Ekim
2006
Dönüs ..
Beceriksizce, sarsilarak bir inis yapti pilot. Inadına kemerim açık gözüm kemer uyarı ısıgında bekledim o uçagı bosaltma zamanına kadar geçen gereksiz sürede. Biraz da saygisizca kiminin önüne geçerek uçaktan inip kalabalikla beraber pist otobüsüne bindim. Çıt yoktu o kalabalıga ragmen, yuzlerimizde muhtemelen benzer manasız ifadeler vardı. Ayakta kaldım, belki de vardı bos yer, bakmadım. Bir elimle otomatikman kazagımı parmaklarıma gererek demire tutundum. Pis metrolarin getirdigi bir aliskanlik olmustu bu bende. Otobüsten inip de kapıdan girdigimde etrafa bakınıp hangi sınıfa dahil oldugumu bulmaktansa diger bir Türk aileyi takip ettim. Kontroller için sıra bana geldiginde kaldırdım basımı bir gayret. Gecenin de bir vaktiydi yani, ucuz bilet sevdasına gecenin sabahla çekistigi vakitlere kalmıstım. Yorgun, bıkkın, öylesine bir adam bekliyordum bu yuzden karsımda. Öylesineydi, evet. Bıyıgı vardı gürce. Babacan bakkal amcalara benziyordu adam. Tombik yüzü, gözlerine yakın kalın kasları, esmerligi, güven verici ifadesi.. Hiç de birsey yokken bogazım tıkandı, dügümlendi birseyler, normal davrandım, etkilenmemeye calıstım. Isini yapacaktı, isimi yapacaktım, o kadar. Kimbilir nasıl bir haldeydim, nasıl görünüyordum karsıdan, adam tutamadı kendini, güldü tatlı tatlı. Koskocaman bir mutlulukla hosgeldin deyip aldı pasaportumu. Eve çaya gelmis gibi hissettim direkt. Bir huzurla doldum ki anlatamam. Vizemi inceledi, tekrar yüzüme baktı, hala gülümsüyordu. Okuyup okumadıgımı sordu, arkamda baska yolcu yoktu, sohbet ettik biraz. Memleketimi sordu, bir hos oldum.. Anlatmaya usendigim memleket mevzusuna girmeyi nasıl da ozlemisim! Ben de anlattım tabi hararetli hararetli. Ne kadar güzel bir sohbetimiz vardı bizim buralarda, onu da farkettim.. Karsılastıgımız herhangi bir insanla ortak yön buluncaya kadar ugrasıp sonra ahbap olusumuzu bu kadar önemsemezdim baska zamanlar. Birkaç dakika sonra adam bir sürü dua ile ugurladı beni. Etrafıma bakınmaya basladım. Insanlar artık bizim samimi insanımızdı. Yazılar kısmen Türkçe`ydi. Yavas yavas bedenim de ruhumla bir güzel hislere uyanırken yolu sasırmısım bir iki turistin arkasında ki görevli kız bana dogru yolu göstermek için Ingilizce birseyler söylemeye basladi. Gülümseyerek selam verdim kıza, elleriyle agzını kapayıp çocuk gibi utanıp güldü, özür diledi ve yolumu gösterdi. Tesekkür edip ayrılırken artık basbayagı gülüyordum. Ben kavustuguma hayranmısım, o da sanki beni özlemis ..