warnerblade Forum
wb siteleri warnerblade forum webzine fotoğraf video iletişim english yardımaraGiriş
arge - ayet hadis - bisiklet - dijital - dua - geri - gezi - interaktif - ipucu - iphone - mimar - marka - panorama - samdergi - yıldızder - yolculuk
Cevap Yapıştır
Şükür
Yazar Mesaj
ayetler



Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) namaz kıldığı zaman ayakları patlayacak derecede ayakta dururdu. Aişe Radıyallahu anha:

"Ey Allah'ın rasulü! Allah senin gelmiş geçmiş bütün günahlarını sana bağışladığı halde yine bunu mu yapıyorsun?" dedi. Bunun üzerine:

- Ey Aişe! Şükreden bir kul olmayayım mı?

*Müslim; Kitabu Sıfati'l-Kıyame.

----------


Bakara 152- Öyleyse (yalnızca) Beni anın, Ben de sizi anayım; ve (yalnızca) Bana şükredin ve (sakın) nankörlük etmeyin.


--------

Ali Bulaçın mealinden Şükür ile ilgili ayetler:

http://www.harunyahya.org/imani/Kfihristi/fihristSS2.html#SS25

ŞÜKÜR

Bundan sonra, (artık) şükredesiniz diye sizi bağışladık. (2/52)

Sonra şükredesiniz diye, sizi ölümünüzden sonra dirilttik. (2/56)

Öyleyse (yalnızca) Beni anın, Ben de sizi anayım; ve (yalnızca) Bana şükredin ve (sakın) nankörlük etmeyin. (2/152)

Şüphesiz, 'Safa' ile 'Merve' Allah'ın işaretlerindendir. Böylece kim Evi (Ka'be'yi) hacceder veya umre yaparsa, artık bu ikisini tavaf etmesinde kendisi için bir sakınca yoktur. Kim de gönülden bir hayır yaparsa (karşılığını alır). Şüphesiz Allah, şükrün karşılığını verendir, bilendir. (2/158)

Ey iman edenler size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyin ve yalnızca O'na kulluk ediyorsanız, (yine yalnızca) Allah'a şükredin. (2/172)

Ramazan ayı... İnsanlar için hidayet olan ve doğru yolu ve (hak ile batılı birbirinden) ayıran apaçık belgeleri (kapsayan) Kur'an onda indirilmiştir. Öyleyse sizden kim bu aya şahid olursa artık onu tutsun. Kim hasta ya da yolculukta olursa, tutmadığı günler sayısınca diğer günlerde (tutsun). Allah, size kolaylık diler, zorluk dilemez. (Bu kolaylık) sayıyı tamamlamanız ve sizi doğru yola (hidayete) ulaştırmasına karşılık Allah'ı büyük tanımanız içindir. Umulur ki şükredersiniz. (2/185)

Binlerce kişinin ölüm korkusuyla yurtlarından çıktıklarını görmedin mi? Allah onlara: "Ölün" dedi, sonra da onları diriltti. Şüphesiz Allah, insanlara karşı fazl sahibidir. Ancak, insanların çoğunluğu şükretmez. (2/243)

Andolsun, siz güçsüz iken Allah size Bedir'de yardımıyla zafer verdi. Şu halde Allah'tan sakının, O'na şükredebilesiniz. (3/123)

Muhammed, yalnızca bir elçidir. Ondan önce nice elçiler gelip-geçmiştir. Şimdi o ölürse ya da öldürülürse, siz topuklarınız üzerinde gerisin geriye mi döneceksiniz? İki topuğu üzerinde gerisin geri dönen kimse, Allah'a kesinlikle zarar veremez. Allah, şükredenleri pek yakında ödüllendirecektir. (3/144)

Allah'ın izni olmaksızın hiçbir nefis için ölmek yoktur. O, süresi belirtilmiş bir yazıdır. Kim dünyanın yararını (sevabını) isterse ona ondan veririz, kim ahiret sevabını isterse ona da ondan veririz. Biz şükredenleri pek yakında ödüllendireceğiz. (3/145)

Eğer şükreder ve iman ederseniz, Allah azabınızla ne yapsın? Allah şükrün karşılığını verendir, bilendir. (4/147)

Ey iman edenler, namaza kalktığınız zaman yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın, başlarınızı meshedin ve her iki topuğa kadar ayaklarınızı da (yıkayın.) Eğer cünüpseniz temizlenin (gusül edin); eğer hasta veya yolculukta iseniz ya da biriniz ayak yolundan (hacet yerinden) gelmişse yahut kadınlara dokunmuşsanız da su bulamamışsanız, bu durumda, temiz bir toprakla teyemmüm edin (hafifçe) yüzlerinize ve ellerinize ondan sürün. Allah size güçlük çıkarmak istemez, ama sizi temizlemek ve üzerinizdeki nimeti tamamlamak ister. Umulur ki şükredersiniz. (5/6)

