18
Nisan
2007

Kelimeler Tükenirken …

Ellerimin uzandığı her yerde sen varsın.Elimle birlikte sana uzanır tüm hayallerim ,tüm yarınlarım.Korkuyorum dokunup bendeki seni çirkinleştirmekten.Serap misali değdiğim anda kaybolup gitmenden korkuyorum .Korkuyorum ihtimal soğuğu hissetmekten ya da ihtimal yangını hissetmekten.Sonra korkularımdan korkuyorum bir gün onlara uyup sana uzanmaktan beni vazgeçirirlerse diye.Tereddütlerime yenilerini ekleyip binlerce korkunun içinde uzatıyorum ellerimi sana.

Ellerimin uzandığı her yerde sen varsın.Çayımda seni yudumluyorum , dalgalarda seni izliyorum ,şarkılarda seni dinliyorum .Her damla sen olup akıveriyor gözlerimden.Kimi zaman kitabım oluyosun, sayfalarını bir bir itina ile çeviriyorum, her satırını aklıma kazırcasına tekrar tekrar okuyorum .Kimi zaman gülümseyişim oluyorsun , kimi zaman adımlarım ve hatta kimi zaman serzenişlerim …Bir hayalin ucuna takılıp uzun uzun aklıma misafir oluyosun.Bu kadar bende olmana rağmen yinede dokunmuyorum sana, sadece ellerimi uzatıyorum.

Ellerimin uzandığı heryerde sen varsın.Ilık bir rüzgar esiyor getirdiği toprak kokusu sen oluveriyorsun , yüzüme damlayan bir damla veyahut pencereden izlediğim yağmur damlalarından kırılan ışık hüzmesi sen olup yansıyor içime.Tüm samimi duygularım ,yeniden başlama heveslerim ,kaçışlarım,özlemlerim ,hayallerim, aklına gelen ve gelmeyen herşeyin bir yanını sana yaslıyorum .Ne olduğunu bilmesemde ellerim yine sana hep sana uzanıyor.

Dokunmasamda ellerimin uzandığı her yerde sen varsın.Acaba tutucakmı tutmayacakmı telaşları olmadan yalnızca ,sakince ellerimi sana uzatıyorum.Dedim ya ne olduğunu bilmeden
,saklandığın yerden bir gün çıkar gelirsin ümidiyle hiç çekinmeden bildiğimi okuyorum.Yarınların yersiz telaşları yok içimde ,bilinen bütün literatürlere kafa tutuyorum.Ve ulaşmak için değil sadece yönelmiş olmanın zevkini yaşamak için ellerimi defalarca sana uzatıyorum.Kaldı ki bunu istesemde engelleyemiyorum ellerimin uzandığı her yerde zaten sen varsın…

15.01.2007 01:33

a dream on our way to deatha dream on our way to death

12
Nisan
2007

Günlükle Hasbihal-2

Kus

Güzel dostum benim, seninle söyleşmeyeli aylar olmuş. Anladim ki senin yaprakların, benim de gönlüm solmuş…

Bak bugün de geldi ve geçti. Ne demiş şair:

Gülşen-i ömrüm sensiz

Ağlıyor sessiz sessiz…

Ama günlük, söylesem duymaz ki beni…Benim derdim var, davam var önüne geçmemeli… Nedir bu karmaşıklık çözüver düğümleri… Dedim kendi kendime, o mu benim aradığım yoksa arıyor muyum ki ben? İşte nokta burası: ben kimi arıyorum? Öyle biri olmalı ki aklım O’na çalışsın, kalbim hep O’nu söylesin, ruhum O’nunla işlesin…

En acısı ne oldu bilir misin akyüzlü? Zaman kavramı benim için sözlüğüme yeniden yazıldı: saniyeler pişmanlık gölüne damlayan katreler oldu… Dönülmez akşamın ufkuna girmişim çizgilim, derdim büyükmüş benim, derdim bir yükmş benim… Ne sen anlayacaksın beni ne ben anlarım kendimi… İdrak yolları iltihabı başlamış ki gözlerim görecek mi? Ama ortası tellim benim, merak ediyorsun niye yazarım. Yazarım ki yazılarım, benzer bir şişeye, içindeki mesajlarım, bırakılmış denize…

Sesim çıksa bir çığlık da ben olurum ıssıza… ama ne sesim var ne sözüm; ifadem kıttır, yıkıktır özüm, kalbim kanar, kan ağlar gözüm…

