6
Ağustos
2007

Bir İntihar Dosyasını İncelemek

Sanki ölmüşüm yaşamıyorum. Eskiden her şeyden zevkim vardı. Şimdi hiçbir şey yok cinsel ikişkliye bile düşünemiyorum. Erkekliğimi kaybettim korkusu var içimde. Her şeyde karar evremiyorunm. Kendime yaptığım bir şeyi 10 defa yapıyorum acaba yanlış mı doğru mu diye. İçimden hep bir korku var, her şeyden çekiniyorum insanlar bana çok tuhaf geliyor, hep halsizlik ve titremem var, günahlarımı düşünüyorum, başımı ve hiçbirşeyimi hissetmiyorum, ağzımın tadı bozuk hiç düzelmiyor hep sıkılıyorum, bu sıkıntı bana intiharı hatırlatıyor. Ferahlamıyorum karanlık bir dünya içindeyim gelecekle ilgli hiçbir hayalim yok hery erden her şeyden sıkılıyorum uykuya dalmaktan güçlük çekiyorum hiç kimse ile konuşmak istemiyorum aklımı yitirmiş düşüncesindeyim hep aklıma intihar düşünmcesüi var, müzik sevemiyorum televizyon izleyemiyorum izlediğim zaman moralim bozuluyor ben kendimi hiç görüyorum arkadaşlarım arasına kendimi hep düşük hsisediyorum istahım yok kendimi sevemiyorum ailemi bile sevemiyorum.

Bunlar eğitim birliğinde tuvalette kendini çorabıyla asarak intihar eden bir acemin askerin cüzdanından çıkan ve kendi el yazısı olduğu sanılan fauk nottan ifadeler. Cümleler kısa ve sade, kaliemeler ise itici ve donuk, anlam dağınık olsa da oldukça karanlık. Askerin ölümüyle ilgili kabarak dosyayı sonundan itibaren incelemeye başlıyorumö. Karşıma ilk olarak fotoğrafı siyahlar arasında az çok belli olan bir nüfus cüzdanı fotokopisi çıkıyor, görünüşte herkes gibi bir insan. Ardından revir muayene kayıtları “distimik bozukluk intihar düşüncesi mevcut, RDM sevk” diğer hastaların isimlerinin kenarına döktürülmüş her zamanki baştan savma doktor ely azısı ile doldurulmuş ‘o boşluk’ da.

derken karşıma “ölü harici muayene tutanağı” çıkıyor. Hüv,yet tanıkları cesedi teşhis ettikten sonra bikilrkişliler huzura alınıyor “genel inceleme : 20 yaşında esmer tenli 1.85 cm boyunda 70 kg civarında sünnetli erkek ceseinden ölü katlığının başlamış olduğu el kol ve bacaklarda ölü klekelerinin teşekkül etmiş olduğu keza sırt bölgeisnde aynı şekilde ölü lekelerinin mevcut olduğu gördüldü. Kesici delici ateşkli siklah yaralanmasına bağlı herhangi bir ize rastlanılmad. Keza fiziki darp ve cebre ait bir bulgu görülmedi” esayfanın altında birbirnie girmiş 5-6 imza inle inceleme devam ediyor “baş bölgeis incelendi: yaklaşık 1 günlük sakallı olan saçları asker traşlı şeklinde kesilnmişl olan cesedin kafatası kemik bütünşüpü içcenlendi herhangi bir patoloji belirlenmedi. Troid kemğinin 1 cm üzerinde horizontal şeklinde yaklaşık 1 cm genişliğinde boynu çepeçevre saran moerluk bulunmakta… ölü katılığı sebebiyle cesedin çene kıosmı açılamadığından ağız tabanında muayene edilemedi. Ağız ve burun dan ve kulaklardan herhangi bir sıvının gelmediği görüldü. Müteveffanın kol bacak ve ellerde ölü katlığı ve ölü lekelerinin yer yer yoğnu birşekilde oluştuğu görüldü…genital bölgeler normal görünümde olup fiili livata bulgusuna rastlanılmadı”

görünümdeki bu tiksidndirici ifadele adli durumu kesinlteştiremeyeciinden derine girmek için klasik otopsi yapılması karaıyla bitriliyoru. Kafanızda canladırdığınız görüntülerin korkunçluğu yetmiyormuş gibi neredeyse şimdiden burnunuza tahmin edbileceğinizden daha iğrenç kokular eglemey başlıyor. Neşterin soğuk deri üzerinde açılan bir fermuar gibi kayarken, çizgi şeklinde boyadığı koyu klızıl kan ve kimyasal kokular beliriyor zihninizde.

