 |
|
| Yazar |
Mesaj |
te
|
flört aşkı öldürdü yaşasın görücü usulü
“Narsist yapıdaki iki kişi de kendisinin beğenilmesini istiyor. Diyalektik bir ilişki meydana geliyor. Birinin beğenen, öbürünün beğenilen olması gerekiyor. İkisi bir arada oluğu zaman biri konuşurken diğerinin geri çekilmesi lazım. Kişilik özelliklerinde tamamlayıcılık olmalı. Çoğu zaman bu da yok. Benzer bazı konularda tamamlayıcı olacaklar. Sevgi, saygı yalnızca değerlerin bir parçası.”
http://aksiyon.com.tr/detay.php?id=32440
|
 |
lale
|
Bediüzzaman’ın ifadesiyle, “İnsanın en fazla ihtiyacını tatmin eden, kalbine mukabil [karşılık> bir kalbin mevcut bulunmasıdır ki, her iki taraf sevgilerini, aşklarını, şevklerini mübadele etsinler [paylaşsınlar> ve lezaizde [güzel şeylerde> birbirine ortak, gam ve kederli şeylerde de yekdiğerine muavin ve yardımcı olsunlar.” “Evet, bir işte mütehayyir [hayret veya tereddüt içinde> kalan veya birşeye dalarak tefekkür eden adam, velev zihnen olsun [hayalî bile olsa>, ister ki, birisi gelsin, kendisiyle o hayreti, o tefekkürü paylaşsın.” “Kalplerin en latifi [duyarlısı>, en şefiki [şefkatlisi>, ‘kısm-ı sani’ [ diğer yarım> ile tabir edilen kadın kalbidir.”
http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=show_qna&id=1550
|
 |
lamelifye
|
Aşk ulaşılmaza karşı olan bir his yavaş yavaş anlıyorum galiba..
Yani bir insan kusurlu ve eksik bir başka insana aşık olabilir mi?
Aslında olur fakat ulaşamazsa olur. Hocamın Vedud ismine cemalin yanında celali bir mana da yüklediğini söylediklerinde şaşırmıştım, zira mevedded ve aşk tamamen cemali bir tecelli gibi görünüyor..
Gecenin gündüze aşık olması vardır, sürekli kovalar fakat bir türlü yakalayamaz.. Kuran-ı Kerim'de bu manayı ifade eden bir de ayet vardır. "Yuğşil- leylen nehara, yatlubuhu hasisen" Aynı zamanda Dünya güneşe aşık, mikro alemde de elektron çekirdeğe.. Sürekli etrafında gezer; ne yaklaşır ne de bırakıp gidebilir.. Amma meczup Mevlevî gibi döner durur..
Eski zaman aşklarının destanlaştırılması normal, zira orada ulaşılmama var. Bizde teknoloji.. Mecnun'u bir düşünün.. Leyla'sını ararken içindeki fırtınalar, büyük dalgalar.. konuşsa tesiri yok, sussa gönül razı değil.. Celali bir tecelli sanki.. Fakat Leyla'yı bulduktan sonra aşık olduğu Zat'ın başka bir Zat olduğunu anlıyor. Onun aşkı ile yaşamak ona daha güzel geliyor..
Bir de Zeliha vardır Hazreti Yusuf'a gönlünü kaptırmış.. Aylarca, yıllarca peşinden koşmuş, yemeden içmeden kesilmiş, "Ben bugün Yusuf'u çarşıda gördüm" diyen kişiye bile onu zengin edecek kadar mal vermiş.. Bir gün Hazreti Yusuf'u atına binmiş görünce arkasından eteklerini tutmuş, öyle bir tutmuş ki o elbise alev almış.. İşte bu kadar cismaniyetten uzaktadır aşk.. Zeliha Hazreti Yusuf ile evlendikten sonra hiç bir zaman önceki gibi olmamış.. Bu yüzdendir ki evli insanlar baştaki o heyecanı devam ettiremezler, zira ulaşılabilene ulaşmışlardır. Tabi ebedi eşine karşı şefkat ve muhabbetini, sadakat ve hamiyetini artırabilir, zira Cennette dahi onun yüzüne bakacaktır.
