warnerblade Forum
wb siteleri warnerblade forum webzine fotoğraf video iletişim english yardımaraGiriş
arge - ayet hadis - bisiklet - dijital - dua - geri - gezi - interaktif - ipucu - iphone - mimar - marka - panorama - samdergi - yıldızder - yolculuk
Cevap Yapıştır Sayfa Geri sar  1, 2
büyürken...
Yazar Mesaj
insan masumiyet, iyi niyet ve saflık gözlüklerini çıkarıp çıkar ilişkileri, yaşamın kargaşası, kariyer gözlüğünü takınca kendini büyümüş zannediyor herhalde..

demis miydim biz buyuduk ve kirlendi dunya
ha bu sozum de fatih e atfolunur



'yaşça büyüyüp hacimce büyümezken' diye ayrı bi topik açasım geldi

cino diye bi çikolata vardı, bilmem hatırlayan olur mu. içinde enteresan macunumsu bişey olan albeni çakması enteresan bişeydi, tombi ve bonibonla beraber benim favori üçlümü oluştururlardı zamanında. annemin yaptığı keki pastayı yemez gider üç kuruş paramı da aptal saptal şeylere yatırırdım. büyürken bayağı akıllanmışım şeklinde konuya bağlayarak bu saçmalığa son veriyorum.

(bkz. bigünde iki finale girenlere verilen günlük saçmalama limitini dolduran saçmalamalar)

yaparak büyürüz

değişmiş olmayı kabullenmek çok zor oluyo

...oyuncaklarını kaybeder, oyunu gerçek sanar insan

( zıp ) ² demiş ki:
değişmiş olmayı kabullenmek çok zor oluyo


bende biraz tersine işliyor sanki..eski davranışlarım çok garip geliyor..yani demek istediğim karşıda bir mesele var, senin bu meseleye yaklaşımın, tepki süresi ve şiddetin, karar verme mekanizması vs.. büyümek güzel, imanda fire vermeyelim de inşAllah geçsin gitsin ya amaaaan sıkıldım diyecem olmayacak..

insan sürekli elinde olan şeyin değerini bilmeme konusunda sorun yaşıyor, hayatının en tatlı keyifli zamanları (muhtemelen günahsız ve sorumluluk sahibi olmamasından kaynaklanıyor) çocukluk zamanlarında ise bi büyüsem, bi büyüsem diyor malesef..

sürekli bi büyüsem dediğim zaman da geçti, çocuk olsam dediğim zamanım da oldu şimdi öyle de değilim
anımı mı yaşıyorum aceba?    şu anda şu okul bitse'lerdeyim sadece evet. şu tus geçse daha doğrusu

bişeyin gelmesini / olmasını / gerçekleşmesini beklerken insan anı yaşayamaz bence, zorlanır en azından , aklı hep ileride takılı kalmış, dibini göremiyor.. ve hayat prosedürleri insana malesef buna zorunlu kılıyor belirli dönemlerde, en yoğun olarak da öğrencilik / akademik kariyer boyunca. işte de biraz öyle ama işte anlıyor insan ne kadar çırpınırsan çırpın çapın belli boyun belli. dünya tınmıyor sen kendini kasarken patlatsan bile. what a relief..

ben de okul bitmesin diye çırpınıyorum ama 2,5 sene kaldı
bu gidişle ben yüksek lisans doktora felan ne varsa yaparım heralde

yap abicim yap, canın ne istiyorsa yap, dışarda bişey yok merak etme.. zaten ister istemez geliyor işin sırası. askerlik derdin mi var sanki biran önce bitirecen

de mi abi ya nası olsa bigün çalışcam bari gittiği yere kadar uzatim şu okulu..

büyürken geleceğe dair kararlar vermek zorunda kalıyo insan tek başına. bazen giyceğim çoraba bile karışabilen annem, 'sen bilirsin, neyi daha çok istiyosan öyle yap' diyiveriyo.. zor yaw büyümek

'sen bilirsin, neyi daha çok istiyosan öyle yap'
bunla ilk karşılaştığın zaman sudan çıkmış balığa dönüyosun
benim babam, ki öyle bi insandır ki ehliyetimi elime yeni verdi, 24 yaşında(!) kaybederim diye
herşeyde karşı çıkarım, herkes karşı çıkar, hatta saçma gelir çoğu zaman ama hep haklı çıkar, öyle bi insan hayatımda
sen bilirsin diyince bi stres oluyorum, ters bişey söylüyorum ki tartışalım, ağzından bikaç laf çıksın ki ben de kesin karar verebileyim diye,bağımlı kişilik miyim neyim?

>>büyümenin belki en kötü yanı, hayata daha realist bakmak zorunda kalmak.. küçükken saçma sapan beklentilerim vardı ne güzel -bir gün yıldızlara çıkabilmek ya da bu dünyadaki enn en çok şey bilen insan olmak gibi- ama şimdi kendime daha minik hedefler koyuyorum, daha yapılabilitesi yüksek hedefler: okuldan mezun olmak gibi

pilot olcam diyodum ben de
niyeyse
babam da televizyona yakından bakma gözün bozulursa pilot okuluna almazlar derdi hep

büyüklerin sıkıntıları dertleri beni ilgilendirmiyodu şimdi herkesin ayrı ayrı sıkıntısı bana yansıyo....