Neyse ki araya Tanık dinleme tutanakları giriyor. Olayı ilk gören asker kabus sabahını anlatıyor:”ben ilk önce tuvaletihtiyacımı gidermek için kaibnlerin olduğu yere girdim. Sldan dördüncü kabine girmek istedim. Kapı kilitli deildi. Elimle hafif itelediğimde kapı açıldı ve o an müteveffayı gördüm. Kendisi sifonun bulunduğuı duvar ile kabinleri birbirinden ayıran duvarın keşistiği köşede başı hafif yana yatık bacakları dizinden hafif derecede kıvrılmuş, birhalde hareketsiz duruyordu. Müteveffanın boynunda siyah kalın bir sicim vardı. Bunun çorap olup olmadığına dikkat etmedim. Cesedi görüdüğümde şoka girdim, panikle kapıyı kaopattım , geri döndüm. Aynı ranzada yatan arkadaşı askerin devamlı düşünceli ve sıkıntılı olduğunun belirtiyor ve ekliyor “koğuşta iken kendisini not defterine bir şeyler yazarken gördüm. Sebebini sorduğumda bana iç sıkıntınlarını kağıda döktüğünü bunları hastaneye gittiğinde doktora da gösterceğini söylüyordu”

Araya karışmış olay yeri inceleme tutanağında ise ası ipinden fayans duvarına heryerin, her şeyin yeri belirtilmiş santim santim ölçüleriyle verilmiş “olayın gerçekletiği kabin içerisinde taş tuvalet üzerinde m üteveffaya ait 2 adet askeri bot ve bir adet şapkanın mevcut olduğu müşahade edildi” ve benzeri cümleler yazılı.

Asker orta düzey komutanlarına ise biraz daha kendini açmıştı. Komutan ifadesinde olayın kız problemi olabilecğeini söylüyordu “bana anlattığı kadarı ile müteveffanın duıygusal ilişkiye dayalı bir takım sornuları vardı sevdiği bir kız tarafından 4 yıl önce terk edilmişti ve sevdiğin kızın başka bierisiyle evlenmesini kendinse yedirememişti. Bana devamlı bu olayı unutamdığını söylüyordu…” askeri savcılıktan ve tüm bu tutanklara ait olan “soruşturma” konulu üst yazıda olayın “gecikmesinde sakınca bulunan hallerden olması” sebebiyle ‘resen soruşturma başlatıldğı’ haber veirliyordu. Zamanda daha ileriye gittikçe ser çizgili dikdörtgenlerin ve çok sayıda rakamın oluşturdğu ‘mernis ölüm tutanağı’ nın işleme konulması isnteiyor. Ardından mahalle tahkikatına gitmiş olan görevlilerin ‘harcırah’ yazışması göze çarpuıyor,i bu da insana ‘kimsenin umurunda değil, sadece formalite’ diye fısıldıyor. Derken cesedin bir mal gibi teslim aluındığına dair yazışmalar çıkıyor ortaya. Silik bir defin ruhsatı fotokopisinin sonundaki not “cenaze ilaçlanmış olup yurtiçinde naklinde sakınca yoktuır” diye ekliyor. Soruşturma başlatılma emri mirasçıların adrtestespiti için yazışmalar kovuşturma gideri ödemeleri idare tahkikat emri ve raporoı olayın meydana geldiği tuıvaletlerin krokisi bundan sonraki belgeleri oluşturuyor. Tüm resmiyetiyle somurtan, bilgisayar çıktısı yazı tipleriyle hep birbirini andıran kağıtların sağ yukarısındaki sıra belirten sayılar ise takvim rakamları gibi sürekli deişiyor. Hastanın ölüm durumunu bildirmek amacıyla tutulan hekim raporunda “ölü katılğı ve ölü morluğu gelişmiş olan sahsın el ve ayaklarında eldiven çorap tarzında kan toplaması görüldüğü” beliritliyor. Bunu okuduktan sonra insanın ellerinin rengini kontrol edesi geliyor. Ne kadar aptalca da olsa gözlerini kaçırmaktan kurtaramıyor. Yazıdaki ifade dikkati geri çağırıyor, kelimelerle göz göze geliniyor., sanki herkes bir ağızdan artık çok geç olduğunu, yapacak bir şeyin önceden olmadığı gibi bundan sonra hiç olmadığını bağırıyor.