Allah sizi, yeminlerinizdeki 'rastgele söylemelerinizden, boş sözlerden' dolayı sorumlu tutmaz, ancak yeminlerinizle bağladığınız sözlerden dolayı sizi sorumlu tutar. Onun (yeminin) keffareti, ailenizdekilere yedirdiklerinizin ortalamasından on yoksulu doyurmak ya da onları giydirmek veya bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmaktır. (Bunlara imkan) Bulamayan (için) üç gün oruç (vardır.) Bu, yemin ettiğinizde (bozduğunuz) yeminlerinizin keffaretidir. Yeminlerinizi koruyunuz. Allah, size ayetlerini böyle açıklar, umulur ki şükredersiniz. (5/89)

Böylece: "Allah içimizden bunlara mı lütufta bulundu?" demeleri için onlardan bazısını bazısıyla denedik. Allah, şükredenleri daha iyi bilen değil mi? (6/53)

De ki: "Sizi karanın ve denizin karanlıklarından kim kurtarmaktadır ki, siz (açıktan ve) gizliden gizliye ona yalvararak dua etmektesiniz: -Andolsun, bizi bundan kurtarırsan, gerçekten şükredenlerden oluruz." (6/63)

Andolsun, sizi yeryüzünde yerleşik kıldık ve orda size geçimlikler yarattık. Ne az şükrediyorsunuz? (7/10)

Sonra muhakkak önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. Onların çoğunu şükredici bulmayacaksın." (7/17)

Güzel şehrin bitkisi, Rabbinin izniyle çıkar; kötü olandan ise kavruktan başkası çıkmaz. İşte biz, şükreden bir topluluk için ayetleri böyle çeşitli biçimlerde açıklıyoruz. (7/58)

(Allah:) "Ey Musa" dedi. "Sana verdiğim risaletimle ve seninle konuşmamla seni insanlar üzerinde seçkin kıldım. Sana verdiklerimi al ve şükredenlerden ol." (7/144)

O, sizi tek bir nefisten yarattı ve kendisiyle durulup-yatışması için ondan eşini var etti. Onu (eşini) örtüp-bürüyünce, o da bir yük yüklendi de bununla (bir süre) gezindi. Nitekim ağırlaşınca, ikisi Rableri olan Allah'a dua ettiler: "Eğer bize salih (bir çocuk) verirsen, andolsun şükredenlerden olacağız." (7/189)

Hatırlayın; hani sizler sayıca azdınız ve yeryüzünde zayıf bırakılmıştınız, insanların sizi kapıp-yakalamasından korkuyordunuz. İşte O, sizi (yerleşik kılıp) barındırandı, sizi yardımıyla destekledi ve size temiz şeylerden rızıklar verdi. Ki şükredesiniz. (8/26)

Karada ve denizde sizi gezdiren O'dur. Öyle ki siz gemide bulunduğunuz zaman, onlar da güzel bir rüzgarla onu yüzdürürlerken ve (tam) bununla sevinmektelerken, ona çılgınca bir rüzgar gelip çatar ve her yandan dalgalar onları kuşatıverir; onlar artık bu (dalgalarla) gerçekten kuşatıldıklarını sanmışlarken, dinde O'na 'gönülden katıksız bağlılar (muhlisler)' olarak Allah'a dua etmeye başlarlar: "Andolsun eğer bundan bizi kurtaracak olursan, muhakkak sana şükredenlerden olacağız." (10/22)

Allah hakkında yalan uydurup iftira edenlerin kıyamet günü zanları nedir? Şüphesiz Allah, insanlara karşı büyük ihsan (Fazl) sahibidir, ancak onların çoğu şükretmezler. (10/60)

Atalarım İbrahim'in, İshak'ın ve Yakub'un dinine uydum. Allah'a hiçbir şeyle şirk koşmamız bizim için olacak şey değil. Bu, bize ve insanlara Allah'ın lütuf ve ihsanındandır, ancak insanların çoğu şükretmezler." (12/38)

Andolsun Musa'yı: "Kavmini karanlıklardan nura çıkar ve onlara Allah'ın günlerini hatırlat" diye ayetlerimizle göndermiştik. Şüphesiz bunda çokça sabreden ve şükreden herkes için gerçekten ayetler vardır. (14/5)

Rabbiniz şöyle buyurmuştu: "Andolsun, eğer şükrederseniz gerçekten size arttırırım ve andolsun, eğer nankörlük ederseniz, şüphesiz, benim azabım pek şiddetlidir." (14/7)

Rabbimiz, gerçekten ben, çocuklarımdan bir kısmını Beyt-i Haram yanında ekini olmayan bir vadiye yerleştirdim; Rabbimiz, dosdoğru namazı kılsınlar diye (öyle yaptım), böylelikle Sen, insanların bir kısmının kalblerini onlara ilgi duyar kıl ve onları birtakım ürünlerden rızıklandır. Umulur ki şükrederler." (14/37)