|
 |
topik
|
züleyha ile hazreti yusuf aleyhisselam evlenmiş midir? ben o kısım meçhul diye biliyorum. zaten züleyha kur'an-ı kerimde de iyi olarak tasvir edilmez zira hem kendi nefsine hem de hazreti yusuf aleyhisselama zulmetmiştir.
dünyanın güneşe aşık olması ile bir insanın başka bir insana aşık olması teorikte benzer şeyler gibi görünse de esasında değildir. bir defa insanda hissiyat vardır; acı çekme gibi bir kavram vardır, heyecan vardır, hatta heyecandan karnına ağrı girmesi vardır, aşık gözleri ile dünyayı çok güzel görebildiği gibi yine aşık gözleriyle dünyayı bir zindan gibi görebilir; yani şuur bulanması vardır, hasretin yakıcılığı ile kavuşma hayalinin verdiği mutluluk vardır, vardır da vardır..
kelebeğin kapıldığı ateş gibidir bu yüzden aşk, ışığıyla cazibedardır, gözleri kamaştırır, insana hiç yaşayamayacağı duyguları yaşatır, bi nevi lunaparkta hiç binmediğin bir oyuncağa ilk defa bindiğinde yaşadığın tuhaf hisleri yaşatır ama derininde acı vardır.. eğer ki gerçek aşksa..
bir insanın aşık olduğunu iddia etmesini de garipseyebiliyorum bazen, öyle basit bir şey değildir ki aşk.. şimdiki nesil karıştırıyor, hoşlanmayı da aşk zannedebiliyorlar. ben bir arabayı görünce de heyecanlanabiliyor, o arabadan benim de olsun istiyorum, bu aşk değildir ki bu olsa olsa hoşlanmadır. hoşlanma odur ki, sevdiğin kişi yanında olunca mutlusundur yanında olmayınca çok da umrunda olmaz. bir de aşkın yanılsaması vardır, o zaman da sevdiğin kişi yanında olunca mutlusundur yanında olmayınca mutsuz.. amma aşk öyle değildir. gerçek aşka düşmüş kişi sevdiği yanında olsa da, olmasa hüzün soluklar, hüzün yudumlar. zira gerçek aşkta artık maşuktan sıyrılınmıştır, aşık kendi dünyasında maşukunun üzerinde daha başka, daha derin bir şeye aşık olmuştur. maşuğu yanında imiş, değilmiş aşığı pek ilgilendirmez, onun gözleri başka birisini aramaktadır. aşık olduğundan gçmek üzeredir gerçekten de..
fakat bir insanın aşık olduğu insandan vazgeçip de Hakk'ı bulması uzun ve çetrefilli bir yoldur, maşukta kaybolunma riski yüksektir. nice insanlar vardır, dünyalık aşklarından sıyrılamadan göçüp gitmişlerdir. aşık çok zor yollardan geçecek, iliklerine kadar hasreti, özlemi, acıyı hissedecek ki fanide bekayı bulsun. güneş zannettiğinin, aslında ışığını güneşten alan dolunay olduğunu fark etmesi için dünyasına güneşin doğması gerekir. böylece anlar ki aşık olduğu aslında güneştir, dolunay onun için bir yanılsamadır.. Allah'ı bulacak ki bir aşık, fani maşuğundan vazgeçsin.. bu gerçek hep karıştırılır, insan zanneder ki önce fani olandan geçilir, sonra baki olan bulunur. hayır efendim öyle değildir, önce baki olan bulunur, sonra fani olandan geçilir.. aşk ile insanın alıcıları gelişir böylece aşık insanın dikkatini bakinin güzellikleri çeker..