Bir söz ki anlaşılmaz, söz değildir şaşılmaz… Yanyana gelmiş onlarca kelime, yazamam ki derdimi, kalem verseler elime…

Ah yapraklım ah! Sen pişmanlık acısını hiç tattın mı? Hani bilirsin ki, silsen de bir defteri, izi kalırmış, döksen de alın teri…

Ah kalın kapaklım ah! Bu ne ateştir Allah aşkına, kışın yaksam odunları, ısıtmaz beni pişmanlığın bir bakışına… Kalp kapağım paslamış, aylardır sana ilk bu… Söyleyecek çok söz varmış, dursun artık gönülümden taşan su…

10
Nisan
2007

Çocukken …

Çocukken düzdür herşey ,dolambaçlar karmaşalar uğramaz bile aklın kıyılarına.Kararsızlık ,hayatın içinden çıkılmaz bir labirent gibi görünmesi diye birşey yoktur.Hayat renkli balonlardan oluşan bir labirent oyunudur ,sadece renkleri farkedebilenler için.

Çocukken kavganın her türlüsü çok uzaktadır.İki dakika sonra unutulacak, basit sebeplerin basit dargınlıklarıdır yaşadıkları genelde.Günlerce ağlamak nedir bilmezler, karşılarına tüm hatalarından sonra “ne yaptım ki” diyebilecek kadar duygusuz biri hiç çıkmamıştır ya da en doğru olanı yapıp neşesiz olandan uzak kalırlar.Sizi kırdıkları  yetmiyormuş gibi uzatığınız zetin dallarını dahi kırabilecek insanların olduğundan bihaberdirler.

Çocukken aldatmak diye bir kelime sözlükte yoktur.Sadece ufak “kandırıkçılık” lardır yaptıkları ,onlarıda oyunlarda yaparlar.Dediğinin arkasında durmayan şahıslarla ya da “aslında kastım o değildi” manevralarıyla hiç karşı karşıya kalmamıştırlar.Zaten dediğinden dönenin lakabı bellidir:  “mızıkçı” . Zaten “mızıkçı” dediğinden sadece oyunda dönendir.Kim bilir bu “mızıkçılık” ve “kandırıkçılık” gibi kavramlar ,çocukları ilerde karşılaşacakları daha acımasız kavramlara hazırlayan birer prototiptir belkide.Tıpkı yavru aslanların avlanmayı öğrenmek için birbirileriyle boğuşma oyunları oynaması gibi.Yavru aslanlara bakıldığında bu çok sevimlidir ,ama bir av için aynı şeyler söz konusu değil tabikide.

Çocukken kocaman kocaman planlar yoktur.En büyük hedef istenilen oyuncaktır ,yolda giderken babayı kandırıp bir dondurma aldırmaktır, ödevleri hemen bitirip anneye “n’olur acıcık oynıyım gelirim ” diyip saatlerce oynamaktır.Yarına bir hedef genelde yoktur ,anı değerlendirirler.Geçmişin elemleri ya da geleceğin kaygılarından etkilenmezler bile .Ölümüde hatırlıyor değillerdir ama varsın hatırlamasınlar ,ölseler bile verecek bir hesapları yoktur.

Çocukken saftır sevdalar ,kendileri gibi çocuksudur,samimidir
,sabittir.Misal bir çocuğun Rabbisi ile münasebetini  yakalamak bir yetişkin için çok zordur.Bir çocuğun yaratanını idrakı şaşılası oranda mükemmeldir .Belkide hala sönmemiş merak ışıltılarındandır bu durum.Duygusal gelişim sürecinin bir parçası olan ,büyüklerin “mecazi” diye tabir ettikleri karşı cinsten hoşlanma bile o kadar durudur ki ,herşeyi bilen büyüklerin ulaşamayacakları safiyettedir herşey.Ürkektir, çekingendir,ne yapacağını bilememektir, karşındakini incitmekten delicesine korkmaktır ,dolambaçsızdır ,belki sevimli kıskançlıklardır, herşeyin ötesinde tek kişi içindir. Belkide yarını düşünmedikleri için bu kadar masum ,bu kadar kolaydır herşey.