Denizi de sizin emrinize veren O'dur, ondan taze et yemektesiniz ve giyiminizde ondan süs-eşyaları çıkarmaktasınız. Gemilerin onda (suları) yara yara akıp gittiğini görüyorsun. (Bütün bunlar) O'nun fazlından aramanız ve şükretmeniz içindir. (16/14)

Allah, sizi annelerinizin karnından hiçbir şey bilmezken çıkardı ve umulur ki şükredersiniz diye işitme, görme (duyularını) ve gönüller verdi. (16/78)

Öyleyse Allah'ın sizi rızıklandırdığı şeylerden helal (ve) temiz olanlarını yiyin; eğer O'na kulluk ediyorsanız Allah'ın nimetine şükredin. (16/114)

O'nun nimetlerine şükrediciydi. (Allah) Onu seçti ve doğru yola iletti. (16/121)

(Ey) Nuh ile birlikte taşıdıklarımızın çocukları! Şüphesiz o, şükreden bir kuldu. (17/3)

Ve sizin için ona, zorlu-savaşınızda sizi korusun diye, '(madeni) giyim-sanatını' öğrettik. Buna rağmen siz şükredenler misiniz? (21/80)

İri cüsseli develeri size Allah'ın işaretlerinden kıldık, sizler için onlarda bir hayır vardır. Öyleyse onlar bir dizi halinde (veya saf tutmuşcasına ayakta durup) boğazlanırken Allah'ın adını anın; yanları üzerine yattıkları zaman da onlardan yiyin, kanaatkara ve isteyene yedirin. İşte böyle, onlara sizin için boyun eğdirdik, umulur ki şükredersiniz. (22/36)

O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri inşa edendir; ne az şükrediyorsunuz. (23/78)

O, gece ile gündüzü birbiri ardınca kılandır; öğüt alıp-düşünmek isteyenler ya da şükretmek isteyenler için. (25/62)

(Süleyman) Bu sözü üzerine tebessüm edip güldü ve dedi ki: "Rabbim, bana, anne ve babama verdiğin nimete şükretmemi ve hoşnut olacağın salih bir amelde bulunmamı ilham et ve beni rahmetinle salih kulların arasına kat." (27/19)

Kendi yanında kitaptan ilmi olan biri dedi ki: "Ben, (gözünü açıp kapamadan) onu sana getirebilirim." Derken (Süleyman) onu kendi yanında durur vaziyette görünce dedi ki: "Bu Rabbimin fazlındandır, O'na şükredecek miyim, yoksa nankörlük edecek miyim diye beni denemekte olduğu için (bu olağanüstü olay gerçekleşti). Kim şükrederse, artık o kendisi için şükretmiştir, kim nankörlük ederse, gerçekten benim Rabbim Gani (hiçbir şeye ve kimseye ihtiyacı olmayan)dır, Kerim olandır. (27/40)

Şüphesiz, senin Rabbin, insanlara karşı büyük lütuf (fazl) sahibidir, ancak insanların çoğu şükretmiyorlar. (27/73)

Kendi rahmetinden olmak üzere O, sizin için, dinlenmeniz ve O'nun fazlından (geçiminizi) aramanız için geceyi ve gündüzü var etti. Umulur ki şükredersiniz. (28/73)

Siz yalnızca Allah'tan başka birtakım putlara tapıyor ve birtakım yalanlar uyduruyorsunuz. Gerçek şu ki, sizin Allah'tan başka taptıklarınız, size rızık vermeye güç yetiremezler; öyleyse rızkı Allah'ın katında arayın, O'na kulluk edin ve O'na şükredin. Siz O'na döndürüleceksiniz." (29/17)

Size kendi rahmetinden taddırması, emriyle gemileri yürütmesi ve O'nun fazlından (rızkınızı) aramanız ile umulur ki şükretmeniz için, rüzgarları müjde vericiler olarak göndermesi, O'nun ayetlerindendir. (30/46)

Andolsun, Lukman'a "Allah'a şükret" diye hikmet verdik. Kim şükrederse, artık o, kendi lehine şükreder. Kim inkâr ederse, artık şüphesiz, (Allah,) Gani (hiç kimseye ve hiçbir şeye muhtaç olmayan)dır, Hamiddir (hamd yalnızca O'na aittir). (31/12)

Biz insana anne ve babasını (onlara iyilikle davranmayı) tavsiye ettik. Annesi onu, zorluk üstüne zorlukla (karnında) taşımıştır. Onun (sütten) ayrılması, iki yıl içindedir. "Hem bana, hem anne ve babana şükret, dönüş yalnız banadır." (31/14)

Görmüyor musun ki, size ayetlerinden (bazılarını) göstermesi için, gemiler Allah'ın nimetiyle denizde akıp gitmektedir! Hiç şüphesiz bunda, çok sabreden, çok şükreden için gerçekten ayetler vardır. (31/31)