Bunları takiben artık hiçbir işe yaramayan, her askere imzalattırılan tebliğ tebellüğ bekleri sıralanıyor. Buıradaki maddeler arasında “her türlü psikolojik problemlerimi amirlerime haber vereceğim” olduğu gibi “tuvaletteki sifonların içine herhangi bir malzeme atmayacağım” benzeri maddeler de var. “intihar” la ilgili bölümde ise şunlar yazılı “askerliğin çok değerli ve kutsal bir vazife olduğunu unutma, İslam dinine göre intihar etmek günahtır. Arkadaşlarından mektubu parası gelemöyen problemleri ve ruhi bunalımları olan altına işeme ve uykuda gezme gibi rahatsızlıkları olan alkol ve uyuşturucu bağımlısı olanları komutanın bildir”

Saman kağıt kokulu, benzer yada farklı binlerce hikaye daha anlatan arşiv odasına sabahın ilk ışıkları düşerken belgeleri sırasıyla çevirmeye devame diyorum. Cüzdandan çıkan malzemeler sayılarak tutanakta etspit edilmiş. Banknotlar artık adediyle belirtilen birer madde kadar ufalmışlar madeni para ve vesikalık fotoğraflarla aynı büyüklükteli sıralarda tekrarlarıyla dikkati çekiyorlar. Ailesine devredilen eşya teslim tutanağında ise herkesin, hergünkü hayatında kullandığı malzemeler bulunuyor: kol saati, asma kilit künyelevhası kot pantolon havlu diş macunu diş fırçası atlet ve diğer çiftinin ‘ası ipi’ olarak kullanıldığı bir çift siyah çorap.

Adli tıp kurumundan gelen yazıda ‘anal yayma preparatında spermatozoid görülmediği’ büyük harflerle belirtiliyor. Toksikoloji şubesi iç organ ğparçalarında ve kanda yapılan analizlerde uyutucu, uyuşturucu hiçbir maddeye rastlanmadığını söylüyor.

Morgdan gelen otopsi raporu ise sahne sahne cesedi açıyor, açıklıyor: baş muayenesi : soyulan saçlı deri (…) kırık çıkık yoktu. Boyun bölgesi açıldı… göğüs cildi kaldırıldı, her iki göğüs boşluğunda serbest sıvı veya kanama yoktu. Karın boşluğu açıldı. Mide de sindirilmiş sıvı gıda artıkları vardı. Otopsi sırasında saptanan ve özellik arzeden tıbbi bulgular fotoğraflandı. İşte heralde en son görmek isteyeceğim fotoğrafların bazıları da bunlardı. Otopsi raporunun son satırlarında iki madde vardı : “1-ası sonucu mekanik asfiksiden öldüğü 2-akut livata bulguları ile anal bölgede sperme spatanamadığı” insanın bu dkorkutucu, tiksinti verici mide bulandırı ve aşağılayıcı muamelelere ruhunun bendenden ayrıldıktan sonra maruz kalması ne iyiydi. Gerçi sadece cesede insan denebilirmyidi o da ayrı bir konuydu. Tüm bunlar doktor raporlarındaki tabirler insanın kendi elinin de birgün gün ‘eldiven şeklinde’ kan toplayacağını, vücudunda ölü morlukları oluşacağını, ölü sertliğinden parmaklarının, yüzünün heykel gibi kıpırdamaz hale geleceğini, ağzının belki de mekanik aletler yardımı olmadan açılamayacağını düşündürüyordu. Otopsinin hemen ardından iliştirilmiş trajik faturası da öldükten sonra bile her şeyin bir bedelinin olduğunu ima ediyordu. Kovuşturma gideri ödemeleri kovuşturmaya yer olmadığı kararı ve diğer formaliteler ise konuyu soğutmak (!) istercesine, hızla birbirini takip ediyortdu.

Son evrak ise asker yakınlarının bakanlığa açtığı yüzbinlerce YTL lik tazminat davasıyla ilgiliydi. Avukatın tabiriyle “gencecik yaşında evlatlarını ve kardeşlerini kaybeden mütevekkiller” maddi ve manevi zararlarının karşılanması için yüklü miktarlarda tazminat talep ediyorlardı. Ancak Belgelerin ardını anlayıp ailesinin gerçekten ne derece üzüldüğünü görmek imkansızdı. Yüzelliye yakın sayfadan oluşan ve kabıunda taşan dosya ise tek bir üst yazıyla “…’in ölümü olayı” konusuyla sunulmuştu. Buradan bakıldığında bu intihar otoriteler için formalitelere uydurulmuş, kovuşturmaya yer olmayan sıradan bir vukuat, maddi problemi bulunmadığı iddia edilen aile için bir tazminat fırsatı, sahneyi gözleriyle görmüş askerler için heycanla anlatılacajk bir hikayeden başka şekilde görünemiyordu. Ama sonunda geride kalan üç şey ise; ateşler içinde bir ruh, delik deşik edilmiş bir ceset ve işte şu duyarsızlık kadar ölüm kokan, simsiyah, lanet olası dosyaydı…