Çocukken üzüntü diye birşey yoktur.Özellikle hayatın mutlu kısımlarını yakalamaya programlanmış detektör gibidir beyin.Ağlamayı istediklerini yaptırmak ve ya düşünce nazlandırılmak amaçlarının dışında kullanmazlar .”Depresyon” sadece ilginç ,anneye “anne depresyon ne” diye sorulası bir şarkı sözüdür.

Çocukken gözler ışıl ışıldır .Hayatın zamanla söndürdüğü o bezginlik ve hiç bir mana muhteva etmeyen bakışların yerine ; meraktan ışıl ışıl ,bakanda neşe uyandıran bakışlardır.

Çocukken aciziyet ve hakimiyet şaşılası bir şekilde birleşmiştir.Bir bebeğin aciz olmasının karşısında ,ona şevkat kahramanı birde hizmetkar verilmiştir.Öylesine ilginç birşeydir ki bu ,hizmetkar bu görevlerini severek yerine getirir.Kimi zaman kendi canından ötelere kor ,gözünden sakınır, öpmeye dahi kıyamaz.Ufaklığının kollarında uyuması kadar büyük bir zevk yoktur onun için ,hasta oldumu belki ondan daha fazla acı çeker.Hassasiyetlerin en güzelinin inkişaf ettiği bir ilgidir çocuğun gördüğü.Aslında bu fedakarın sevgisi çocuk büyüsede değişmez ,sadece aciziyet azaldıkça ilgide azalır.Küçükken sizin elinizde olan hakimiyet sırası,
büyüyünce sizin parçanıza verilir.Keyifli bir durumdur bu açıkçası ama yinede rahatlık dengesi tam tersine dönmüştür.

Çocukken alabildiğine rahat davranma hakkınız vardır. İstediğiniz yerde bağırabilirsiniz ya da koşabilirsiniz mesela .Kimse size garip garip bakmaz ,bilakis “çocuk işte” deyip sevimli bir ifade ile sizi izlerler.Başkalarına garip gelen,sizin için mükemmel şeyler olan hayallerinizi istediğiniz şekilde ifade edebilisiniz.Büyüyünce geniş bir hayal gücünüz olsa bile ,hayalleriniz genelde sizde hapis kalır ya da biraz cesursanız “kaçık” olduğunuzu bilen bir kaç arkadaşınızla paylaşırsınız.Ya da labınızdaki tekerlekli döner sandalyelerle sürat yapmak istersiniz ,hadi yarışalım dediğinizde kendinize oyun arkadaşı bulamazsınız.Çünkü büyümek arkadaşlarınızın hayalleri ile birlikte hareketlerinide kısıtlamıştır.Bir sürü eğlenceli teklifiniz red görür ,”insanlar ne der ” gibi basit bir mantalite yüzünden…

Çocukken güzel olan şeyler saymakla bitmez.Az sorumluluk, maksimum safiyet, maksimum neşe ,maksimum özgürlük. Zaman zaman insanın çocuk olmayı özlemesinin altında yatan sebeplerdir belkide bunlar.Evet çocukken güzel olan çoktur ama çocuk olmayı özlemek ,”ah keşke çocuk kalsam” diye hayıflanmak yanlıştır.Sorumluluklardan kaçtığımız, beklenmedik durumlara karşı koyamadığımız, doğru bakmasını bilemediğimiz veyahut hayatın karşısına geçip “işte ben burdayım” diyemediğimiz zamanlar ,acizliğimizin kaçış noktasıdır çocukluk.Tezat kısmı ise çocuklara sorsak onlarda büyük olmak istediklerini söylerler, adam yerine konmamaktan yakınırlar.İşin sırrı ise anı yakalamakta, bulunulan yaşı keşfetmektedir.Bazen kim ne der diye düşünmeden bir çocukla evcilik oynamaktır.Oyunun sonunda
çocuk haşatınızı çıkarsa da ,keyifle “vay be yaşlanmışım” demek ve derinlerde o çocuk kadar enerjik o çocuk kadar neşeli birini taşıdığınızı farketmektir.Biraz daha yaş ilerlemiş ise,hiç yoktan kendi çocuğunla oynamalı insan.Onunla iletişime geçmenin ve kendi dinamizmini geri yakalamanın en kestime yoludur. Böylelikle “benden geçmiş” demeden, bütün fiziksel yaşlanmaya rağmen ,çok gelişmiş bir çocuk olarak hayatı sürdürmek işin kilit noktası olsa gerek :)