Sonra onu 'düzeltip bir biçime soktu' ve ona ruhundan üfledi. Sizin için de kulak, gözler ve gönüller var etti. Ne az şükrediyorsunuz? (32/9)

Ona dilediği şekilde kaleler, heykeller, havuz büyüklüğünde çanaklar ve yerinden sökülmeyen kazanlar yaparlardı. "Ey Davud ailesi, şükrederek çalışın." Kullarımdan şükredenler azdır. (34/13)

Andolsun, Sebe' (halkı)nın oturduğu yerlerde de bir ayet vardır. (Evleri) Sağdan ve soldan iki bahçeliydi. (Onlara demiştik ki:) "Rabbinizin rızkından yiyin ve O'na şükredin. Güzel bir şehir ve bağışlayan bir Rabb(iniz var)." (34/15)

Onlar ise: "Rabbimiz, seferlerimizin arasını aç (şehirlerimiz birbirine çok yakındır) dediler ve kendi nefislerine zulmetmiş oldular. Böylece biz de onları efsaneler(e konu olan bir halk) kıldık ve onları darmadağın edip dağıttık. Şüphesiz bunda, çok sabreden ve çok şükreden herkes için gerçekten ayetler vardır. (34/19)

İki deniz bir değildir. Şu, tatlı, susuzluğu keser ve içimi kolay; şu da, tuzlu ve acıdır. Ancak her birinden taze et yersiniz ve takınmakta olduğunuz süs eşyalarını çıkarırsınız. O'nun fazlından aramanız ve umulur ki şükretmeniz için gemilerin onda (denizde) suları yara yara akıp gittiğini görürsün. (35/12)

Çünkü (Allah,) ecirlerini noksansız olarak öder ve kendi fazlından onlara arttırır. Şüphesiz O, bağışlayandır, şükrü kabul edendir. (35/30)

Derler ki: "Bizden hüznü giderip yok eden Allah'a hamdolsun; şüphesiz Rabbimiz, gerçekten bağışlayandır, şükrü kabul edendir." (35/34)

Onun ürünlerinden ve kendi ellerinin yaptıklarından yemeleri için. Yine de şükretmiyorlar mı? (36/35)

Onlarda kendileri için daha nice yararlar ve içecekler vardır. Yine de şükretmeyecekler mi? (36/73)

Eğer inkâr edecek olursanız, artık şüphesiz Allah size karşı hiçbir ihtiyacı olmayandır ve O, kulları için inkâra rıza göstermez. Ve eğer şükrederseniz, sizin (yararınız) için ondan razı olur. hiçbir günahkar, bir başkasının günah yükünü yüklenmez. Sonra Rabbinize döndürüleceksiniz, böylece yaptıklarınızı size haber verecektir. Şüphesiz O, sinelerin özünde saklı olanı bilendir. (39/7)

Hayır, artık (yalnızca) Allah'a kulluk et ve şükredenlerden ol." (39/66)

Allah, kendisinde sükun bulmanız için geceyi, aydınlık olarak da gündüzü sizin için var etti. Şüphesiz Allah, insanlara karşı (sınırsız) bir fazl sahibidir. Ancak insanların çoğu şükretmiyorlar. (40/61)

İşte Allah, iman edip salih amellerde bulunan kullarına böyle müjde vermektedir. De ki: "Ben buna karşı yakınlıkta sevgi dışında sizden hiçbir ücret istemiyorum." Kim bir iyilik kazanırsa, biz ondaki iyiliği arttırırız. Gerçekten Allah, bağışlayandır, şükredene karşılığını verendir. (42/23)

Eğer dileyecek olsa, rüzgarı durdurur, böylece onun üstünde kalakalırlar. Şüphesiz, bunda çokça sabreden, çokça şükreden kimse için gerçekten ayetler vardır. (42/33)

Allah; kendi emriyle gemiler akıp gitsin ve O'nun fazlından ararsınız diye, sizin için denize boyun eğdirdi. Umulur ki şükredersiniz. (45/12)

Biz insana, 'anne ve babasına' iyilikle davranmasını tavsiye ettik. Annesi onu güçlükle taşıdı ve onu güçlükle doğurdu. Onun (hamilelikte) taşınması ve sütten kesilmesi, otuz aydır. Nihayet güçlü (erginlik) çağına erip kırk yıl (yaşın)a ulaşınca, dedi ki: "Rabbim, bana, anne ve babama verdiğin nimete şükretmemi ve senin razı olacağın salih bir amelde bulunmamı bana ilham et; benim için soyumda salahı ver. Gerçekten ben tevbe edip Sana yöneldim ve gerçekten ben Müslümanlardanım." (46/15)

Tarafımızdan bir nimet olarak. İşte Biz, şükredenleri böyle ödüllendiririz. (54/35)

Eğer dilemiş olsaydık onu tuzlu kılardık; şükretmeniz gerekmez mi? (56/70)