aşk evliliği dedikleri de bence içi boş bir kavram. "Bu yüzdendir ki evli insanlar baştaki o heyecanı devam ettiremezler, zira ulaşılabilene ulaşmışlardır." bu doğru bir anlayıştır evet lakin bu evlilikte esas olan zaten aşk değil cismaniyettir. yukarıda bahsettiğim araba örneği gibi ya da almayı çok istediğim bir ayakkabı gibi, onlara da ulaşınca insanın hevesi geçiyor zaten. sonrası hakkında yeterli malumatım olmadığı için bir şey diyemiyorum.
aşk, bambaşka bir hadisedir, aşık olmayan ondan anlamayacağı gibi aşık olan bile tam olarak onu çözemez. kendi içinde bir muammadır aşk dediğimiz..
|
 |
rm
|
vaaay topik çok güzel yazmışsın.
|
 |
( zıp ) ²
|
aşk, karanlık, sonu belli olmayan bi koridorda yürürken, koridorun sonunda parıldamayan ışığı hayal etmek, görmektir.
// yine ben
|
 |
burak
|
|
 |
hnnvansier
|
L demiş ki:( zıp ) ² demiş ki:aşk, sonsuz eksi sayının yine sonsuza tekabül ettiği bu dünyada, manevi boşluğu fanilikle doldurmaya çalışmaktır.
Güzel bir şiirdir, orijinalini bulamadım ama Ferdi Tayfur, Vahdet Vural versiyonu var:
Bir sokak çeşmesi oldu gençliğim
Uzanan her tasa doldu gençliğim
Çerçevesiz kalmış bir resim gibi
Eğrildi kırıldı soldu gençliğim
On sekiz yaş ile otuz arası
Dile destan oldu her macerası
Aynaya bakınca yıllar sonrası
Ağaran saçımı yoldu gençliğim
Yaş kırkta testimiz doldu dolacak
Arzular hayaller toprak olacak
Bir ömür boyunca ne yazık ancak
Felekten birkaç gün çaldı gençliğim
Google'da aratıyordum L yazmış bunu buraya, Google'dan buldum. Hangi ara yazdı niye yazdı zaman ne çabuk geçiyor hiç hatırlamıyorum.
|
 |
lacuna
|
varmış
|
 |
topik
|
lacuna demiş ki:varmış
hmm
|
 |
topik
|
|
 |
evci
|
var miy mis ?!!
|
 |
lacuna
|
varmış valla ben ne yapayım
|
 |
burak
|
Love is an act of endless forgiveness, a tender look which becomes a habit.
Peter Ustinov
enteresan
http://www.best-quotes-poems.com/forgiveness-quotes.html
|
 |
( zıp ) ²
|
Aşk kışın kimsenin canı karpuz çekmezken canın karpuz çekmesidir.
|
 |
( zıp ) ²
|
Aşk arz talep eğrileri arasındaki açıdır. Kendini marjinal zanneder.
|
 |
( zıp ) ²
|
Aşk R halkasının toplama işlemine göre değişmeli olmadığından alt halka olamayan S alt kümesidir. Değişmesiz ve mutludur.
|
 |
( zıp ) ²
|
Aşk Trapezoidal Ruledaki şuursuz cx tir. Aralığı bilinse de bulunamaz.
|
 |
( zıp ) ²
|
Aşk karmaşık sayının imajiner kısmında saklıdır.
|
 |
hnnvansier
|
öyleyse aşk tahsil gerektirir (çünkü bir şey anlamadım .gif) )
|
 |
topik
|
aşk, çoktan seçmeli bir sınavda olmayan şıkkı seçmektir. ya doğru cevapları veren nadir insanlardan olmanızı sağlar ya da sizi diğerlerine madara eder.
|
 |
topik
|
Bugün bir mübarek söyledi, çok hoşuma gitti:
"aşk, insana her şeyi doğru gösterir. Eğriyi de doğru gösterir, üçgeni de doğru gösterir, yamuğu da doğru gösterir.."
|
 |
burak
|
enteresan, ama herkes yamuk o da var, her insanın var yamuklukları, insanız çünkü adımız üstümüzde.