4
Nisan
2007

msn ve listelerimiz

teknoloji teknoloji teknoloji
bi yandan irtibatı arttırırken aralara makinalar giren teknoloji
yuzyuze konusmanın yerini bilgisayarların, cep telefonlarının aldıgı dunya
rahatsızmıyız durumdan, aslında hayır, hayatta bi milyon kolaylık saglıyo, ama kaybettiklerimizin farkında mıyız?
sevginin ayaklar altına alınması gibi, teknolojide yerlerde artık, 7-8 yasında daha okumayı yeni ogrenmiş cocukların bile msn i var artık, bizden daha ii biliyorlar bilgisayarda oyun oynaması, telefonla resim cekip gondermesini, zaten hepimiz birer fotografcı olduk, birer kısa filmci, birer youtube uyesi
ne dolmusum ya , sıkıldım sanırım her insanın bana kolayca ulasabilmesinden, odaya gelince msnde birikmiş mesajlara cvp yazmaktan, sabah telefonla uyanmaktan. bu kadar hayatımıza işlemişki kapatamıyoruz. gecen telefonun sarjı bitti kapandı, pin kodunu unuttum. yuh artık diyorum hayatıma. ben boyle mutluymuyum. hayır, telefonumu bi yere unutunca super bi gun geciriyorum, tek eksigim muzik oluyor.
tmm konu bu degil, msn lerimiz. bi milyon insan var msn listelerimizde. insanlarla tanısırken yada samimi olmaya basladıkca, telefon numaralarından once istenen sey oldu msn listeleri, cep numarası olmayıpta mail adresi yada msn adresini bildigim insanlar turedi artık. neden cunku elimin altında 7/24. hatta ne zaman uyudugunu, ne zaman calıstıgını, ne zaman yemek yedigini her biseyini ordan takip eder olduk. sanal dostluklar kurduk. yuzyuze gelince iki kelime edemeyecegimiz fakat sanal ortamda sabahladıgımız insanlar turedi. dostum dedik, sırdasım dedik, annemizden, babamızdan gizledigimiz seyleri onlar bildi. kucukler sınıf hocalarını ekledi msne. boylece ogretmenlerine yakalanır oldular.
icq ile basladı bu sevda, sonra icq nun guvensizliginden yavas yavas msn e kaydı durum, smilelar guzel geldi, sonra msn versiyon degiştirdi, skin ustune skin giydi, patchleri cıktı, offline ken msjlar gitti, bloklandıgını ogrenmeler geldi, sonra bi baktık bi milyon insan birikmiş oldu. msn girince cıkamaz olduk, bu seferde invisible takılmaya basladık. odadan odaya msnde konusmaya basladık, ailelerimizle msnden haberlesir olduk, hatta yavas yazan anne babalarımızı beklemekten sıkıldık. kamera actık bizi gorsunler die. bilgisayar basından kalkmaz olduk, en sevdiklerimiz sanal alemden oldu, ancak ordan gorusur olduk. daha ucuz geldi ama ne kaybettigimizi dusunmedik. yuzyuze gelincede bu kdr konusabiliyor muyuz? bole samimi olabiliyor muyuz, soylediklerimizin arkasında mıyız?
nese asıl konu bu degildi, kalabalıktandı, bugun baktımda ailem dısında 100 civarında kişi var msn imde, acaba ne kdrı ile konusuyoruz surekli, aynı anda kac kişi ile bas ediyoruz, kac kişiye gidiyoruz deyipte gitmedik, yada mesgule alıp bilerek cvp vermedik. yalanlara alıstık, blokladık, sildik. insanlar karsısındakini dusunmeden konusur, yazısır oldu. sne mesgul olsan ne farkedero degilki.
belki birbirimizi yanlıs anlayıp kavgalar ettik msn den. sonrası acı sonlar fln filan. sıkılmısım bu dunyadanda sanırım. herseyden sıkılma potansiyeli olan ben artık “keske yanımda olsan” cumleleri kurmak istemiyorum. yanımda istiyorum sevdiklerimi, cıkıp gidebilmek istiyorum. yegenlerimi kameradan gormek istemiyorum. ucan adam olmak istiyorum. her istedigim yerde olabilmek, okuldan gelip koltuguma gomulmek istemiyorum
gercek yasamda adımlar atmak istiyorum….


hebasbug