De ki: "Sizi inşa eden (yaratan), size kulak, gözler ve gönüller veren O'dur. Ne az şükrediyorsunuz?" (67/23)

Şüphesiz biz insanı, karmaşık olan bir damla sudan yarattık. Onu deniyoruz. Bundan dolayı onu işiten ve gören yaptık. Biz ona yolu gösterdik; (artık o,) ya şükredici olur ya da nankör. (76/2-3)

her animiz sonsuz nimetlerle dolu.

butun bu nimetlerin farkina varmak, surekli sukretmekle ve bu nimetleri esas gondereni anmakla mumkun olabilir.

saglik
huzur
bir aileye sahip olmak
barinacak bir evi olmak
en azindan gecimini saglayacak kadar parasi olmak
nefes alabilmek
bu mesaji gorebilmek
tok olmak, yemek yiyebilecek parasi bulunmak

hemen birkac saniye icerisinde cogumuzun belki de hepimizin sahip oldugu nimetler

hepimiz de su saniye icerisinde bunlardan da cok daha onemli nimetlerle yasiyoruz

bunlarin gercekten degerini bilebilmek bir yana,

bu nimetlerin gercek sahibini anlayabilmek

bizi en sonunda 'of' bile demekten haya eder duruma getirebilir

zira basimiza gelen en ufak sorunda bile hemen isyan bayragini cekmek

diger verilen butun milyonlarca milyarlarca sonsuz nimete saygisizlik olacaktir

hatta belki basimiza gelen bir musibet de bizim icin bir nimettir de biz bilmiyoruzdur :


Bakara 216 - ... Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için hayırlıdır ve olur ki, sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz.


surekli sukredelim, etrafimizdakileri de bu yonde tesvik edelim inşaAllah.


Fatiha 1- Hamd* Alemlerin Rabbinedir.

http://www.warnerblade.com/w/archives/305

Kör Olan Gözün Bedeli


*****


 

Beden eğitimi dersinde futbol oynarken kafasına kale direği düşen ilköğretim okulu öğrencisi Mehmet Belin’in 2 gözü kör oldu. İdare aleyhine açılan davada, mahkeme Belin ve ailesine 270 bin YTL tazminat ödenmesine hükmetti. Görme yeteneğini kaybeden Mehmet Belin, evde oturmaktan sıkıldığını söyledi. Baba Hayrettin Belin ise, “Keşke başımıza bu olay gelmeseydi.” dedi.

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=628511



Ortalama bir insanın hayatı boyunca çalışıp çabalayarak sahip olacağı bir serveti, çeyrek trilyon olarak öngörebiliriz: Güzel bir ev, orta-üst sınıf sıfır kilometre bir sedan otomobil ve diğer olası ihtiyaçları karşılayacak kadar miktar para.

Bunu elde etmek için insanoğlu, hayatının başından sonuna kadar, durmaksızın çalışmakta, emek vermektedir. Daha kendine gelir gelmez başlayan, anasınıfından üniversiteye kadar devam eden bir ‘öğretim’ sürecinden geçmektedir. Bu süreçte öğretilenler onu, günümüz dünyasının kapitalist işverenlerinin iş-tanımlarını yerine getirebilmek için yeterli donanımı sağlamaktadır. 15 seneden fazla süren bir eğitim döneminden sonra çalışma hayatı başlamaktadır. Bahsedilen miktardaki parayı, normal yollardan biriktirebilmek için 10-20 hatta 30 yıl boyunca, bazen hafta sonları ve geceler de dâhil olmak üzere, sürekli, sürekli çalışmak gereklidir. Bu onlarca yıl süren çalışma hayatı boyunca insan birçok olumsuzluğa katlanmak zorunda kalır. Sürekli stres altındadır, üstlerine karşı sorumlulukları vardır, hasta bile olsa işine gider, ailesini ihmal etmek pahasına bile olsa aldığı projeyi bitirmeye çalışır, işte patronuna kızamaz ama eve gelince çocuğuna bağırıp çağırır, her şeyi aksatır, her şeyi, ama tek bir gün bile işe gitmezlik etmez.