I don wanna grow up lı punkrock bi parça attım wbmp3 e+

dünya kirlendi.

hatırlatiyim dedim

saolasin hatirladik

fg demiş ki:
bu başllıkta hiç bi mesajı okumadım ama escape abla buralara bi yere "biz büyüdük ve kirlendi dünya" yazmıştır kesin


biz küçükken, çok küçükken, aslında o kadar da küçük değilken, işte ilkokula giderken "hatıra defteri" ve "anket defteri" gibi iki ayrı kavram vardı hayatımızda. sınıf arkadaşlarımıza, site arkadaşlarımıza, akrabalarımıza doldurturduk sayfalarını. hatıra derterini yazarken çok zorlanırdım da:

"sevgili x
bu kalbin kadar temiz sayfayı (bu sözü ilk bulan kişiyi alnından öpmek lazım) bana ayırdığın için teşekkür ederim. sen çok iyi bir insansın. inşAllah hep senin gibi iyi insanlarla karşılaşırsın. senin gibi bir arkadaşım olduğu için çok mutluyum. bir de ileride yollarımız ayrılsa bile seni hiç unutmayacağım (yalana bak be şimdi sorsan nerde hatırlarım seni). neyse hadi bir de mani yazayım

hatıra hatıra dedin
başımın etini yedin
al sana hatıra
okudukça beni hatırla
                        seni seven arkadaşın (evet itiraf ediyorum küçükken bencil ve sevgisiz bir insan olduğum için bu tür cümlelerden destek alırdım)  "

işte yukarıdaki metnin farklı kombinasyonlarıyla kaç sayfa doldurmuşumdur kim bilir. yine itiraf ediyorum özel hayata saygısız bir insandım. bana verilen hatıra defterlerinin benden önce yazılmış olan bütün sayfalarını okurdum. aslında amacım ilham almaktı. ne yapayım sıkılıyordum o tür defterleri doldururken.
benim de bir hatıra defterim oldu. ben almadım, ilkokul 5 in son günü bir arkadaşım hediye etmişti bana. ben de gider ayak insanlara birşeyler yazdırayım madem dedim. şimdi o defteri buldum, şöyle bir okudum da oradan esti bu mevzu bana.

hatıra defterlerinden ziyade anket defterleri hep daha çok ilgimi çekmiştir benim
"adınız:
soyadınız:
boyunuz:
kilonuz:
göz renginiz:
(manken ajansına başvuru formu dolduruyoruz sanki)
burcunuz:
doğum tarihiniz:
en sevdiğiniz 3 renk:
en büyük hayaliniz:
ne tür kitaplardan hoşlanırsınız:"

vs vs bir milyon tane soru üretmek mümkün bu defterde. ama son soru muhakkak "anket defterinin sahibi hakkındaki düşünceleriniz" olmalıdır. o soruya da hep "sen çok tatlı bir insansın. arkadaşım olmandan ötürü çok memnunum. inşAllah hayatının kalan kısmında başarılı ve mutlu bir insan olursun" cevabını verirdim.

şimdi düşünüyorum da, çocukluğu özlememden mütevellit mi yoksa gerçekten o defterlerin bendeki yerlerinin ayrı olmasından mı özledim o defterleri şimdiki nesilde yok öyle alışkanlıklar, varsa yoksa internet-telefon. peh.

aslında meseleyi şuraya bağlamaya çalışıyorum ki: küçükken insanın gözünde çok büyük, çok değerli olan şeyler büyüdükçe değerini yitiriyor ya, ona çok içerliyorum bazen.. yani ne kadar değerli şeyler gelip geçmiştir minicik dünyamda, ama benimle büyüyen değerlerin büyüme katsayısı benim büyüme katsayımın karesi ile orantılı galiba. aramızda epey mesafe oldu. küçükken 4 teker, boyum kadar bir bisikletin heyecanıyla 3 gece uyuyamamıştım, şimdi heyecanından uyuyamayacağım şeyleri düşününce, 4 teker bisiklet yanında çok küçük kalıyor..
belli zaman dilimlerinde belli modalar (şimdi düşündüğümde daha uygun bir kelime bulamadım) hasıl oluyordu. bir dönem bisiklet, bir dönem paten, bir dönem oyuncaklar, bir dönem defterler.. patenle kaymak bir tutku halini almıştı bende bir zamanlar.. şimdi ne kadar da monotonlaştık, dünyaya ne çabuk alıştık, yeniliklerden hiç heyecanlanmaz olduk.. herhalde ışınlanmayı bulsalaır bir 4 teker bisiklet karşısında duyduğum heyecanı duyamam..

büyürken duyarsızlaşıyor galiba insan, heyecanını yitiriyor.. hep küçük kalsam diyorum, hep küçük ve heyecan dolu kalsam..

eski alışkanlıklarımızı bırakıp yenilerini ediniyoruz, eski alışkanlıklarımızı yaparken beraber olduğumuz arkilerimizin çoğu yenilerinde olmuyo

Eskiden yediğimiz naneler, bilinçaltına yerleşen levhalar cok acı çektirebiliyor bazen..

Cocuklar ne kadar fitratlarını korusa o kadar iyi.

lamelifye demiş ki:
Eskiden yediğimiz naneler, bilinçaltına yerleşen levhalar cok acı çektirebiliyor bazen..

Cocuklar ne kadar fitratlarını korusa o kadar iyi.


tamamen katiliyorum...  

bide buyurken buyumek icin acele etmemek gerek

insan bir noktadan sonra öğrenmenin en iyi yolunun hata yapmak olmadığını ve her hatayı yapmasına gerek kalmadan da öğrenebileceğini farkediyor. eşik noktası bu oluyor gibi.

Cevap Yapıştır Sayfa Geri sar  1, 2