedilince kolay kolay kaçamazsınız çünkü. Tutarlar ve sorgularlar uykunuzu. Cevap veremezsiniz. “Hayallerim bitti” diyemezsiniz…

29.06.06