Yaşamak için bireyin düzenli bir maddi gelire ihtiyacının olması elbette yadırganamaz bir durumdur. Elbette insan çalışıp, çabalayacak, sürekli daha fazla kazanıp güçlenmenin, devletine milletine faydalı olmanın çeşitli yollarını arayacaktır. Ancak mecburi (!) ihtiyaçların; mp3 çalardan, DVD koleksiyonuna, 5+1 ses sisteminden spor donanımlı bir arabaya, her gün giyilen farklı bir dünya markası elbiseden son model bir cep telefonuna kadar genişletildiği günümüzde zaruri gider ve dolayısıyla kazanılması gereken minimum ‘para’ kavramı da esnek bir hale getirilmiştir. Bu kısır döngü insanı sürekli, tabir-i caizse ‘deli gibi’ çalışmaya yada para kazanmaya ‘çalışmaya’ itmektedir. Bütün bu koşuşturmacanın içinden kafasını kaldırıp etrafında olup bitenlere bile bakamayan bireyin, kendi çıkarını düşünmekten öte, bizzat kendini görüp verilen nimetleri hakkıyla anlayabilmesi sıfıra yakın bir ihtimaldir. İnsanın önce para için sağlığını harcaması, sonra sağlığı için parasını harcaması da tarih boyunca yapıla gelmiş en genel geçer akılsızlıklardan biridir. Toplum yada ‘herkes’ tarafından tanımlanmış ideallere koşarken neleri feda ettiğimizi bir düşünmeliyiz; aslî görevlerimiz, sevdiklerimiz ve en saçması da kendimiz. Yani ne idüğü belirsiz bir ütopya uğruna, ‘American Dream’ uğruna, neredeyse her şeyimizi riske edebilecek duruma gelmişiz.

Madem delicesine çalışıp, çabaladığımız zaman kazanıp, sahip olabileceğimiz servet topu topu çeyrek trilyondur, bu kadar heyecan ve hırs neden? Evet, belki maddi olarak çok daha fazla miktarda paralar kazanılabilir ama bunlar sadece sahip olunan ev, araba, yat, kat sayısını değiştirecektir. Dünyanın bütün ve en güzel yiyecekleri önünde olsa bir insan en nihayetinde sadece midesi aldığı kadar yemek yiyebilir, bir anda sadece tek bir evde oturabilir ve tek seferde yalnız bir araba sürebilir. Dolayısıyla ömür boyu kazanılacak toplam paranın miktarı da bu teoremin geçerliliğini değiştirmemektedir.

Peki nedir bu teorem? Okunuşu son derece basit ama anlaşılması, yaşanması da bir o kadar zor bir teorem. Her şeyin değerini tam olarak bilebilmek. Şükredebilmek. Anlayabilmek. Yazının başında okuduğunuz haberde iki gözünü kaybeden bir öğrenciye 270 bin YTL manevi tazminat ödenmiş. Peki hangi birimiz bütün hayatımız boyunca çalışıp, kazanabileceğimiz bir miktar olan bu çeyrek trilyon karşılığında gözlerimizin bırakın ikisini, tekini bile verebilir? Hadi görmeyi de geçtim, belki eksik olması hayatını ciddi anlamda zorlaştırmayacak olan parmaklarından birisini bile verebilir mi bir insan maddi bir değer karşılığında? Çölde susuz kalınca bir bardak su, ömür bitince bir daha fazla saat için tüm malvarlığını vermeyecek biri var mıdır? Öldükten, bittikten, kaybettikten, eksildikten sonra diğer her şeyin ne anlamı vardır? Ama bu kadar bariz ve kesin bir netlik dururken, günübirlik yaşantımızda buna ters binlerce karar veririz. Küçük bir mesele için arkadaşımızın, dostumuzun hatta ailemizden birinin kalbini kırarız, minik bir maddi miktar için strese gireriz, dertleniriz. Aşırı durumlarda gerçek değeri anlaşılan bu miktarların en küçüğü için bile neden bu kadar büyük hassasiyet ve hırs içerisindeyiz? Kendimizin sürekli bir Pepsi sloganı olan ‘Ask for more’ peşinden koşturup durduğumuzu neden göremiyoruz? Durup düşünmek için yeterince zamanımız varken neden telaşeden fırsat bulamıyoruz? Niye hep sahip olmadıklarımızı düşünüp, elimizde olanların hakkını veremiyor, onlarla yetinemiyoruz? …

Madde madde açıklandığında, mantık ilişkisi kurulduğunda, okuyucunun bilgisayar programı gibi satır satır, kafa sallayarak ilerlediği bir durum aslında bu. Her nefis ölümü tadıcıdır (Al-i İmran Suresi 185) ifadesi gibi kesin ve net, ancak maalesef bir insanın yaşantısını, yaklaşımlarını, huylarını, seçimlerini, karakterini kısaca her şeyini değiştirmesi bu kadar kolay gerçekleşmiyor. Düşünen insanlar olarak bize düşen görev ise, bize verilmiş nimetlerin gerçekten ne kadar paha biçilemez olduklarını anlamak, onlarca sene boyunca çalışıp çabalarken vereceğimiz emeğin en azından bir kısmını da bize zaten peşinen verilmiş bu nimetlere keyifle harcamak.. Bunu uyguladığımızda her anımızdan keyif alırız, daha az keşke deriz, hem manen hem de madden büyük rahatlığa kavuşuruz. Tek yapmamız gereken, hadiseler üzerinde oturamasak, telaşeden ayakta da olsa birazcık düşünmek..

harcadigi paranin hesabini, kiymetini bilmeyenlere:




Ekmek parası için çıktıkları yolda dondular    

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=629275

Kayseri'de iş aramak için yaya olarak yola çıkan 2 arkadaştan biri donarak öldü, diğerinin ise ayak parmakları kesilecek. Develi ilçesinde günlük bulduğu geçici işlerde çalışan Süleyman Karakoç (30) bayramın ilk günü hayvan pazarında tanıştığı Mustafa Yılmaz (39) ile yeni bir iş umuduyla Kızılören beldesine gitmek için yaya olarak yola çıktı.