şimdi geldi aklıma,
ölümsüz olan tek aşk, Yaratan' a duyulan aşk olsa gerek
|
 |
topik
|
İşte doğru bir noktayı yakaladınız abi .gif) herkesin yamuğu vardır lakin aşk o yamukları insanın gözüne göstermiyor. Zaten aşkın temeli de buna oturuyor: karşısındakini kusursuz olarak addetmeye.
aşk evliliği yapan, başta karşısındakini kusursuz addeden insanlar zamanla birbirlerinin kusurlarını fark ediyorlar ve evlilikleri çatırdıyor. Zaten bize bu sözü söyleyen mübarek başta "sakın ha aşk evliliği yapmayın gençler" diye girmişti konuya
|
 |
lamelifye
|
Konuya öyle girmişse bu meseleden muzdariptir o mübarek
aşk evliliği dedikleri şeyi yapıp da bir ömür boyu mutlu ve huzurlu yaşayanlar da vardır. zira meselenin temelinde mevedded ile ebedi refikana duyduğun mukaddes bir sevgi vardır.
zannedersem liseli gençler gibi aşık olan çiftlerle alakalı bu söz söyleniyor. çünkü bir gün birine aşık olmuşsan, bir başka gün bir başkasına da aşık olabilirsin. biryerlerden eş bulmuşsan (evlilik sitesi vs) canın sıkılınca yenisini de bulabilirsin.
yoksa aramızda aşık olup evlenen ve bu sözün ucunun gelip dokunacağı kişiler de olabilir
cama taş atıp kaçan çocuk
|
 |
topik
|
Bi ülkeden sorumlu idi mübareğin kendisi ama bilemem tabi neden muzdarip olduğunu
bekara hanım boşamak kolay geliyor da olabilir tabi ama, salt "aşk" için, yani en önemlisi olan fikir birliği olmadan yapılan evlilikleri de görüyoruz. Zaten aşk denilen kavram üzerinde insanlık var olduğundan beri kafa yorulmuş, kimisi tamamen nefsaniliğe dayandırmış, kimisi kutsal olarak atfetmiş. Fakat hepsinin ortak fikri maşuka kavuşulunca aşkın ortadan kaybolduğu. Yani -evet artık bu mantığı kabul ediyorum- aşk kavuşulamayana duyuluyor. Ulaşılamayana da duyulabilir. Bütün aşk destanları öyle mesela, hiç bir aşk destanı "evlenmişler, mutlu mesut yaşamışlar" diye bitmiyor. Ya da en güzel şiirler hep kavuşulamayana yazılmış. Kavuşunca işin cazibesi gidiyor sanırım.
Bazı insanların Aşk ortadan kalkınca yani maşuka kavuşulunca aşkları aşktan daha üstün olan karşılıklı şefkate ve merhamet ve muhabbete dönüşebiliyor. Bazılarında ise tam tersi, maşuka kavuşunca "aslında o kadar da kıymetli değilmişsin" denilebiliyor. Fakat bu ikisinin ayrımı neye göre oluyor onu henüz çözemedim. Dindarlıkla bir alakası vardır muhakkak ama tam oturtamadım.
Yine de insanlara karşı müsamahakar olmak lazım, yani insan her yerde insan, bir ay boyunca sınıfındaki biri için ağlayan ertesi ay başka biri için ağlayan insan da, evlilik sitelerinden her ay farklı gönül dostu bulan insan da benim için aynı. Ama böyle olmayan insanlar da vardır muhakkak.
|
 |
lamelifye
|
Ben ise artik ulaşılamayana-kavuşulamayana filan duyulduğunu düşünmüyorum.
Aşk vesvese gibi..ehemmiyet verirsen şişer büyür ve insanı yutar. His yoğunluğuna insanın zaafından dolayı yenik düşmesi.. Yani bu olaya verilen isim. Hatta hormonların aktivitesine bile incirar edebilirim meseleyi.
Ehemmiyet vermeyince de sönüp gider diyorum.