Bir süre kardaki izleri takip eden ikili, beldeye 8 kilometre uzaklıktaki Alihoca Yaylası'nda mahsur kaldı. Bu sırada ayakkabıları da parçalanan Yılmaz, yola daha fazla devam edemedi. Ayakkabılarını arkadaşına veren Karakoç ise yardım getirmek için çıplak ayakla beldeye hareket etti. Yolda donma tehlikesi geçiren Karakoç tedavi altına alınırken Jandarma yaylada Yılmaz'ın donmuş cesediyle karşılaştı.

Allah razı olsun, güzel bir başlık olmuş..

El hamdun li Allah..

Yani gelmiş geçmiş gelecek her kimden söylenmişse söylensin bütün hamdler Allah'a dır..

" Kulluk geçmişte bize verilen nimetlerin bir şükrüdür. Yoksa gelecekte verilmesini istediklerimizin bir nedeni değil.. "

Allah şükür  yaRabbi

sonsuz sukurler olsun yaRabbi.

az once sitemizin iletisim bolumunden gonderilen bir mesaj :


7 yıdır böbrek yetmezliğine bağlı olarak diyaliz
hastasıyım hastalığımı bu zamana kadar kendime
 sorun etmedim şubat ayında sorumsuz bir sürücünün 9 yaşında okulunda başaralı oğlum ?? e çarpıp kaçması sonucu 5 ay alçının içinde kaldı şunda yürümeyiyor tekerlekli sandalyeye mahkum kaldı yürüme şansı var ayağıda
sinirleri kuruma yaptığında sol ayağını kullanamıyor 2000 ytl para bulamadığım için tedavisini yaptıtamadım çok çaresiz durumdayım
evmin 3 aylık kirasınıda veremedim ev sahibim evden çıkarmak zorunda kaldı şu anda potakal bahçesinin içinde iki çocuğumla yaşam mücadelesi
vermeye çalışıyoruz sokakta kalmak zoruma gitmiyor çocuğumun 2000ytl para buladığım için
bir ömür boyu sakat kalması son umudum sizlersiniz ne olursunuz bana yardım edin pisikolojimiz bozuldu inhihar etmeyi dahi düşünüyorum bende çaresizliğime çare olmanız için KİMSE YOKMU* diye haykırıyorum
SAYGILARIMLA


haline sukredemeyenlere duyurulur.

bi an acaba gerçek mi diye düşündüm (bu kadar talihsizliğin bi araya gelmesinden daha kavi bi ihtimal gibi gelmişti ama yardım istiyorsa demek ki gerçek..)  büyük sınavdan geçiyormuş, Allah yardımcısı olsun..

http://www.ntvmsnbc.com/modules/interactive/foto-roportaj/sefik/

kendimden ve şükürsüzlüğümden utandım

şimdi şöyle bi olay var, bi insan hiç bi iş işle güçle uğraşmayıp kendini tamamen şüketmeye adasa yeridir ama böyle bişeye müsade yok (bu yasağa da ayrıyetten şükretmek lazım tabi), sosyal hayatın içinde olunması tavsiye (ya da emir tam bilemeyecem) ediliyor. e hayatın içinde de işten, güçten, koşturmacadan bu sefer de şükür kavramı insanın aklından çıkıp gidiyor ama buna da müsade yok.

gerçi imtihan olayı da bu noktada başlıyo zaten galiba.







Çin' deki paralympics
engelli sporcuların olimpiyatlarından
http://fotogaleri.samanyoluhaber.com/galeri/1617/14

topik demiş ki:
http://www.ntvmsnbc.com/modules/interactive/foto-roportaj/sefik/

kendimden ve şükürsüzlüğümden utandım


bu arada ben bunu atlamisim
ne super bi insandir ya, copluklerin icinde mutluyum cok sukur diyor
sonlara dogru namaz kilarken bi fotografi var
adami takdir ettim ya. 10 uzerinden 10.
Allah yardimcisi olsun bu amcamin ve onun 10 da biri olamayan, nimet icerisinde bogulurken vefasizlik, sukursuzluk yapan insanciklarin..











dunyada insanlarin basina gelen musibetlerden bazilari, belki de en izlenebilir, en hafifleri

ozellikle son fotograftaki cocugun yuzundeki korkuya dikkatinizi cekerim

bu kadar sonsuz nimetler icindeyken yine ahlayip sizlayip sukursuzluk etmekten ne zaman utanacagiz acaba?

Allah akil fikir versin hepimize

http://www.boston.com/bigpicture/2008/12/the_year_2008_in_photographs_p.html

yaklasik 10 gundur felan hastayim.. yukaridaki manzaralar olsun tvdeki goruntuler olsun, aldigim vurulma haberleri felan derken, yeni bi hastam geldi is yerine kadin konusmayi birakin kasilmaktan agzini acamior bile dogru duzgun, bilgisayar araciligi ile iletisim kuruyoruz... birakin sikayet etmeyi, hastayim demeye utandim.. durumun ciddiyetinin farkina varana kadar da doktora gitmemistim..
Ne verirsen hayirlisindan ver Allahim, gazabini hakedecek gunahlar islemekten alikoy bizi. amin.

amin, o kadar çok şükredecek şeyimiz var ki, ve biz o kadar az şükrediyoruz ki..



Indonesia, 1998 - A beggar washed his children in a polluted canal.

- - -

haline şükretmeyen, sürekli sızlanıp ah vah eden ben gibi malaklar biraz şu savaş fotoğrafçısının fotoğraflarına bakıp da ilham alabilir, Allah akıl fikir versin nankör insana.

18+
http://www.jamesnachtwey.com/

link by erty the üstâd

Araf 17 – (Şeytan) "Sonra muhakkak önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. Onların çoğunu şükredici bulmayacaksın."

http://www.kuranmeali.org/kuran_meali.aspx?suresi=araf&ayet=17




Şükür ayetleri:

http://www.kuranmeali.com/fihrist.asp?harf=S



ŞÜKÜR

Bundan sonra, (artık) şükredesiniz diye sizi bağışladık. (2/52)

Sonra şükredesiniz diye, sizi ölümünüzden sonra dirilttik. (2/56)

Öyleyse (yalnızca) Beni anın, Ben de sizi anayım; ve (yalnızca) Bana şükredin ve (sakın) nankörlük etmeyin. (2/152)


http://www.harunyahya.org/imani/Kfihristi/fihristSS2.html#SS25

'Öldü' diye morga kaldırılan adam, 38 ameliyatla hayata döndü      

Sakarya'da ancak dramatik Türk filmlerinde görülebilecek bir hayat hikayesi yaşandı. 52 yaşındaki Enver Birgül'ün başına gelmedik kalmadı. Üç çocuk babasının hayatını kâbusa çeviren olaylar zinciri 2002 yılında başladı.



Birgül, kızını okula kayıt ettirmek için gittiği Akyazı'da kullandığı motosiklete otomobil çarpmasıyla ağır yaralandı. Sakarya Devlet Hastanesi'ne kaldırılan talihsiz adam, öldü sanılarak Toyotasa İlkyardım ve Travmatoloji Hastanesi morguna gönderildi. Kendisini morga koyan görevlilerin yaşadığını fark etmesi üzerine yeniden acil servise alındı. Sevk edildiği Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde yoğun bir tedavi süreci başladı. 3 yıl boyunca yatarak tedavi gören Birgül'ün kalçasında 32 kırık tespit edildi. Dalağı ameliyatla alındı. Kalçasındaki kırıklar sebebiyle yürüyemeyen Birgül, bu sırada iki böbreği birden iflas ettiği için diyalize bağlandı. Hastanede yattığı süre içerisinde tam 34 ameliyat geçirdi. Kazadan iki yıl sonra koltuk değneklerinin yardımıyla yavaş yavaş yürümeye başladı.

aylık 150 USD ile böbrek rahatsızlığı ile yaşamaya çalışan bir adam, çift vardiya çalışan eşi.

http://edition.cnn.com/2009/WORLD/asiapcf/08/05/china.health.reform/index.html?iref=topnews



 XINSHUI, China (CNN) -- One of the most telling things about China's health care is a quote I once read from a construction worker who earns about $150 a month: "If you get cancer in China, don't bother going to the hospital. They might not cure you, but you will go broke."


That pretty much sums up the current state of health care for millions of people in this country.

gecen devasa ve harika audi a8 i gordum de arkadaslara hep bu ornegi veriyorum, 10 tane audi a8 için serce parmagını verir misin? veren cıkmadı abi, temizlikcisine kadar sordum cıkmadı.

Rabbim bize her biri en az 10 a8 degerinde 20 parmak yuzmilyarlarca saglikli kansersiz hucre vermis, ne kadar az sukrediyoruz.

halbuki biri durup dururken bi a8 bize verse adama bi kole olmadıgımız kalır ve tum hayatımızda 50-60 kellik yasımızda bi a8 e binebilecegiz diye kendimizi sevdiklerimiizi sagligimizi herseyimizi ihmal ediyoruz, beyinszice bi davranıs

guzel tespitler..

Men lem yeşkurin-nâse lem yeşkurillah..

İnsanlara teşekkür etmeyen Allah'a teşekkür etmez.

İlk mesaj güzel hazırlanmışa benziyor ama gözüm yemedi şimdi.

Cevap Yapıştır