Kendi adıma da hayatım boyunca insanların aşk dedikleri şeye müptela olacağımı düsünmüyorum. Tezellül gibi geliyor. Hem ben aşık olamam yav.
Dönüp dolaşıp yine zıp ın dediği şeye dayandı mesele: aşk, anıtkabire karşı cay içerken Çocuklarin flaş pileyirda hazırlanmış oyunu oynamalarını izlemektir .gif) bu veya bundan daha karizmatik cümleler..
|
 |
topik
|
vesvese gibi değildir.
vesveseye ehemmiyet vermeyince sönüp gider doğrudur fakat aşk öyle değildir.
vesvese aşkın bir ayağıdır, bir zahmet aşkın bir ayağı olacak, vesvesesiz aşk mı olur ya hu .gif) kuruntular olacak, ümit-ümitsizlik iç içe olacak ki adı aşk olsun bu eziyetin.
his yoğunluğuna insanın zaafından dolayı yenik düşmesi vesvese olmasa gerek kanaat i acizanemce. ya da acizin anladığı manada vesvese olmasa gerek.
aman, hormonların aktivitesi deyip de meseleyi tam olarak realistlerin baktığı şekilde ele almasak, fazlaca duygusuz oluyor çünkü. realistler iyidir hoştur da, bu meseleye bakış şekilleri midemi bulandırıyor. freud'dan farksız bir yaklaşım oluyor onlarınkisi. insan sadece hormondan ibaret bir varlık olsa idi, belki haklılık payı bulunabilirdi.
ehemmiyet vermeyince sönmez, aşka ehemmiyet vermemek gibi bir durum söz konusu değildir. ha uzun zamanla atlatılır mı, atlatılır. fakat gece gördüğü gölgeyi hayalet zanneden bir insanınki gibi bir durum kadar da basit değildir.
ehemmiyet vermeyince sönüp giden, aşk değildir o, adını siz koyun..
ha dünya üzerinde gerçek aşık ne kadardır denilirse, şu an aşık olduğunu iddia edenlerin %5 i idir bile diyemem, gençler çok sabırsız, hemen "aşık" oluveriyorlar.
geyik bir yana, şıpsevdi sakızlarındaki tanımlar gibi de değildir.
aşkı, hakiki bir aşıktan, Mevlana'dan dinlemek lazım mesela.. tabi dünyevi olanları için değil.
küçümsenecek bir hadise değildir yani, 3 tane afili kelimeyi yanyana getiren herkes aşk tarifi yapmış olmuyor, geyik yapmış oluyor.
şefkat vardır ki, aşktan daha güzel, daha üstündür.
ha bir de, "insanın çoğu zaman ettiği sözler onun imtihanını hazırlar." tabi Mevlana Hazretleri bunu daha güzel bir üslupla dile getiriyordu.
|
 |
lamelifye
|
Yok yok, daha yeni yeni geliyor bu düşünce bana.. Zamanı gelince beni anlarsınız belki. Ben de eskiden şekil1A bu minvalde düşünürdüm.
Eger rizayat yaparsak veya yazın sıcağında ramazan harici 30 günden fazla üst üste oruc tutup insanlar yerken beklersek, ne iftar ne sahur arada Allah ne nasip ettiyse atıştırıp geçersek yemekle alakalı düşüncelerimizin ne kadar değişeceğini tahmin edebiliyorum.
Bazı şeyler hiç göründüğü gibi olmuyor.
|
 |
topik
|
lamelifye demiş ki:
Eger rizayat yaparsak veya yazın sıcağında ramazan harici 30 günden fazla üst üste oruc tutup insanlar yerken beklersek, ne iftar ne sahur arada Allah ne nasip ettiyse atıştırıp geçersek yemekle alakalı düşüncelerimizin ne kadar değişeceğini tahmin edebiliyorum.
bilemedim şimdi, tekrardan düzenli yemek yemeye başlarsak sanki yemekle alakalı düşüncelerimiz yine değişir gibi.
|
 |
|
|
|
|
|